KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5387 E., 2024/7169 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/675 Esas, 2023/1198 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 3.Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/139 E., 2020/609 K.
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı kişiden alacağına karşılık keşidecisi dava dışı ..., davalı ...'nun avalist olarak imzaladığı, lehtarı ... olan 01.01.2016 düzenleme, 01.04.2016 vade tarihli, 550.000,00 TL bedelli senedi kendisine ciro ettiğini, ...'ün fide satışı nedeniyle davalı ... ile dava dışı ...'ndan alacaklı olduğunu, bononun lehtarın bu alacağı nedeniyle düzenlendiğini, bu bonoya dayalı Antalya 12. İcra Müdürlüğünün 2017/7702 E. sayılı dosyasında takibe konu edildiğini, takip konusu alacağın 718.000,00 TL'ye ulaştığını, davalı ...'nun ödeme taahhüdünde bulunduğunu,
aralarında 01.08.2017 tarihli anlaşmanın düzenlendiğini, ...'nun taahhüdüne uyarak 380.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan alacak için de 10.03.2017 düzenleme, 30.06.2017 vade tarihli, 496.000,00 TL bedelli ...'nun keşideci, ...'nın aval veren sıfatı ile imzaladığı bonoyu verdiğini, bono nedeniyle ...'den 25.000,00 TL, davalı ...'dan 20.000,00 TL tahsil edildiğini,
kalan alacağın tahsili için bonoya dayalı Antalya 8. İcra Müdürlüğünün 2018/2743 E. sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik tahrifat iddiası sonucunda Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/734 E. 2017/636 K. sayılı kararı ile bono üzerinde bedelde tahrifat olduğu kabul edilerek bononun tahrifat ile arttırılan 283.400,00 TL'lik kısmına yönelik takibin iptaline karar verildiğini, davalıların ...'den aldıkları mal nedeniyle faturadan kaynaklı borçlu olduklarını,
bononun ciro edilmesi ile ...'ün alacağını davacıya temlik etmiş sayıldığını ileri sürerek öncelikle Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/263 E. sayılı dosyasında davacı aleyhine hükmedilen 56.680,00 TL inkar tazminatının yargılamanın sonuna kadar ertelenmesine, davacının 283.400,00 TL alacağının davalılardan tahsiline, Antalya 8. İcra Müdürlüğünün 2018/2743 E. sayılı dosyasındaki takibin 283.400,00 TL asıl alacak ve fer'ileri yönünden devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin oğlu olan ...'nun davacıya borcu olduğunun bildirilmesi üzerine 9.600,00 TL bedelli senet düzenleyip verdiğini, bu senedin tahrif edilerek 496.000,00 TL'ye yükseltildiğini, müvekkilinin yaşlı, işitme ve görme kaybı olduğunu, davacının müvekkilinden Antalya 12. İcra Müdürlüğünün 2017/7702 E. sayılı dosyasında takibe konu ettiği 550.000,00 TL bedelli bonoyu da aldığını, davacının alacaklı olduğu tutar ile ilgili çelişkili iddialarda bulunduğunu, davacı ile müvekkili arasında düzenlenen anlaşma ile 380.000,00 TL ödeme yapılması halinde kalan tüm alacak ve takip hakkından davacının feragat ettiğini, müvekkilinin ibra edildiğini, müvekkili ile davacı arasında temel ilişkinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacıyla bir alış-verişinin olmadığını, davalı ...'nun kendisine gelerek ... isimli şahsa senet borcu olduğunu ancak bir yerden gelecek parası olduğunu bu para geldiğinde borcunu ödeyeceğini ancak para gelene kadar da ...'e kefilli senet vermesi gerektiğini söylediğini, kendisine miktarı sorduğunda 495.000,00 TL'lik senet vereceğini söylediğini, kendisinin bu kadar yüksek evraka imza atamayacağını, bu parayı ödeyecek durumunun olmadığını söylediğini, davalı ...'in ise gelecek parası olduğunu sorun çıkmayacağını, davacı ... de başka senedi olduğunu ve onun kefilliğinin formalite olduğunu söylediğini,
kendisine inandığını ve senede kefil olduğunu, senedi daha sonra ödemediğini öğrendiğini ve Saminin icrayı durdurması için 20.000,00 TL ödeme yaptığını, davacının bir süre beklediğini ancak Hüseyin'in borcu ödememesi üzerine kendilerini icraya verdiğini, senetteki imzaların Hüseyin ile kendisine ait olduğunu, asıl borçlunun ise ... olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında düzenlenen ve varlığı ihtilafsız olan 01.08.2017 tarihli anlaşmada, anlaşma tarihi itibariyle borcun 712.281,43 TL olduğunun kabul edildiği, nitekim Antalya 12. İcra Müdürlüğünün 2017/7702 E. sayılı dosyasında da aynı tarihli taahhüt beyanında da taahhüt tarihi itibariyle borcun 712.281,43 TL olduğunun kabul edildiği, anlaşmanın 3. maddesinde de davalı ...’in 380.000,00 TL ödemesi halinde davacı alacaklının geri kalan tüm alacak ve takip hakkından feragat ve borçluları ayrı ayrı gayri kabulü rücu ibra edeceğinin belirtildiği, davalı ...’in 380.000,00 TL bedeli ödediği,
her ne kadar davacı vekili, taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca bakiye 338.000,00 TL için 496.000,00 TL bedelli senedin ödeme sayılacağını iddia etmiş ise de bu hususun anılan anlaşma belgesinde yazılı olmadığı, davacının bu hususu ispat edemediği, davanın davacının dava dışı ... ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle alacak iddiasına dayalı olduğu, alacak iddiasının bono ile ilgisinin bulunmadığı, dolayısıyla davalıların 01.08.2017 tarihli anlaşma uyarınca davacıya borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticari ilişki nedeniyle alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5387, K. 2024/7169, 8 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama