KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6426 E., 2024/7442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1630 Esas, 2023/1543 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Amasya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/208 E., 2022/152 K.
Karar Metni
780 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ve oğlunun müvekkilin zor durumda olduğunu bildikleri için borç olarak istemiş olduğu 88.000,00 TL'yi vermek için takibe konu edilen diğer iki adet 208.000,00 TL, 245.000,00 TL bedelli senetleri de imzalamasını istediğini, aksi takdirde 88.000,00 TL vermeyeceklerini beyan ederek müvekkilin o anki psikolojisinden de yararlanarak baskı ile diğer senetlerin de imzalatıldığını, 88.000,00 TL harici senetlerin bir hükmü olmayacağını yırtıp atacaklarına müvekkili inandırarak iradesini yanıltarak hile ile imzalattıklarını, müvekkile imzalatılan senetler karşılığında hiçbir şekilde ticari ilişki bulunmadığını,
bedeli olmayan senetlerin davalı tarafça icraya konulduğunu, ödeme yapabilmek için galericiye aracını rehin bırakmış ve galerici ... tarafından davalı ...'a 30.07.2020 tarihinde 16.000,00 TL ödeme yapıldığını, ayrıca müvekkil tarafından " ...
Borç Karşılığı" açıklaması ile yine 30.07.2020 tarihinde 17.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek 88.000,00 TL'lik takibe konulan bonodan ve ferilerinden dolayı yapılan ödemeler nedeni ile takip miktarı kadar müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, 208.000,00 TL'lik takibe konulan bonodan ve ferilerinden dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine, davalı kötü niyetli olduğundan dava miktarının %20'inden aşağı olmamak üzere cezalandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın borçlu olmadığı soyut bir iddia olup dosya kapsamında borçlu olmadığına yönelik senede karşı senetle ispat kapsamında yazılı bir delil sunulmadığını belirterek davanın reddini ve borçlunun %20’den aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu bonoların davacı tarafından düzenlendiği ve davalının lehtar olduğu, bonolar üzerinde hatır senedi olarak verildiğine veya borç karşılığı teminat olarak verildiğine dair hiçbir ibare yer almadığı, senet metninde malen kaydı veya teminat senedi olduğuna dair de bir kayıt bulunmadığı, dosya kapsamına sunulan banka ödeme dekontlarında hangi borca ilişkin ödeme yapıldığına ve dava konusu bonolara dair ödeme yapıldığına dair bir kayıt ve ibare bulunmadığı,
davalının davacı tarafından teklif edilen yemini eda ettiği, davaya konu bononun illetten mücerret olduğu dolayısıyla asıl borç ilişkisinin kıymetli evrakı etkilemediği ve bononun teminat veya hatır senedi olarak verildiğinin ve temel borç ilişkisi bulunmadığının veya geçersiz olduğunun, senetlerin bedelsiz olduğunun ispat yükünün bu hususu iddia eden davacı üzerinde bulunduğu, borçlu olmadığını davacının ispat edemediği,
davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin davacının kötüniyetli olduğu hususu sabit olmadığından ve yasal koşulları oluşmadığından reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın tazminat talebinin davacı tarafın kötü niyetli olduğu hususu sabit olmadığından reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle, icra ve dava konusu yapılan 208.000,00TL bedelli bonoda teminat senedi olduğuna yönelik bir kaydın bulunmamasına, 33.000,00 TL bedelli dekontlarda ödemenin hangi borca yönelik olduğuna ilişkin bir kaydın bulunmamasına,
davacı tarafından icra takibi nedeniyle davalıya borçlu olmadığının ispat edilememesi nedeniyle yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde ve davalının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, iki adet bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6426, K. 2024/7442, 22 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama