KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6451 E., 2024/7419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1982 Esas, 2023/1422 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmak suretiyle dava ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/39 E., 2021/130 K.
Karar Metni
1.117 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince (1) no.lu davacının başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı (2) no.lu davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin "..." ve "..." markaları ile mutfak gazı olarak bilinen sıvılaştırılmış petrol gazı dağıtım ve tevzi işi ile iştigal ettiğini, müvekkilleri adına tescilli markaları ihtiva eden, mülkiyeti müvekkillerine ait olan tüplerin depozito karşılığı bayii ve abonelere verildiğini, müvekkili şirketlerinin kendi bayilerinin dahi tüpleri LPG dağıtım amacı ile kullanılmak dışında yetkisinin olmadığını, müvekkillerinin bayisi olmayan davalı şirkete ait işyerinde, işyeri yetkilisi davalı ... nezaretinde arama - tespit işlemi yapıldığını,
Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile kolluk kuvvetlerince yapılan 07.06.2017 tarihli tespit işleminde davalı şirketin adresinde 7 adet "..." markalı, 523 adet ... markalı muhtelif ebatlarda boş tüpün tespit edildiğini, davalıların ... ve ... markalı tüpleri piyasadan topladıklarını, müvekkili şirketlere ait markaları taşıyan tüpleri ticari faaliyete konu ettiklerini, bu durumun marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, boş tüplerin kendi yedinde bulundurulması suretiyle tüplerin piyasa dolaşımının engellendiğini, bu durumun müvekkili şirketlerin abone ve kâr kaybına sebep olduğunu davalının eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğini,
müvekkili şirketlerin maddi-manevi zararlarının olduğunu ileri sürerek davalı eyleminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men'ine, maddi ve manevi zararlarının tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; bahsekonu tespitin ...
Dolum tesisi giriş kapısı karşısında bulunan ve hazine arazisi olduğu tespit edilen alanda gerçekleştiğini, müvekkili ...'nın söz konusu tutanakta ve 08.06.2017 tarihli ifadesinde belirttiği üzere söz konusu tüplerin bayilere ait olduğunu, müvekkili şirketin diğer şirketlere ait tüpleri almaması nedeniyle bayilerin muhtelif markalardaki boş tüpleri hazineye ait alana bıraktıklarını ve bayilerin bu alanda anlaşmış oldukları takasçı ile tüp değişimini bu alanda yaptıklarını ifade ettiğini, müvekkili şirketin, bayilerinin tüpleri bu şekilde takas etmesine karışmadığını, bu işe aracılık da etmediğini,
kabul anlamına gelmemekle birlikte 19.10.2017 tarihli ve 30215 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan değişikliğin 11. maddesi ile LPG Piyasası Kanunu Yönetmeliğinin 20/f maddesindeki "boş" ibaresinin yönetmelikten çıkarıldığını, buna göre LPG dağıtıcı şirketlerinin tesislerinde ve ikmal araçlarında başka dağıtıcı şirketlere ait boş tüpleri bulundurmanın mevzuata aykırı olmadığını, tüplerin hepsinin boş olduğunun Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/626 soruşturma numaralı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu, davacı iddialarını kabul etmediklerini, davacıların piyasada 10 milyon tüpü olduğunu,
530 tüpten dolayı zarara uğrayıp uğramadığının bilirkişi raporu ile ortaya çıkacağını, tüpler müvekkilleri yedinde olmadığı için tüp bedellerinin istenemeyeceğini, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, eldeki dava konu olayla ilgili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada söz konusu tüplerin davalılara ait tesisin girişine yaklaşık 20 metre uzaklıkta boş bir alanda bulundukları, tüplerin iş yerinin içerisinde bulmadıkları, kolluk güçlerince iş yerinin içerisinde arama yapıldığı ancak bir suç unsuruna rastlanmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, maddi olgunun tespitine dair ceza mahkemesi kararının hukuk hakimini bağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; davacıların “...” ve “...” markalarının tüp emtiası için adlarına tescilli olduğu, uyuşmazlığın davalıların davacılara ait markaları taşıyan tüpleri haksız olarak ellerinde bulundurup bulundurmadıkları ve bu tüplere dolum yaparak satışa sunup sunmadıklarına ilişkin olduğu, her iki davacı vekili de dava konusu tüplerin bulunduğu yerin davalıların hakimiyet alanında olduğu ve haksız rekabetin gerçekleştiğinden bahisle istinaf talebinde bulunmuşlarsa da;
incelenen arama ve el koyma tutanağı, bu tutanağı düzenleyen ve ceza mahkemesinde tanık olarak dinlenen jandarmaların beyanları ile davaya konu olan ve davacı şirketlere ait markaları taşıyan tüplerin boş olarak davalı şirkete ait iş yerinin 20 metre kadar uzağında, Hazine arazisi üzerinde bulundukları, ayrıca burada başka markaları taşıyan tüplerin de mevcut olduğu, davalılara ait iş yerinde bu tüplerden mevcut olmadığının sabit olduğu, davalı ...’nın ceza mahkemesindeki savunmasının ve davalıların cevap dilekçesindeki savunmalarının aksini kanıtlayan bir delilin olmadığı,
davalıların bu tüpleri kendi gazları ile doldurarak satışa sunduklarının ispatlanamadığı, bu nedenle markaya tecavüzün söz konusu olmadığı, davacılara ait tüplerin satışlarını etkileyecek şekilde davalılar tarafından piyasadan toplanması hali haksız rekabet oluşturacaksa da, bu tüpleri davalıların topladığına dair iddiaların aksini gösteren bir delilin bulunmadığı, ceza mahkemesince sanığın atılı suçu işlediğine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararlarının hukuk hakimi için bağlayıcı olmadığı,
somut olayda beraat kararı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca verilmiş olup hukuk hakimi için bağlayıcı olmadığından, hakimin dosyaya sunulan delilleri değerlendirerek sonuca varması, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi uyarınca da tazminat sorumluluğunu değerlendirmesi gerektiği, ancak davalıların iş yerinin dışında Hazine arazisinde bulunduğu sabit olan dava konusu tüplerin davalılar tarafından piyasadan toplandıklarının dosyaya sunulan delillerle davacılar tarafından kanıtlanamadığı,
davalıların bu eylemle bağlantıları tespit edilemediğinden tazminat sorumluluklarının da bulunmadığı, ancak davacı ...Ş. vekilinin vekâlet ücretine dair istinaf sebeplerinin haklı olduğu gerekçesiyle davacı ...Ş. vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, diğer davacının istinaf taleplerinin esastan reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı ... Dağ. ve End. A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacılara ait markaları haiz boş tüplerin davalı tarafından toplandığı ve kullanıldığından bahisle marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi.
3. 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesi.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6451, K. 2024/7419, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama