KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6495 E., 2024/7877 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1261 Esas, 2023/1332 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/177 E., 2023/265 K.
Karar Metni
821 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde.
21.07.1998 tarihinde kurulan davalı şirketin son ortaklık yapısının ..., Halit Kavafoğlu, ..., Mehmet Kavafoğlu 200’er pay şeklinde olduğunu, davalı şirketin sunduğu 05.01.2023 tarihli dilekçe ekinde yer alan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2017/394 E., 2019/901 K. sayılı karar ilamı ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/4813 E., 2021/4709 K. sayılı ilamı gereğince şirket ortaklarından ... ve ...'nun ortaklıktan çıkmalarına karar verildiğini, bu bağlamda davalı şirketin Mahkeme ilamı doğrultusunda işlem yapılmasını istediğini,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 642 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ayrılma akçesinin, şirket kullanılabilir bir özkaynak üzerinde tasarruf ediyorsa ayrılan kişinin esas sermaye payları devredilebiliyorsa, esas sermaye, ilgili hükümlere göre azaltılmışsa, ayrılma ile muaccel olduğunu, diğer taraftan aynı Kanun'un 612 nci maddesinin birinci fıkrasında, şirketin kendi esas sermaye paylarını, sadece bunları alabilmek için gerekli tutarda serbestçe kullanılabileceği öz kaynaklara sahipse ve alacağı payların itibari değerlerinin toplamı esas sermayenin yüzde onunu aşmıyorsa iktisap edebileceğini,
ikinci fıkrasında ise şirket sözleşmesinde öngörülen veya mahkeme kararıyla hükme bağlanmış bulunan bir şirketten çıkma veya çıkarma dolayısıyla esas sermaye paylarının iktisabı halinde birinci fıkradaki üst sınırın yüzde yirmi olarak uygulanacağının hüküm altına alındığını, mahkeme kararı ile şirket ortaklarından ... ve ...'nun ortaklıktan çıkmalarına karar verilmiş ise de çıkartılan ortakların şirket pay durumu hakkında herhangi bir hükme yer verilmediğini,
bu nedenle ortaklıktan çıkmasına hükmedilen bu şahısların şirket paylarının akıbetinin tespitinin zorunlu hale geldiğini ileri sürerek şirket ortaklarından olup da yargı kararı ile ortaklıktan çıkmalarına karar verilen ... ve ...'nun şirkette bulunan payların akıbetinin ne olacağının tespitine, verilecek karar doğrultusunda bu payların re’sen tescil ve ilan edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; her ortağın haklı sebeplerin varlığı halinde mahkemeden şirketin feshi, davacı ortak fıkrasında düzenlendiğini, madde hükmünde ayrıca mahkemenin şirketin feshi yerine payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına ya da duruma uygun düşen kabul edilebilir bir başka çözüme hükmedebileceğine değinildiğini, mahkemeye şirketin feshi yerine ortağın ortaklıktan çıkarılmasına karar verebilme imkânının anılan maddede kabul edilebilir diğer çözümlere örnek olarak gösterildiğini, ... ve ...'nun çıkma payları karşılığında ortaklıktan çıkartılmasına dair verilen kararın onandığını,
hükmün 02.06.2021 tarihinde kesinleşmiş olması sebebiyle mahkeme ilamının gereğinin yerine getirilmesi ve ... ve ... mirasçılarının şirkette bulunan paylarının akıbetinin tespitine müteakip müvekkili şirket ortaklığından cebren çıkarılması ve re'sen tescili için Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yetki verilmesi gerektiğini, davanın talep sonucunu kabul ettiklerini belirterek davanın kabulüne, Alim ve ...'nun ticaret sicil kayıtlarında müvekkili şirket ortaklığından cebren çıkarılması ve resen tesciline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, şirketten çıkartılmasına karar verilen ortakların paylarının ne olacağı çıkartma kararında belirtilmediğinden davalı şirketin ayrılan ortakların paylarını devretme yetkisini haiz olduğu, esas sermayesinin azaltılması yoluna da gidebileceği, çıkartılan ortakların paylarının şirketçe iktisap edilip edilmeyeceği, şirket tarafından üçüncü şahıslara devredilip devredilmeyeceği ya da diğer şirket ortaklarınca devralınıp alınmayacağı hususlarında davalı şirketin ortaklar kurulunun karar alabileceği, davacının istemlerinin yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirket genel kurulunun ortaklıktan çıkarılan ortakların şirket payları konusunda şirket müdürünü, şirketin kendi paylarını iktisabı konusunda yetkilendirebileceği veya böyle bir iktisabın onaylayabileceği, bu genel kurul kararından sonra şirket müdürünce ticaret siciline başvuru yapılabileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket paylarının akıbetinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 612 inci ve ve 616 ncı maddeleri.
3.Ticaret Sicil Yönetmeliğinin 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi, 26 ncı maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6495, K. 2024/7877, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama