KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/1487 E., 2025/667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1810 Esas, 2023/1698 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/400 E., 2020/33 K.
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili firmanın “...” ibareli tanınmış markasının bulunduğunu, davalının 07.02.2017 tarihinde “...” markasını tescil ettirmek istediğini, müvekkiline ait “x ...”, “x”, “x ...”, “...”, “x ...”, “ ...” markalarında X harfinin temel görsel olarak göze çarptığını, davalının müvekkiline ait logoları aynen kullanmak suretiyle “...” markasını meydana getirdiğini, müvekkiline ait markalar ile davalıya ait markanın benzer olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, marka başvurusunun kötüniyetle gerçekleştirildiğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2018/M-8307 sayılı kararının iptaline, 2017/10408 sayılı "..." ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesi anlamında benzerlik olmadığını, X harfinden kaynaklı kısmi benzerliğin iltibasa yol açmayacağını, SMK'nın 6/6 hükmü yönünden dava konusu başvuru davacının ticaret unvanından oluşmadığından, davacının iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu, aynı Kanun’un 6/9 hükmü anlamında davacının kötüniyet iddialarını destekleyecek bir delil sunamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu 2017/10408 sayılı marka ile davacının itirazlarına dayanak yaptığı markalar arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, SMK'nın 6/1, 6/5, 6/6 ve 6/9 hükümleri uyarınca 2017/10408 sayılı davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet "X" esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/6 hükmü anlamında bir benzerlik bulunmadığı, harfler ve sayıların tek başına marka olarak kimsenin tekeline bırakılamayacağı, bunların ancak ilave unsurlarla tescili ya da kullanımı sonucu ayırt edici kılınması suretiyle tescili mümkün olan işaretlerden olduğu,
tescil sağlandığında bile ayırt edicilik düzeylerinin düşük olduğu, SMK'nın 6/5 hükmündeki tanınmışlık ve 6/6 hükmünde sayılan koşulların oluşmadığı, kötüniyete dayalı iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1487, K. 2025/667, 6 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama