KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/1706 E., 2025/1137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2039 Esas, 2023/2072 Karar
- Karar
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2014/962 E., 2019/181 K.
Karar Metni
902 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'nin 2008 yılında müvekkili şirketi kurduğunu, muhtelif yazılım işleri gerçekleştirdiğini, davacının ülke çapında başarılı bir yazılım müellifi olduğunu, davalı ...'nın davalı şirketin temsilciliğini yaptığını, davalı şirket eliyle müvekkili şirketin haklarını ve itibarını ihlal ettiğini, ortaklar arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle açılan şirketin feshi davası sonrasında tarafların 04.03.2011 tarihli sulh sözleşmesi ve ibraname imzalayarak ayrıldıklarını,
davalıların sulh sözleşmesinin imzalanmasından 20 gün içinde ... ve müvekkili şirket aleyhine haksız rekabet etmeye yönelik karalama ve hakarete başladığını, suç duyurularının takipsizlikle sonuçlandığını, ihtarnameler düzenleyerek asılsız suç duyuruları ile müvekkilinin ticari ilişkisinin olduğu şirketleri hiç ilişkisi yok iken zor durumda bıraktığını, şikayet dilekçesindeki isnatlarını ispatlayamadığını, bu nedenle 31.10.2011 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalıların vekilleri eliyle müvekkili şirket ve yetkilisi hakkında dolandırıcılık, hırsızlık,
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na (5846 sayılı Kanun) muhalefet başta olmak üzere birçok isnatları, iftiraları ve hakaretleri haiz dilekçeleri kaleme aldığını, imzaladığını ve mercilere ibraz ettiğini, ticari sahada faaliyet gösteren çok sayıda gerçek ve tüzel kişilere duyurusu ile ilişkilendirerek ihtarnameler tanzim ve tebliğ ettiğini, müvekkili şirket ve yöneticisini yazılım konusunda hırsızlık ve dolandırıcılık gibi aslı olmayan iddialar ile karşı karşıya bırakacak iddiaları içeren ihtarnameleri, piyasadaki ilgili ilgisiz birçok şirkete noter kanalı ile göndermek şeklindeki eylemlerinin kasıtlı olduğunu,
bu nedenlerle davacı şirketin cirosunun düştüğünü, davacı şirket ile ticari ilişkisi bulunan ... Elektrik Bilgi Tek. San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nin mesnetsiz ihtarnamelere muhatap tutulduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, şimdilik 120.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminatın müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, müvekkili şirket yöneticisi hakkında “dolandırıcılık ve hırsızlık” ve 5846 sayılı Kanun'a muhalefet ve benzeri ihlal, haksız fiil teşkil eden beyanları ve bunları üçüncü kişilere duyurulmuş olmasından dolayı şimdilik davalı hakkında 10.000,00 TL maddi, 18.0000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin üzerinde çalıştığı ve ticari sır niteliğindeki yazılım programının kopyalanması ve izinsiz kullanılmasının önlenmesi için İstanbul Teknik Üniversitesi'ne (İTÜ) Müraacatla Ulusal Yazılım ve Sertifikasyon Veri Tabanı'na yüklenmesinin istendiğini, önce “...” ismiyle 458930 numaralı Proje Klasörüne kayıt sertifikasyonu ve orijin eşlik denetimi temin edildiğini, bilahare de “PMU M Piyasa Yöneti Sistemi” adıyla son haliyle tescil edildiğini, koruma altında olduğunu, taraflar arasında imzalanan 04.03.2011 tarihli sulh sözleşmesinin 2. maddesine göre davalı şirket tarafından üretilen "...
Piyasa Yönetim Sistemi" isimli yazılımın ve bundan sonra üretilen ileri versiyonlarının da davalı şirkete aidiyetini koşulsuz olarak kabul edip imzaları ile onayladıklarını, davalı şirket adına yapılan müracaat ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada ihtilafın hukuki nitelik arz ettiği gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiğini, adli mercilerce yapılan işlem ve alınan kararların müvekkili firmaya mal edilmesinin yasal dayanağının bulunmadığını, davalı ... husumet düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile olay tarihi itibariyle davanın 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) haksız rekabete ilişkin hükümlerine göre çözülmesi gerektiği, anılan Kanun'un 57/1 hükmünde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemenin bir haksız rekabet hali olduğunun hüküm altına alındığını,
Yargıtay’ın da verdiği kararlarında bir kişinin rakibinin ticari itibarını bozmak ve onun müşterileri üzerinde olumsuz etkide bulunmak amacıyla sözde suçlamalarda bulunarak dava açmasını haksız rekabet saydığı, davalının 17.02.2011 tarihinde tescil ettirdiği bilgisayar programını korumak için 23.03.2011 tarihinde ihtar yaptığının tespit edildiği, diğer yandan davalının, kendi programının korunması amacıyla açtığı davalar ve yaptığı şikayetlerin kanunun kendisine tanıdığı haklar kapsamında kaldığı,
bu nedenle davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi itibari ile davalıların, davacı şirkete ve diğer şirketlere gönderdiği ihtarnameler nedeni ile bir haksız rekabet fiilinin oluşmadığı, öte yandan aldırılan bilirkişi raporuyla ihtarın yapıldığı 23.03.2011 tarihi ile davanın açıldığı 21.02.2012 tarihi arasında davalıların fiili ile meydana gelen bir zararın varlığının tespit edilemediği, davalının davacı şirkete ve diğer şirketlere gönderdiği 23.03.2011 tarihli ihtarnameler nedeni ile bir haksız rekabet fiilinin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin, kendisinin üretip 17.02.2011 tarihinde tescil ettirdiği PMUM Piyasa Yönetim Sistemi adlı bilgisayar programının korunmasına yönelik ihtarnameler düzenlediği, şikayet yoluna başvurduğu, bu yolların kendisine yasalar tarafından tanınan haklar olduğu nazara alındığında, davalıların eylemlerinin haksız rekabet teşkil etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1706, K. 2025/1137, 20 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama