KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2432 E., 2025/1073 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/322 Esas, 2024/346 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/483 E., 2020/619 K.
Karar Metni
816 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine Bakırköy 7. İcra Müdürlüğünün 2018/4170 E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile icra takibi başlatıldığını, takibe konu 1.600.000,00 TL bedelli senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin oğlu ...'ın eşinin babasının senet alacaklısı göründüğünü, müvekkili ile bu şahıs arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, senedin müvekkilinin oğlu tarafından babasının kasasından alınıp davalıya verildiğini, bu sahte senet ile ilgili olarak ceza yargılamasının devam ettiğini, takip konusu senedin sahte yollarla tanzim edildiğini,
davaya konu senedin ne şekilde ele geçirildiği anlaşılamamakla birlikte müvekkilinin tüp dolum şirketi işlettiği sırada yanında çalışan oğlu tarafından kasadan çalındığına kanaat getirildiğini, sonrasında ...'ın babası ile olan kişisel husumeti nedeniyle senedi ...'a verdiğini yaptıkları araştırmalar neticesinde tespit ettiklerini, takip konusu senet üzerinde YTL yazılmasının ve müvekkili ile ... arasında hiçbir ticari ilişkinin olmamasının iddialarını desteklediğini, 2009 yılından önce müvekkiline ait olan senedin davalının damadı tarafından her nasılsa ele geçirildiğini,
senedin vadesi geçtiği halde üzerinde oynamalar yapılarak icra takibine konu edildiğini, senedin zamanaşımına uğradığını, düzenleme yerinin belli olmadığını, bilirkişi incelemesi ile senet üzerindeki yazılarda oynama ve tahrifat yapıldığının anlaşılacağını ileri sürerek müvekkilinin takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senedin bizzat davacının bilgisi dahilinde düzenlenip davacı tarafından imzalandığını, takibe konu senedin sahte yollarla tanzim edilmediğini, senet üzerinde YTL yazmasının borcun gerçekliğini etkilemeyeceğini, her ne kadar senet üzerinde düzenleme yeri yazılmamışsa da borçlunun ad ve soyadının yazılı olduğu yerin düzenleme yeri kabul edildiğini, senet üzerinde oynama ve tahrifat yapılmadığını, davacının borçlu olmadığını yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini, davacının talebi ile müvekkilinin döviz olarak geri ödenmek üzere davacıya toplamda 500.000,00 TL borç verdiğini,
yine 2014 senesinde davacının teklifi üzerine müvekkilinin evini satıp parasını davacıya vermeyi, davacının da bunun için müteahhitin yapacağı yeni evlerden sıfır 500.000,00 TL'ye tekabul edecek daireyi müvekkiline vermeyi kabul ettiğini, sonuç olarak tarafların kur farkı ile birlikte 1.600.000,00 TL tutarında bir senet düzenlenmesi hususunda karşılıklı mutabakata vardıklarını, müvekkilinin senedi aldıktan 2 ay sonra evinin satışını gerçekleştirerek parasını davacıya ödediğini, senedin ve para alışverişinin gerçek olduğunu,
davacının ailevi sorunları ve taşınmazları üzerindeki hacizlerden dolayı bir türlü müteahhit ile anlaşma sağlayamadığını, davacının yeniden tefecilere bulaştığını öğrenen müvekkilinin icra takibi başlattığını savunarak davanın reddine, alacağın %20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığı, senedin kim tarafından, ne zaman, neye istinaden verildiğinin belli olmadığı, senetteki yazılar üzerinde oynama ve tahrifat yapıldığı iddiaları ile ilgili Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/54362 sayılı soruşturma dosyasının sonucunun beklendiği, bu dosyada takipsizlik kararı verildiği, yazı yaşı tayini mümkün olmadığından senetteki tarihin sonradan yazıldığı ve zamanaşımına uğradığı iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senette keşidecinin davacı, lehtarının davalı olduğu, düzenleme yerinin bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 777/4 hükmü uyarınca, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı, senedin keşideci adının yanında yazılı olan Ayvacık- Çanakkale'de düzenlendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla unsurlarının tam olduğu, kambiyo vasfını taşıdığı, senetteki imzaların kuvvetle muhtemel davacı eli ürünü olduğu hususlarının tespit edildiği,
imzanın aidiyeti hususunda ispat yükü üzerinde olan davalının bu savunmasını ispatladığı, senet üzerinde nakten kaydının bulunmasına göre davalının “senedin nakit karşılığında alındığı” yönündeki savunmasının senedin talili niteliğinde olmadığı, senedin çalınmak suretiyle davalı tarafından doldurulduğu yönündeki iddiaların davacı tarafından ispatlanması gerektiği, ancak bu hususta Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/54362 sayılı soruşturma dosyasında yürütülen soruşturma sonucunda iddialara yönelik olarak takipsizlik kararı verildiği,
dolayısıyla davacının iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan ve icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2432, K. 2025/1073, 19 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama