KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2619 E., 2025/932 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- İncelenen kararın mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/59 E., 2019/491 K.
Karar Metni
717 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerininmarkalarının maliki olduğunu, müvekkili firmasının Kolombiya’nın en büyük moda perakendecileri arasında yer aldığını ve 22 yıldır markası ile moda sektöründe faaliyet gösterdiğini, dünya çapında ABD dâhil olmak üzere pek çok ülkede 25. sınıf başta olmak üzere 03, 09 ve 18. sınıfta yer alan moda ürünleri ile 35. sınıfta yer alan hizmetler için markalarının tescilli olduğunu, davalı tarafın müvekkiline ait markayı 14.04.2016 tarihinde 25, 35 ve 41. sınıf eşya ve hizmetler için tescil ettirdiğini, müvekkilinin markası üzerinde gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu,
müvekkili şirketin Türkiye tedarikçileri tarafından müvekkili şirkete kesilen bir kısım faturaların, ithalat belgelerinin, beyannamelerin, e-posta yazışmalarının bilgilerini dosyaya sunduklarını, tamamının davalı markasının başvuru tarihinden önceki tarihli olduğunu, müvekkiline ait markasının 25.sınıf emtia bakımından tanınmış marka olduğunun "Kolombiya Cumhuriyeti Endüstri ve Ticaret Üst Kurulu" tarafından kabul edilmesi nedeni ile de davalı markasının hükümsüzlüğünün gerektiğini, davalının müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği gibi müvekkili şirketin markalarını da bildiğini,
müvekkilinin markasının son derece özgün ve orijinal olduğunu, tesadüfen böyle bir ibare tercih edilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürerek 2016/33920 numaralı ibareli markanın tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ülkemizde tescil edilmemiş olan markasını dünyaca tanınmış marka sınıfına sokarak haksız davasını meşrulaştırma amacı taşıdığını ve markasının tanınmış olduğu yönündeki iddianın da yersiz olduğunu, söz konusu markanın Türkiye’de faaliyet gösteren hiçbir mağazası bulunmadığı gibi bahse konu markayla satılan hiçbir ürününün de bulunmadığını, davacının dosyaya sunduğu görseller ile müvekkilinin markasının görsel olarak hiçbir benzerlik taşımadığını, müvekkilinin " ibaresini tercih etmesinin kelimesinden kaynaklandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının, davacı markası ile hiç karşılaşmadığını ve anılan ibareyi bilinçli olarak tercih etmediğini iddia etmesinin mümkün olmadığı, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalının, kendi adına tescilli markasının kötüniyetli olarak tescil edildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2016/33920 sayılı markanın tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/4 ve 6/5 hükümlerine göre tanınmış olduğunun ispatlanamaması nedeni ile davacılar vekilinin istinaf talebinin yerinde olmadığı, davalı vekilinin istinaf itirazlarına gelindiğinde, somut olayda, yurt dışında herhangi bir ülkede farklı kişiler adına tescilli bir markanın ülkemizde de bir başkası adına tesciline hukuki engel bulunmadığı,
davacının yurt dışındaki tescilli markalarının, davalının marka başvuru tarihinden önce ülkemizde de ilgili sektörde tanınmışlığının ispat edilemediği ve tek başına, yurt dışında tescilli bir markanın, ülke içinde bir başkası adına tescil edilmek istenmesinin kötüniyetin varlığının kabulü için yeterli bulunmadığı, başkaca da bir kötüniyet halinin varlığının ispat edilemediği,
bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı gerçek kişinin kötüniyetli olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı markasının kötüniyetle tescil ettirildiği iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2619, K. 2025/932, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama