KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2636 E., 2025/746 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1955 Esas, 2024/139 Karar
- Karar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/384 E., 2021/296 K.
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...” ibaresini marka olarak tescil için başvuruda bulunduğunu, davalı Şahsın, 2019/48430 kod numarasını alan başvuruya, adına tescilli 2006/31856, 2010/43608 ve 2010/43610 sayılı markalara dayanarak yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edildiğini ve başvuru kapsamından bir takım emtiaların çıkarıldığını, anılan karara karşı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) nezdinde yaptıkları itirazın da reddedildiğini, oysa müvekkilinin itiraza mesnet markalar aleyhine açtığı hükümsüzlük davasının derdest olduğunu,
müvekkilinin başvuruya konu ibare üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğu gibi müvekkili adına tescilli 2005/22452 sayılı “... TARİHİ MERKEZ EFENDİ KÖFTECİSİ” ibareli markanın, başvuru markası bakımından müktesep hak teşkil ettiğini ileri sürerek davaya konu YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Şahıs vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzer olduğunu, davacı yanın uyuşmazlık konusu ibareyi kendisinin var ettiğine ve bu ibare üzerinde önceye dayalı hak sahipliği bulunduğuna dair iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tersine ibare üzerinde müvekkilinin gerçek hak sahipliği bulunduğunu, davacının müktesep hak iddiasına mesnet tuttuğu markaların başvuru markasından farklı sınıflarda tescilli olmaları sebebiyle müktesep hak teşkil etmeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka başvurusunun reddedildiği hizmetler ile mesnet markalar kapsamında bulunan hizmetlerin aynı/aynı tür/benzer olduğu, karşılaştırılan marka işaretleri arasında da ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu, dava konusu marka bakımından tescilsiz marka veya ticaret sırasında kullanılan işaretten kaynaklı bir gerçek hak sahipliğinin varlığından söz edilemeyeceği, başvuru sahibinin müktesep hak iddiasına dayanak yaptığı 2017/57650 sayılı markasının kapsamında çekişme konusu yapılan 43. sınıftaki hizmetlerin bulunmadığı,
bu durumda önceki tarihli markanın kapsamı ile sonraki tarihli başvurunun kapsamının aynı/aynı tür olmaması nedeniyle sair koşulların incelenmesi imkânının da bulunmadığı, müktesep hak iddiasına dayanak oluşturabilecek diğer marka olan 2005/ 22452 sayılı markada ise asli unsurun, "..." ibaresi olup, dava konusu olan başvuru markasında bu asli unsurun muhafaza edilmediği, başvuru sahibinin dayanak yaptığı markalardan kaynaklı olarak müktesep hak sahipliğinin bulunduğundan söz edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile YİDK kararının dayanağı olan 2006/31856, 2010/43608 ve 2010/43610 sayılı markaların, Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 12.10.2017 tarih ve 2015/7 E., 2017/181 K. sayılı kararıyla hükümsüz kılındığı ve bu kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği, YİDK karar tarihi itibariyle hükümsüzlük kararı henüz kesinleşmemiş ise de, ortada YİDK karar tarihi itibariyle mesnet markaların hükümsüzlüğüne ilişkin verilmiş bir mahkeme kararı bulunduğuna göre, YİDK tarafından bu mahkeme kararının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği,
anılan kararın 26.05.2022 tarihinde kesinleştiği ve hükümsüzlük kararının geriye etkili olduğu gözetildiğinde bu kararın Dairelerince dikkate alınması gerektiği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 15.02.2022 tarihli, 2020/6897 E., 2022/1136 K. sayılı ilamında da aynı sonuçlara ulaşıldığı, bu hale göre davaya konu YİDK kararının dayanağının kalmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne, davaya konu YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2636, K. 2025/746, 11 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama