KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2638 E., 2025/896 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1902 Esas, 2024/105 Karar
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/92 E., 2019/543 K.
Karar Metni
643 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “...”, “... ...”, “... ...”, “Flove ayakkabımı seviyorum.
Şekil”, “...” markaların sahibi olup Türkiye genelinde 409 adet “...” markası adı altında mağaza işlettiğini, söz konusu markanın Türkiye genelinde tanınmış olduğu gibi dünya çapında 33 ülkeye de ihracat yaptığını, çok uzun süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunduğunu, müvekkilinin tüm bu uğraşları neticesinde “...” markasının tüketici nezdinde oldukça maruf ve bilinir hale geldiğini,
müvekkilinin 25. ve 35. mal ve hizmet sınıflarında tescilli bulunan 2006/48708 tescil numaralı “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak T/02251 numarası ile özel koruma altına alındığını, davalı şahsın 2017/35384 sayılı ve “Şekil+...” ibareli başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” ibareli başvuru ile müvekkilinin “...” ibareli markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tarafların markaları arasında emtia benzerliği şartının da gerçekleştiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını,
müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarından faydalanmak amacıyla yapıldığını ve kötüniyetli olduğunu, müvekkilinin markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'ın 2018-M-443 sayılı kararının iptalini, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre dava konusu marka ile davacının dayanak markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, somut uyuşmazlık açısından aynı Kanun'un 6/4 maddesinin uygulanma imkânı olmadığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, başvurunun tesciline SMK'nın 6/5 maddesi anlamında bir engel olmadığı, kötüniyet iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel,
işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, dava konusu başvurunun bir bütün olarak "..." ibaresinden oluştuğu ve davacı markalarından yeterince farklılaştığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/3372 E., 2022/7305 K. sayılı ilamında da "..." ibareli başvurunun davacının itirazına mesnet markalarının benzer olmadığının kabul edildiği, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, davacı markalarının tanınmış olup olmamasının sonuca etkili bulunmadığı,
kötüniyet iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali, markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2638, K. 2025/896, 13 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama