KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/3441 E., 2025/3610 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1859 Esas, 2024/530 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/616 E., 2023/491 K.
Karar Metni
1.103 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin kullandığı ihracat kredilerinin teminatı olarak muhtelif bankalarca düzenlenen teminat mektuplarının davalıya teslim edildiğini, müvekkilinin İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/847 E. sayılı dosyası ile konkordato ilan ettiğini, bu nedenle davalının henüz vadesi gelmeyen kredilerin geri ödemeleri için neredeyse tüm teminat mektuplarını nakde çevirerek tüm kredi borçlarının kapatıldığını, kredi riski kapatılmasına rağmen iki adet teminat mektubunun iade edilmediğini,
konkordato sürecinde bedelsiz teminat mektuplarının ilgili bankalara iade edilmemesi nedeniyle bu bankalarla olan hesapların kapatılamadığını ve konkordato nisabında davacı aleyhine sonuçlar oluştuğunu, mektupların iade edilmemesi nedeniyle nisap sağlanamadığından şirketin iflasına karar verildiğini, kredi borcu bulunmamasına rağmen halen dahi mektupların iade edilmediğini, bir çok kez banka yetkililerine bakiye borcun bildirilmesi halinde ödeneceğinin bildirildiğini, aksi halde mektupların derhal iadesinin talep edildiğini, sözlü olarak kredi borcu bulunmadığı,
ancak iflasla faaliyetin durması nedeniyle 22.000,00 USD taahhüt ihlal cezası bulunduğunun bildirildiğini, ticari faaliyetin iflas sebebiyle sona ermesi nedeniyle taahhüdü ihlal cezasının doğup doğmadığının yargılamayı gerektirdiğini, davacı şirketin tasfiye işlemlerinin İstanbul 3. İflas Müdürlüğünün 2020/7 iflas dosyasında devam ettiğini, ancak davalı bankanın alacak kaydı yaptırmadığını ileri sürerek davalı bankada bulunan T.
Halk Bankası A.Ş.'nin ... numaralı 90.000,00 USD ve ... numaralı ....000,00 USD bedelli teminat mektuplarının paraya çevrilmesinin önlenmesine ve müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın iflas eden şirket adına açılması nedeniyle aktif dava ehliyeti bulunmadığını, müflis adına iflas masasının dava açabileceğini, davanın masanın kanuni temsilcisi olan iflas idaresince takip edilebileceğini, davacının mevcut borcu bulunurken menfi tespit davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacıya kullandırılan 21 adet kredinin vadeleri geldikçe mektup bedellerinin tazmin edildiğini, bakiye ...
USD kredi borcu nedeniyle Ankara 40. Noterliğinin 18.11.2019 tarihli ihtarnamesi ile kredi hesabının kat edildiğini, davacının yaklaşık olarak 1.2 milyon USD ile 1.35 milyon euro olmak üzere yaklaşık olarak 2,84 milyon USD ihracat taahhüdü riski bulunduğunu, davacının genel kredi sözleşmesinin 2.2. maddesi ve 3.1. maddesi ile özel hükümlerin 2.3. maddesine aykırı olarak ihracat taahhütlü krediden doğan muafiyetler nedeniyle taahhüt açığı borcu bulunduğunu, davacının BSMV ve BSMV cezası, gecikme zammı, pişmanlık zammı ve diğer her türlü vergi, resim,
harç ve fonlar ila masraf ve diğer kalemler henüz tam olarak belli olmamakla birlikte bu gün itibariyle 27.494,00 USD ile 12.760,00 euro ve 4.717,00 TL taahhüt açığı riski bulunduğunu, müvekkili bankanın GKS'nin 2.1. maddesinin 4. ve 5. paragrafına göre birden çok teminat isteme hakkının bulunduğunu, davacının ihracat taahhüt açığı nedeniyle kambiyo mercilerinde uygulanan vergi ve cezaları ödenmediğinden teminat mektuplarının iadesinin söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı bankadan ihracat taahhütlü döviz kredisi kullandığı, ihracat tahhüdünün yerine getirilmemesi ve bu nedenle daha önce istisna tutulan vergisel yükümlülüklerin davacı şirket adına davalı bankaca ilgili kurumlara ödenip daha sonra davacıdan tahsil edilebilmesi durumunda bu riskin ve sair riskler yönünden teminat teşkil etmek üzere ve aralarındaki genel kredi sözleşmesi hükümleri gereğince davalı yedinde teminat mektupları nedeniyle davacının borçsuzluğunun tespitinin talep olunduğu,
davalı banka nezdinde yapılan inceleme ile davacının nakdi kredi borcunun bulunmadığı, bankanın hesap kat ihtarına konu borcun, dava dışı teminat mektuplarının tazmin bedelleri ile tasfiye edilip kapatıldığı, ancak davacının, davalı nezdinde açılmış 5 adet krediye karşılık ihracat taahhüdünde bulunması nedeniyle cari riskin bulunduğu, buna ilişkin olarak Mersin Gümrük Müdürlüğünün 14.07.2021 tarihli, 21330100CK006137 sayılı "ceza kararı" ile ihracı gerçekleştirilmeyen 23.440 kg hammadde için 81.432,615 TL tutarında ihracat taahhüt açığı müeyyidesi tatbik edildiği,
davaya konu teminat mektuplarının sözleşmesel olarak doğmuş ve doğacak tüm nakdi ve gayri nakdi risklerin/kredilerin teminatını teşkil ettiği, bu kapsamda ihracat taahhüt açıkları nedeniyle kambiyo mercilerince uygulanacak olan müeyyide bedellerinin teminatını da teşkil ettiği, bununla birlikte davacı tarafça bu ceza yönünden yapılan başvuru üzerine, Mersin Gümrük Müdürlüğünün 26.04.2023 tarihli yapılandırma kararı alındığı,
sonrasında 26.04.2023 tarihli vergi tahsil alındısıyla tahsil edildiği ve nihayetinde söz konusu ceza kararının "kapandı" statüsüne gelmiş olduğu bildirilmekle davalı yedinde bulunan dava konusu teminat mektupları yönünden davacının başkaca riski kalmadığı, kredi borcunun ise zaten öncesinde kapatılmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile Halk Bankası A.Ş. tarafından Çıt-Çıt Kuruyemiş ve Gıda San. Tic. Ltd.
Şti. lehine, davalı Türkiye İhracat Kredi Bankası A.Ş.'ne hitaben düzenlenen 0771MW005684 sayılı 100.000,00 USD bedelli ve 0771MW006281 sayılı 125.000,00 USD bedelli iki adet teminat mektubu yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece hükme esas alınan 21.02.2023 tarihli ek raporda belirlenen Mersin Gümrük Müdürlüğünün vergi ve cezaların ödenmesi nedeniyle menfi tespit kararı verildiği, ancak daha önce alınan bilirkişi raporlarında, davacının, davalıya gerek genel kredi sözleşmesinden ve gerekse ihracat kredisi taahhüdünden kaynaklanan bir borcunun bulunmadığının belirlendiği, davacının kat ihtarına konu borçları ile ihracat taahhütlerinden kaynaklanan borçlarının, başka bankalara ait teminat mektuplarının nakde çevrilmesi suretiyle ödendiği,
Mahkemece bu hususun belirlenmesinden sonra fazladan davacı ile dava dışı gümrük idaresi arasındaki ilişkinin de irdelenmiş olması gereksiz olmakla birlikte, davalının alacaklı olduğu anlamına gelmediği, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ve fer'ileri ile ihracat taahhüdünden kaynaklanan borçların ödenmesi nedeniyle teminat mektuplarının bedelsiz kaldığı anlaşılmakla Mahkemece verilen menfi tespit hükmünün gerekçesinde usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasında düzenlenen ihracat kredisine ilişkin genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine ve teminat mektuplarının iadesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3441, K. 2025/3610, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama