KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4206 E., 2025/2503 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/296 Esas, 2024/639 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/75 E., 2021/369 K.
Karar Metni
765 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin İsviçre’de yerleşik bir firma olduğunu, uzun yıllardır başta hazır giyim olmak üzere pek çok alanda kullanılan şekil markasının Türkiye ve dünya çapındaki tek sahibi bulunduğunu, müvekkili şirket markasının hemen hemen her kesimden tüketici tarafından yoğun olarak kullanıldığını, davalı şirketin 2019/133508 sayılı "...+şekil" ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazının davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa dava konusu marka başvurusunun, müvekkili markası ile iltibasa yol açacak derecede benzer olduğunu, müvekkilinin şekil markasının,
“...” markasının ve ticaret unvanının baş harflerinin stilize edilmek suretiyle müvekkili markasından birebir kopyalanarak ve sektördeki yoğun kullanımlarından dolayı tüketicilerin sıklıkla karşılaştıkları, ayırt ediciliği bulunmayan “...” ve “...” ibarelerini tali unsurlar kullanılarak oluşturulduğunu, tali unsurların markaları farklılaştırmaya yetmediğini, davalı şirket markasındaki esas unsurun şekil ibaresi olduğunu, müvekkili şirkete ait şekil markası ile davalı şirketin şekil esas unsurlu marka başvurusunun ayniyet derecesinde benzer bulunduğunu,
davalı şirket marka başvurusu kapsamındaki ürünlerin tümünün müvekkilinin markasının kapsamında kaldığını, davalı şirketin müvekkili şirket ile aynı sektörde faaliyet gösterdiği ve hitap ettikleri tüketici kitlesinin de aynı ve/veya benzer olduğu gözetildiğinde markaların karıştırılma ihtimalinin arttığını, müvekkili şirkete ait tanınmış "şekil" markasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü uyarınca korunması gerektiğini, davalı şirket marka başvurusunun müvekkili şirketin tanınmış olduğu tekstil ve hazır giyim sektöründe kullanılmasının amaçlandığını, davalı tarafça markanın tesadüfen seçilmesinin mümkün olmadığını,
bu durumun davalı tarafın kötü niyetini ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin "şekil" markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, dava konusu YİDK kararının SMK'nın 6/3 hükmü uyarınca da iptali gerektiğini ileri sürerek YİDK’in 2021-M-489 sayılı kararının iptaline, 2019/133508 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru markasında yer alan şekil ile davacının itirazına dayanak gösterdiği şekil unsurunun görünüş, çizim ve genel izlenim itibari ile tamamen farklı bulunduğunu, başvuru markasında “...” ibaresinin kelime unsuru olarak yer aldığını, ibarenin başvuru markasını davacı markasından tamamen farklılaştırdığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm malların, davacıya ait markanın kapsamında aynen yer aldığı, bu nedenle taraf markaları arasında sınıfsal olarak ayniyetin oluştuğu, davacıya ait markanın salt şekilden ibaret olup, herhangi bir kelime unsuru içermediği, buna karşın dava konusu markanın hem şekil hem kelime unsurlarını bir arada barındıran karma nitelikli bir marka olduğu, davacı markasının kelime unsuru içermemesi nedeniyle taraf markaları arasında işitsel ve kavramsal benzerliğe rastlanmadığı,
buna karşın markaların şekil unsurları arasında görsel olarak yüksek seviyeli bir benzerliğe rastlanmadığı, bu benzerliğin markaların karıştırılmasına yol açacağı, davacı markasının tanınmışlığının ispat edilemediği, davacının gerçek hak sahipliği iddiasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, YİDK'in 2021-M-489 sayılı kararının iptaline, davaya konu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet 2004/36524 sayılı şekil unsurlu marka arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markasını oluşturan özgün nitelikteki şekil unsurunun ayırt edilemeyecek derecede benzerinin dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı,
başvuruda yer verilen "..." kelime unsurunun, anlamı itibariyle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4206, K. 2025/2503, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama