KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4338 E., 2025/2642 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Nisan 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2313 Esas, 2024/732 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/366 E., 2021/690 K.
Karar Metni
673 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı asıl borçlu arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi üzerine borçlulara kat ihtarnamesinin keşide edildiğini ve İstanbul Anadolu 16. İcra Müdürlüğü'nün 2020/4943 E. sayılı dosyasında davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı asıl borçlu arasında 04.12.2017 tarihinde aktedilen kredi genel sözleşmesinde davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunmadığı, banka ile dava dışı asıl borçlu arasında düzenlenen yeniden yapılandırma protokolünün davalının kefalet imzasının bulunmadığı 04.12.2017 tarihli kredi genel sözleşmesinden kaynaklanan borçlarının geri ödenmesine ilişkin olduğu, dava konusu icra takibine konu borcun dayanağının işbu yapılandırma kredisine ilişkin olduğu,
dolayısıyla davalının icra takibine konu borçtan sorumlu tutulamayacağı, davalının bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığından lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yeniden yapılandırma protokolünde referans numaraları belirlenen tüm kredilerin hangi genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığının tespit edildiği, buna göre protokole dahil edilen tüm kredilerin davalının kefil imzasının bulunmadığı 04.12.2017 ve 13.04.2018 tarihli genel kredi sözleşmeleri kapsamında kullandırıldığı, bu nedenle davalının borçtan sorumluluğunun bulunmadığı,
davalı tarafça süresi içerisinde davaya cevap verilmediği ancak davalı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi sunularak bu dilekçede davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, Mahkemece bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, dosya kapsamı itibariyle davacının kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği,
dava maddi hukuka ilişkin bir sebeple reddedildiğinden davalı lehine reddedilen dava konusu alacak miktarı üzerinden karar tarihindeki nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine, şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde ise de vekâlet ücreti miktarı hatalı olarak belirlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi olan 02.05.2024 tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (AAÜT) göre vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik hesaplama ile vekâlet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4338, K. 2025/2642, 21 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama