KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4638 E., 2025/3172 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/35 Esas, 2024/574 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/729 E., 2023/776 K.
Karar Metni
603 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 25.07.2008 tarihinde kurulan davalı şirketin kurucu ortaklarından olduğunu, müvekkilinin bu şirkete nakdi sermayesini değil şahsi emek ve bilimsel çalışmalarını sermaye olarak koyduğunu, diğer hissedarların şirket hisselerini 17.11.2016 tarihinde ... ve evladı ... ’na devrettiklerini, bu tarihten itibaren müvekkilinin şirkette temsil yetkisi de olmadığı halde yönetim kurulu üyeliği devam etmekle birlikte işçi sıfatıyla çalıştırıldığını,
ancak 2022 yılı başına gelindiğinde müvekkiline yapılan ücret ödemelerinin huzur hakkı ödemesi olarak yatırılmaya başlandığı ve fakat sigorta pirimlerinin şirket tarafından yatırılmaya devam edildiğini, bunun da yapılan ödemenin işçi ücreti olduğunu gösterdiğini, 14.04.2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulda ise yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkının kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin ise bu kararı imzalamadığını, bunun üzerine davalı şirketin daha önce müvekkilene verdiği personel kimlik kartını, tahsisli aracın taşıt tanıma sistemini, 5 adet anahtarı,
bilgisayarı ve yemek kartını geri alarak müvekkilinin iş aktine eylemli olarak son verdiğini ileri sürerek iş aktini sona erdiren feshin geçersizliğinin tespitine ve işe iadesine, işten ayrı kaldığı süre için 4 aylık ücretinin ve diğer haklarının tahsiline, davalının müvekkili işe başlatmaması halinde 8 aylık brüt ücreti ve diğer haklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın görülüp karara bağlanabilmesi için davacı ile davalı arasında bir işçi-işveren ilişkisinin bulunması gerektiği, tanık beyanlarına göre davacının iş zamanını kendi belirlediği, talimat almadığı veya sınırlı olarak aldığının anlaşıldığı,
arada bağımlılık unsurunun varlığından söz edilemeyeceği ve dolayısıyla bir iş/hizmet sözleşmesinin varlığından da söz edilemeyeceği, fakat bunun tartışmasının iş mahkemesinde yapılması gerektiği, iş mahkemesinin kararına yapılan istinafı red eden Bölge Adliye Mahkemesince davacının yönetici olduğundan bahisle ihtilafın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında çözümlenmesi gerektiğinin belirtilmesine rağmen davalı şirket ile davacı arasındaki ilişkinin yargılama yapılmadan belirlenmesinin mümkün olmadığı, mahkemece verilen ilk kararda davacının işçi olmadığı kanaati ile davanın reddi yerine görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı,
ancak İstinaf incelemesinden geçen görevsizlik kararının kesin olduğu, davacının da ticaret hukuku bağlamında yöneticilikten kaynaklı bir tazminat talebinin ve bu yönde bir ispat faaliyetinin olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki ilişkinin iş ilişkisi olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği, mahkemenin bu değerlendirmesinin işin esası ile ilgili olması karşısında mahkemeye erişim hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işe iade olmadığı takdirde taziminat talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4638, K. 2025/3172, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama