KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4662 E., 2025/3141 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/610 Esas, 2024/721 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/772 E., 2021/58 K.
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı bonoda yer alan imzanın davacı şirketin o dönemdeki yetkili temsilcisine ait olmadığını, senedin teminat senedi niteliğinde olup dayanağı kredinin itfa ile sona erdiğini ileri sürerek müvekkilinin takibe konu 2.000.000,00 TL bedelli senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ve icra takip dosyasında borçlu diğer şirket ve kişilerin banka alacağını ödememesinden dolayı icra takibine başlanıldığını, işbu davanın hukuki dayanaktan yoksun, takibi sürüncemede bırakma amacına matuf ve kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senetteki imzanın şirket yetkilisine ait olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, iddia olunan olaylar ve davacının öne sürdüğü vakıaların ispatı için ticari defterler üzerinde de bilirkişi incelemesi yapılmasını gerektirdiği, bu nedenle davacıya 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesi gereğince usulüne uygun ihtarat yapıldığı, verilen kesin süre içerisinde davacı tarafın delil avansını yatırmadığı, bu nedenle mevcut delillerle karar vermek gerektiği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının dava konusu senette hem borçlu ve hem de avalist konumunda bulunduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 778/3 hükmü atfıyla bonolar hakkında da uygulanan TTK'nın 702. maddesine göre aval veren kişinin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağı, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğu, dava konusu iki adet bono üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin bir ibare bulunmadığı,
söz konusu iddiaların avalist tarafından ileri sürülemeyeceği, senedin düzenlenme sebebi ve kredi sözleşmeleriyle ilişkisi ile kredi ödemeleri bakımından yapılacak bilirkişi incelemesinin davacının senet nedeniyle sorumluluğuna bir etkisinin bulunmadığı, dolayısıyla davacının iddiaları hakkında bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4662, K. 2025/3141, 7 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama