KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4886 E., 2025/2991 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/686 Esas, 2024/974Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- Sayısı
- 2021/148 E., 2021/392 K.
Karar Metni
661 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin 95/009389, 2002/14538, 2006/51339, 2014/40615, 2015/46154 sayılı ve "...", "...", "...", "the ... ...", "... ... giller" ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ...+şekil" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı kuruma başvurduğunu, başvuruya müvekkilince itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kısmen kabul edilerek 3. sınıf malların başvuru kapsamından çıkarıldığını,
bu karara yönelik itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, oysa taraf markalarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, "... ..." ibareli başvuru ile davacının "..." asıl unsurlu markalarının benzer görülmesi gerektiğini, markalar arasında yalnızca 2 harf farklılık bulunduğunu, kalan kısımların aynı olduğunu, "..." ibaresinin de "..." ibaresi ile aynı anlama geldiğini, bu nedenle dava konusu markanın bütün olarak müvekkili markaları ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, taraf markalarının bu haliyle seri marka gibi algılanacağını,
davacının markaları tanınmış marka olduğundan başvurunun tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1988 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mal ve hizmetler yönünden dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalı başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkili başvurusunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin yüksek ayırt edicilik sağladığını, markasının şekil ve renk unsurları itibariyle de davacı markasından farklı olduğunu, taraf markalarındaki "..." ve "..." ibarelerinin aile anlamına geldiğini, bu anlamı itibariyle zayıf marka olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... ...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin çok benzeri olan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda farklı olarak yer verilen unsurların başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı,
öte yandan "..." ibaresinin, başvuru kapsamından çıkarılan hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğunun da söylenemeyeceği, 35/05. alt grupta yer alan 03, 05 ve 16. sınıf malların satışına özgülenmiş hizmetler açısından emtia benzerliği şartının sağlandığı, davacının "..." markalarının tanınmışlığını gösterir hiçbir delilin dosya içerisinde bulunmadığı,
bu haliyle davacı markalarının tanınmış olup olmadığı hususunda ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5 hükmü kapsamında sağlanan korumadan yararlanıp yararlanamayacağı noktasında bir değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2021-M-1988 sayılı kararının 35. sınıftaki anılan mallar yönünden kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı taraflarca temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4886, K. 2025/2991, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama