KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4922 E., 2025/3322 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/664 Esas, 2024/520 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/129 E., 2021/819 K.
Karar Metni
788 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... şirketinin boya gibi çeşitli kimyasal ürünlerin üreticisi, ... şirketinin üretici ... şirketinin Ankara yetkili bayisi ve distribütörü, ... şirketinin ise diğer davalıların talimatı ile hareket eden satıcı şirket olduğunu, müvekkilinin dava dışı ... şirketinin fabrika binasının zemin kaplama işini üstlendiğini, bu kapsamda davalılar ile iletişime geçilerek 500 ton yükü kaldırabilecek zeminde kullanılması gereken malzemenin ne olması gerektiğinin sorulduğunu, alınan cevapta "... ve ..." kodlu ürünlerin kullanım amacına uygun olduğunun belirtildiğini,
söz konusu ürünler için 10 yıl garanti verildiğini, ... firmasından sipariş verildiğini, malzemelerin ... firmasının Ankara temsilcisi olan ... firmasından sipariş edildiğini, ancak faturasının yine ... firmasına bağlı olan ... şirketince kesildiğini, bu nedenle adı geçen tüm davalıların birbirleri ile ticari sorumluluk bağlantısının olduğunu, malzemelerin uygulama alanına getirildiğini ve 1800 metrekarelik alana uygulama yapılacak iken ilk 500 metrekarelik alanda yapılan uygulama sonrası malzemelerin gerekli üretim standartlarına uygun olmadığının görüldüğünü,
sahanın uygulama yapılan bölümlerinde yer yer çatlakların ve çökmelerin görüldüğünü, farklı kodlu malzeme ile uygulamanın devam ettirildiğini, ancak bu malzemenin de uygun olmadığının anlaşıldığını, davalı ... Şirketi yetkililerinin çökmelerin uygulama hatasından kaynaklandığını ileri sürdüklerini belirterek 400.000,00 TL maddi zararın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... şirketi vekili cevap dilekçesinde; davacının yanlış kaplama uygulaması yapması, uygulamada istenmemesine rağmen astar sonrası bir katman yapması ve rabiz teli kullanması, zemindeki bozuklukların ve zemindeki betonun dayanım gücünün yetersiz oluşu yani kendisine ait olan kusurların müvekkil şirkete ve şirket ürününe atfedilmesinin kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirkete ve ürününe atfedilecek bir kusurun olmadığını, davacının uğradığını iddia ettiği zararını ve illiyet bağını ispat etmesi gerektiğini, davacının ayıplı ürün iddiasını kabul etmediğini, davacının ayıp bildirimini süresinde yapmadığını ve davacı iddialarının zamanaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, kusurun zeminden ve uygulamayı yapanların hatalı uygulamalarından kaynaklandığını, kendilerinin üretici olmaması nedeni ile bu davada husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, epoksi harç katmanın davacı tarafından hatalı yapıldığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile satıma konu üründe açık veya gizli bir ayıbın mevcut olmadığı, davacının üründen beklediği ekonomik ve ticari faydayı elde edememesinin satılan epoksi ürününden veya epoksi uygulamasından kaynaklanmadığı, sorunun epoksi uygulanan zeminin uygunsuzluğundan kaynaklandığının teknik ve bilimsel tespitler ile sabit olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ayıplı ticari satım nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen maddi zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b (1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davanın reddine, kendini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 36.450,00 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine karar verilmiştir.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ün 13/4.maddesinde "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesine yer verilmiş olup davanın tümüyle reddine karar verilmiş olduğu ve karar tarihindeki tarife hükümleri dikkate alındığında davalılar lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4922, K. 2025/3322, 13 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama