KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5120 E., 2025/3047 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/737 Esas, 2024/869 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Kırıkkale 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ( Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2022/137 E., 2023/837 K.
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin tanınmış "POLO" ibareli ve at üzerindeki polo oyuncusu figürlü markaların sahibi olduğunu, bu markaların 1967’den beri kullanıldığını ve hem yurt içinde hem yurt dışında tanındığını, davalı adına tescilli 2017/23390 sayılı markanın müvekkil markalarıyla karıştırılma ihtimali taşıdığını ve benzer emtiaları kapsadığını, bu nedenle 6769 sayılı Sınai ve Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmünün koşullarının oluştuğunu, ayrıca müvekkil markalarının tanınmışlığı nedeniyle SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümleri uyarınca da hükümsüzlük kararı verilmesi gerektiğini, davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak kötüniyetle marka tescili yaptığını ileri sürerek söz konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, Türk Patent ve Marka Kurumu kayıtlarında ve fiili kullanımlarda çok sayıda polo oyuncusu figürlü marka bulunduğunu, davacının bu kullanımlara sessiz kalmasına rağmen yalnızca müvekkiline dava açmasının kötüniyetli olduğunu, polo ibaresinin anonim nitelik taşıyan bir spor dalı ismi olduğunu ve inhisar altına alınamayacağını, at üzerinde polo oyuncusu figürünün de aynı şekilde herkesçe kullanılabileceğini, müvekkil markası ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi bulunmadığını, davacı markalarının tanınmışlığına dair somut bir delil sunulmadığını,
tanınmışlık başvurularından ikisinin reddedildiğini, üçüncüsünün ise henüz sonuçlanmadığını, bu nedenle tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını ve müvekkilinin kötüniyetli marka tescili yapmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının bazı markalarıyla dava konusu markanın genel izlenim açısından benzer olduğu, markaların 20. ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetler bakımından SMK’nın 6/1 hükmü uyarınca karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, davacı markalarının tanınmışlığı nedeniyle 35. sınıftaki bazı hizmetler yönünden SMK'nın 6/5 hükmü kapsamındaki risklerin gerçekleştiği, diğer mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ve davalının kötü niyetinin ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2017/23390 sayılı markanın belirli mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5120, K. 2025/3047, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama