KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5171 E., 2025/3618 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/230 Esas, 2024/1010 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/174 E., 2021/944 K.
Karar Metni
750 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının ortak ticari faaliyette bulunmak üzere %50'şer hisse ile ... Asansör Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirketin resmi olarak kurulduğunu, şirket kuruluşu ile birlikte müvekkilinin oğlunun ortağı ve müdür olduğu ... Asansör San. ve Tic. Ltd.
Şti.'nden yüklü miktarda malın kurulan şirkete fatura karşılığı verildiğini, şirketin kurulmasından bir süre sonra davalının şüphe uyandıran hareketlerine şahit olunması üzerine şirketin ticari kayıtlarını incelemek istemiş ise de davalının olumlu cevap vermeyerek müvekkilini şirkete almamaya başladığını, şirkete ait kapıların anahtarlarının kilitlerinin, araç takip sistemine ait şifrelerin ve şirket mailllerinin şifrelerinin değiştirildiğini, böylelikle müvekkilinin siparişleri, mutabakatları vs. şirket yazışmalarını görebilmesine engel olduğunu,
müvekkilinin ilerleyen zamanlarda davalı ortağın borçlu olan şirketlerden paraları tahsil ettiğini kendi imkanları ile öğrendiğini, davalı ortağın şirketin kurulmasından bu yana iki senelik zaman zarfında nerdeyse hiçbir vergi borcunu, Sosyal Güvenlik Kurumu borçlarını, şirketten alacaklı olan kişilerin borçlarını ödemediğinin müvekkili tarafından tesadüfen öğrenildiğini, müvekkilinin şirkete dair tüm bilgilerden uzak kalarak şirkete yabancı kişi konumunda bırakıldığını, davalının şirkete karşı sorumluluklarının hiçbirini yerine getirmediğini, davalı tarafça müvekkilinin şirkete girişinden itibaren hiçbir ödeme yapılmadığını,
müvekkilinin davalıya şirketteki mevcut sorunları dile getirdiğinde davalı tarafın müvekkiline hiçbir ödeme yapmayacağını eğer bunu kabul etmez ise şirketi batıracağını, iki arabaya da el koyacağını, vergi ve kamu borçlarının da müvekkiline kalacağını söyleyerek müvekkilini tehdit ettiğini ileri sürerek davalının şirket müdürlüğünden azline, azilden ve dosyanın kesinleşmesinden sonra göreve başlamak üzere ayrıca şirkete mümkün olması halinde müvekkilinin, olmadığı takdirde 3. bir kişinin yönetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirketi zor duruma sokması sebebiyle davalı müvekkilinin bu husustaki rahatsızlıklarını ve bu durumu yargı yoluna taşıma iradesini bilmesi sebebiyle kendisi önce davranıp hata bastırma psikolojisi ile söz konusu davayı açtığını, davacının tüm iş ve işlemlerden haberinin olduğunu, davacının onayı ve bilgisi dahilinde işlemler gerçekleştirildiğini ancak söz konusu dava açılma sebebinin müvekkiline mesnetsiz iddialarda bulunularak ticari itibarını zedeleme amacı taşıdığını, şirket müdürü olarak müvekkilin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davanın kişisel husumetten kaynaklandığını,
dava konusu şirketin vergi, SGK borçlarının ödendiğini ve ödenmeye de devam edildiğini, ekonominin piyasa açısından bu denli sıkıntılı ve bozuk olduğu bir dönemde belli aksaklıklar olmuşsa da bunların hiçbirisinin davacının iddia ettiği gibi kötü niyetli olmadığını, tam tersi olarak kredilerin, kiraların ve vergilerin ödenmesi için müvekkilin canla başla çalışmakta olduğunu, davacı tarafın dava dilekçesindeki iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı şirket müdürünün azli için ileri sürdüğü ve ispata muhtaç diğer iddialarının tek başına müdürlükten azli gerektirir sebepler olarak görülmediği, her ne kadar bilirkişi raporunda davalı şirket müdürünün ortaklar kurulu kararı alınmadan veya davacı ortağa bildirimde bulunmadan şirketin taşıtlarını satması hususunda ihmali bulunduğu değerlendirilmiş ise de söz konusu satışların işbu davanın açılış tarihinden sonra yapılmış olması ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği karşısında dikkate alınmadığı,
davalı şirket müdürünün kanuna, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı hareket ettiği ve somut olayda azil için haklı sebeplerin bulunduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürü olan davalının şirket müdürlüğünden azli ve yönetici kayyım atanması istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5171, K. 2025/3618, 22 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama