KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5718 E., 2025/3712 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/829 E., 2024/1281 K.
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/538 E., 2024/169 K.
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, ancak takibe dayanak bono üzerine müvekkili adına avalist sıfatıyla atılan imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin abisi olan ve senette borçlu olarak görünen ...'ın hakkında birçok soruşturma bulunan bir şahıs olduğunu, davalı ve ...'ın fikir ve eylem birliği içinde müvekkilinin adını kullanarak bono tanzim ettiklerini, davalının ilk ciranta olduğu gözetildiğinde müvekkilin imzasının davalının huzurunda atıldığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğini, bu karineye göre davalının,
imzanın müvekkiline ait olmadığını bildiğinin ve kötüniyetli olduğunun sabit olduğunu ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile senet üzerindeki aval sıfatıyla davacı adına atılan imzanın davacıya ait olmadığının alınan rapor ile sabit hale geldiği, sahte imzanın ilgili senet yönünden davacıyı bağlamayacağı, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def'i niteliğinde olduğu, davacının kendisine ait olmayan imza nedeniyle takip konusu borçtan sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle davacı tarafın menfi tespit talebinin yerinde olduğu,
her ne kadar davalı tarafça, dava dışı keşideci ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında keşidecinin kardeşi olan davacının, keşidecinin borcuna kefil olduğu ve bu sıfatla senedi imzaladığı savunulmuş ve keşideci ile aralarındaki ilişkiye yönelik iddia ve savunmalarda bulunulmuş ise de taraflar arasında ticari ilişki olduğu kabul edilse dahi kambiyo senetlerinin niteliği, sebepten mücerret oluşu ve senetteki imza sahteliğinin mutlak defi olması nazara alındığında bu hususların esasa ve sonuca etki etmeyeceği anlaşılmakla bu hususta ayrıca inceleme yapılmadığı,
kötüniyet tazminatı bakımından yapılan değerlendirmede davalıların senedi bilerek borçlunun zararına iktisap ettiğinin mevcut bilgi ve belgelerle ispat edilemediği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacının davaya konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, imza inkarına dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5718, K. 2025/3712, 27 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama