KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6159 E., 2025/4767 K.·Birleşen Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/654 E. Sayılı Dosyasında
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1437 Esas, 2024/965 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
- Sayısı
- 2015/321 E., 2021/176 K.
Karar Metni
1.121 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 /2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalının müvekkiline de murisi .. .. kalan ".. .." markasını haksız şekilde, kendi adına 13.10.2014 tarihinde tescil ettirdiğini, bu işletmenin 1950 yılından bu yana muris ... ...
2006'daki ölümünden sonra davacı tarafından işletildiğini, markanın tanınan ve bilinen bir marka olduğunu, davalının, davacı müvekkili ile bir dönem birlikte çalıştığını, müvekkilinin ".. ..." ibaresini daha önce tescil ettirdiğini, diğer mirasçılar tarafından işbu tescil işlemine itiraz sebebi ile Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/120 E. 2013/490 K. sayılı kararı ile kaldırıldığını, kararın Yargıtay tarafından onandığını,
bu dosyada verilen kararda işbu ibarenin davacı ve murisi tarafından marka haline getirildiğinin ve tanınan bir işletme haline geldiğinin açıkça anlaşılacağını ileri sürerek davalı adına tescilli markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep etmiştir.
2. Davacı vekili Birleşen Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/654 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde; davalının 1950 yıllarından bu yana Adana ilinde bir marka haline gelen ..
Kebap ismini kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, davacının firmasının babadan gelme kendi firmaları olduğunu, davalının oğlu ... adına ".." olarak tescil edilmiş markanın, davalının daha önce bu firmada çalışıp ayrılmış olması, davacının firmasına ait müşterileri kendi işyerine çekmeye çalışması nedeniyle haksız kazanç elde ettiğini, davalının internet sitesinde firmanın 1940'lı yıllarda "Bakımyurdu caddesinde hizmete başlamıştır" şeklinde reklam yaptığını, ancak bu reklamın davacıya ait olduğunu, davalı tarafın halen çalıştırdığı firmanın giriş kısmında, davacının babası ve sözkonusu "..." firmasının kurucusu olan, ciğerci .. ..
Ciğer ismini tabela olarak kullandığını ileri sürerek markaya tecavüzün önlenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; .. ... davacıdan başka mirasçılarının da bulunduğunu, dava tarihi itibarıyla isim üzerindeki haklar açısından terekenin elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğunu, davacı tarafından bu isim üzerindeki haklar açısından terekenin paylaşıldığını gösterir bir belge veya delil ibraz edilmediğini ve diğer mirasçıların oybirliği ile dava konusu edilen isimle ilgili olarak yapılmış bir marka başvurularının da bulunmadığını, davalının tescilli markasında ".." algısının ağırlık taşıdığını, davalıya ait olan ... işletme tabelasının,
beyaz geniş alt zemin üzerine kırmızı büyük kabartma harflerle yazılmış ve aydınlatılmış şekilde müvekkili tarafından kullanılmaya başladıktan çok zaman sonrasında, haksız kazanç elde etmek isteyen davacı tarafından birebir taklit edilmek suretiyle kullanılmaya başlandığını, davacının üzerinde hak iddia ettiği kebap salonu işletme ismini taşıyan vergi kaydının murisinin 2006 yılında vefatı ile kapatıldığını,
o tarihten bu yana elbirliği mülkiyetinin gerekli kıldığı zorunluluk çerçevesinde murisin tüm mirasçıları tarafından söz konusu işletme isminin marka olarak tescili için Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde geçerli bir müracaatlarının da bulunmadığını, davalının ise 23.07.2014 tarihinde başvuru yapıp marka tescil hakkını kazandığını, İsmet ...'e ait bulunan kebap salonunun eski Adana'nın yerleşim ve nüfus yönünden en az gelişmiş bölgesinde yer alan küçük bir salon olduğunu, davalı müvekkil tarafından açılan ... adlı işletmenin ise Adana'nın en yoğun yerleşim merkezinde ve lüks bir semtinde faaliyete geçtiğini,
yapılan inanılmaz kapsamlı reklam çalışmaları sayesinde ... ibaresinin Adana halkı tarafından ismen tanınmış hale geldiğini, bu durumdan istifade etmek isteyen davacının, müvekkile ait tabelayı ve ismi birebir kopyalayarak kullanmaya başladığını, söz konusu isim ve markayı asıl haksız kazanç elde etmeye yönelik olarak kullananın davacı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı vekili Birleşen Adana 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/654 E. sayılı dosyasının cevap dilekçesinde; davacının, öncelikle Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla bakılan bu dava dosyası ile başkası adına kayıtlı bir marka olan "..
Ciğer" markasının, kendisi tarafından meşhur edildiğini ve markanın hükümsüzlüğünü ispat etmesi gerektiğini ve bu kararın kesinleşmesi gerektiğini, aksi halde davacının henüz kendisine ait olduğu dahi ispatlanmamış olan, hatta tam tersi üçüncü bir kişi adına kayıtlı bulunan bir markaya dayanarak,
müvekkili aleyhinde eldeki bu davayı sürdürmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının kendi adına tescil ettirmeye çalıştığı bu marka üzerinde hiç bir hakkının olmadığına dair verilmiş ve Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, davacı tek başına dava açmış olsa da diğer mirasçılar ile arasında zorunlu dava arkadaşlığının mevcut olduğunu, dava koşulu yerine getirildikten sonra uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın açıldığı tarih itibari ile 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin uygulanması gerektiği, davacı murisinin ölmeden önce 23.01.2006 tarihinde "..
Kebap Salonu - .. .." unvanı adı altında kebap salonu tescili aldığı, murisin ölümünden sonra mirasçılarının farklı yerlerde kebap salonu işlettikleri, davalının markasının 43. sınıfta tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği marka ile davacının hak iddia ettiği markanın ayırt edici unsurunun ".." kelimesi olduğu, tarafların aynı hizmeti sunduğu, davalının 29.12.2011 tarihinde Adana Ticaret Odasında "..
Kebap ..." belgesini aldığı, Çukurova Belediyesi tarafından 14.02.2012 tarihinde davalıya iş yeri açma ruhsatı verildiği, davalıya ait iş yerinin davacıdan çok daha sonra faaliyete geçtiği, ayrıca davalının 2012-2013 yılları arasında kasiyer olarak çalıştığının Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile anlaşıldığı, "..." markasının davacı murisi tarafından Adana ilinde maruf hale getirildiği, bu kapsamda .. ... "..." markası üzerinde gerçek hak sahibi olduğu, birleşen 2016/654 E. sayılı dosya yönünden ise davalının asıl dosya davalısından aldığı marka lisans sözleşmesi uyarınca "..
Ciğer" markasını kullandığı, asıl dosya davalısının kullanım hakkı olmayan markayı başkasına lisans sözleşmesi ile verdiği, "..." markasının kullanmasının kötüniyetli olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı vekili ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalılar vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, marka hükümsüzlüğü, birleşen dava markaya tecavüzün tespiti talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6159, K. 2025/4767, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama