KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/635 E., 2025/1497 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/770 Esas, 2023/1317 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/926 E., 2021/181 K.
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 04.03.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının yetkili temsilcisi olduğu ...
İnşaat A.Ş. arasında 02.01.2009 tarihli Rize Pazar Hamidiye mevkii 150 Yataklı Devlet Hastanesi inşaat işine ilişkin olarak taşeronluk sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca taşeron sıfatına haiz davacı müvekkilinin teminat olarak davaya konu bonoyu keşide ettiğini, keşidecisinin davacı, lehtarının davalı olduğu, 15.10.2012 vadeli, 15.10.2010 keşide tarihli, 1.300.000,00 TL bedelli bononun ihdas nedeninde "Nakden" ibaresinin yer aldığı,
teminat senedinin kambiyo senetlerine mahsus icra takibine konu edildiğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, senedin teminat fonksiyonunun kalmadığını, bedelsiz olduğunu ileri sürerek müvekkilinin takibe konu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, %20 tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; senedin teminat senedi olduğunun ispat külfetinin davacı üzerinde olduğunu, ortada yasal şartları tam ve imzası inkar edilmeyen bono bulunduğunu, dava konusu bononun sözleşmeye dayalı düzenlenmediğini, müvekkilinin ... İnşaat A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanı ve hissedarı olduğunu, davacı ile ... İnşaat A.Ş. arasında çok sayıda sözleşme bulunduğunu, bu sözleşmelere dayalı olarak para alışverişi yapıldığını ve bu işlerden kaynaklanan ihtilaflar çıktığını, ancak dava konusu senedin davacı tarafından verilen şahsi bir senet olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bononun zorunlu şekil şartlarının tamamını içerdiği, kambiyo senedi vasfını haiz olduğu, davacının bononun boş olarak verildiğini yahut 02.01.2009 tarihli sözleşmenin teminatı olarak verildiğini yazılı delil ile ispat edemediği, davaya konu bono altındaki imzasını ikrar ettiği, ayrıca davalı hakkında davaya konu senet ile ilgili olarak resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık, açığa imzanın kötüye kullandırılması ve bedelsiz senedi kullanmak suçundan dolayı açılan davada anılı tüm suçlardan dolayı ayrı ayrı beraat kararı verildiği,
bilirkişi raporuna göre, bononun davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığı nazara alındığında, davacının iddialarının subut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve özellikle davacı tarafın iddialarının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, takibe ve davaya konu senedin teminat olarak eksik unsurlu olarak imzalandığı ve daha sonra eksik unsurların anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasına dayalı kısmen bedelsiz olan senet nedeniyle borçsuzluğun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/635, K. 2025/1497, 4 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama