KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6762 E., 2025/4776 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/629 Esas, 2024/1816 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/236 E., 2021/34 K.
Karar Metni
1.793 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. ASIL VE BİRLEŞEN DAVA
1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin her türlü mobilya yapım ve satımı ile ahşap eşya ve kaplama işiyle uğraştığını, davalı tarafından müvekkiline ait ''...'' markasının ahşap görünümlü seramik ... serisinin reklamları, internet sitesi, tanıtım ve afişlerinde kullanıma başladıklarını, ... markası ile davalı şirket bünyesinde piyasaya sunulan ürünlerin müvekkilinin çalışma alanıyla örtüştüğünü ve haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı şirketin ekonomik gücü sebebiyle müvekkilinin yeni müşteri kazanmak için en önemli gelir kaynağı olan internet arama motorlarında 2 ve 3. sayfalara gerilediğini,
hatta müvekkili müşteri çevresinde de müvekkilinin de seramik ürettiğine dair karışıklıklar yaşandığını, davacı şirket tarafından müvekkiline ait marka hakkına tecavüz edildiği hususunun ihtarname ile davalıya bildirildiğini, davalı ... tarafından cevabi ihtarnamede her türlü kullanımın sonlandırıldığına ilişkin beyan verildiğini, ihtarnamenin gönderilmesinin üzerinden 2 ay geçmiş olmasına rağmen davalı tarafın tecavüzünün devam ettiğini, başta www.....com.tr/... alan adı olmak üzere her türlü yayın, satış ve ilanın devam ettiğini,
müvekkilinin marka hakkına yapılan tecavüzün müvekkilinin müşteri ağına ulaşmasına engel olarak müvekkilini maddi ve manevi olarak zarara uğrattığını ileri sürerek davalı tarafından kullanıma devam edilen müvekkiline ait markayla aynı markanın web sitesinden çıkartılmasına, mümkün olmadığı takdirde; web sitelerine erişimin engellenmesine, davalıların müvekkiline ait markayı haksız kullandığının tespitine, tecavüzün önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, müvekkiline ait ''...'' markasının izinsiz kullanımının dava sonunda tamamen durdurulmasına,
''...'' ibaresi içeren her türlü reklam, afiş, ambalajın ve bu ibareyi içeren her türlü araç gerecin imhasına, şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 10.000,00 TL manevi tazminatın ihtar tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek banka faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin taraf değişikliği talebinin kabulü ile ...'nin dosyaya taraf olarak eklenmesine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur.
2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalının ikrar iddialarını kabul etmediklerini, çekilen ihtarın asıl dava davalısı olan ... çekilmiş olduğunu ve cevabın da ... tarafından gönderildiğini, ... ile ...'nın ayrı tüzel kişilikler olduğunu, beyanların müvekkilini bağlamadığını, asıl davada alınan raporda müvekkili şirketin davaya konu markayı davalı tescilinden önce kullandığının tespit edildiğini, davalının mail silsilesine dayalı kullanım iddiasının dinlenilemeyeceğini, markasal kullanımın kendilerinden sonra olduğunu, bahse konu marka ile yapmış olduğu satışların davalı satışlarından yüksek olduğunu,
alınan raporda davaya konu markanın toplum nezdinde tanınmasını sağlayan ve markayı yaratanın müvekkili şirket olduğunu, gerçek hak sahibinin de müvekkili şirket olduğunu, bu durumun asıl davaya sunulan rapor ile sabit olduğunu, davaya konu markada yer alan işaretin ayırt ediciliğinin davalı markası olarak bulunmadığını, ancak tescil öncesi müvekkili tarafından kullanılarak ayırt edici hale getirildiğini, davaya konu markanın düzenlenen tescil şartlarının oluşmadığını,
hükümsüzlük şartlarının oluştuğunu ileri sürerek birleşen dosya davalısı adına tescilli "..." ibareli 2013/14460 numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı ... ...
Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1980’li yıllardan itibaren seramikten yer ve duvar karoları üreten Türkiye’de ve dünyada kendisine yer etmiş, saygın, marka sahibi bir şirket olduğunu, mahkemenin müvekkil şirket ile diğer davalı ... ile organik bağı olması nedeniyle taraf değişikliği talebinin kabulüne ilişkin 31.10.2016 tarihli kararına husumet itirazlarının bulunması nedeniyle itiraz ettiklerini, her iki şirketin de birbirinden farklı tüzel kişilikleri olan şirketler olduklarını, yöneticileri, genel müdürleri ve üretim yerlerinin farklı olduğunu ve farklı yerlerde bulunduklarını,
bu sebeple birbirleri arasında herhangi bir organik bağın mevcut olmadığını, müvekkili şirketin davacının kendisine ait olduğunu ifade ettiği "..." markasını kullanmadığını, müvekkili şirkete bu hususla ilgili olarak herhangi bir ihtar gelmediğini, müvekkili şirketin bu durumdan işbu dava dilekçesinin kendisine tebliği ile haberdar olduğunu, dava konusu markanın, yurt dışında davacının tescil tarihinden çok daha önce başka kişiler ve şirketler adına tescil edilmiş bir marka olduğunu,
bunun haricinde davacı şirketin dava dilekçesinde belirtmiş olduğu ve ihlalin gerçekleştiğini iddia ettiği internet sitesindeki oluşumlar ve fotoğrafların müvekkili şirket ile ilgili olmadığını, bu nedenle davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi kazanç kaybına neden olabilecek nitelikte müvekkili şirketin bir ihlali ve davacının marka hakkına yapılan ısrarlı bir tecavüz söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davada davalı ...
Yapı Gereçleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1950'li yıllardan beri banyo malzemeleri üreten Türkiye'de ve Dünya'da kendisine yer etmiş saygın marka sahibi bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin seramikten ürettiği bazı ürünlerin tanıtımında çok bilinen bir isim olması nedeniyle marka olarak değilde tanıtım ismi olarak '' ... '' ismini kullandığını, ancak bu ismin bir marka olduğu ve davacıya ait olduğunun müvekkili tarafından bilinmediğini, davacı tarafça müvekkiline noter aracılığı ile ihtarname keşide edilerek markanın kendilerine ait olduğunu ve kullanımların durdurulmasını talep ettiğini,
cevabi ihtarname ile müvekkili tarafından davacıya markanın kullanım dışı kalması için gerekli işlemlerin başlatıldığına dair beyanda bulunulduğunu, konuyla ilgili müvekkili tarafından derhal eyleme geçilerek markaya konu olan her türlü ürün, ambalaj, evrak, reklam panosu, tabela ve ve benzeri reklam vasıtaları yönünden her türlü kullanımının sona erdirilmesi için gerekli çalışmaları başlattığını, davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği internet sitesindeki oluşumları ve fotoğrafları kabul etmediklerini, çünkü müvekkili tarafından tüm ihlallerin kaldırıldığını, davacının marka hakkına yapılan ısrarlı bir tecavüzün söz konusu olmadığını,
davacı şirketin ürettiği ürünlerin hammaddesinin ahşap müvekkilinin ürettiği ürünlerin hammaddesinin ise seramik olması nedeniyle davacının iddia ettiği gibi haksız rekabetin varlığından söz edilemeyeceğini, ayrıca davacı şirketin müşteri kitlesinde kafa karışıklığı yaratacak ve bu nedenle davacı tarafı büyük zarara uğratacak bir ihlalin söz konusu olmadığını, davacı tarafın internet sitesinin incelenmesinde '' ... '' markası ile ilgili herhangi bir ibarete rastlanmadığını, bu nedenle arama motorlarında bu ibarenin yazılması halinde kendisine ulaşılmasının zorlaştığı iddialarının da gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; müvekili şirketin dava konusu ... markasını 2012 yılından beri kullandığını, markanın tescil işlemleri için 2012 yılı içerisinde Mediaartajans adlı firma ile anlaşarak logo çalışmalarına başladığını, davalı şirket ile markayı birlikte kullanan grup şirketlerinden ... Yapı Gereçleri San. ve Tic.
A.Ş. müvekkili şirket tarafından gönderilen ihtarnameye verilen cevapta müvekkil markasına yapılan ihlalin kabul edildiğini ve markanın kullanılmayacağının belirtildiğini, kesin delil teşkil eden ikrarın söz konusu olduğunu, verilen cevabi ihtarnamenin üzerinden iki ayı aşkın zaman geçtikten sonra dahi www.....com.tr/... sitesi ve diğer internet sitelerinde yapılan araştırmalarda müvekkil markasının kullanıldığının tespiti üzerine İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinin 2015/236 E sayılı dosyası ile maddi ve manevi tazminat ile markaya vaki tecavüzün önlenmesi amaçlı dava açıldığını,
davalı tarafın işbu dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesinde de ihlalin açıkça kabul edildiğini, anılan dosyada alınan bilirkişi raporunda da davalı tarafın internet sitesi kullanımlarına son vermediğinin belirtildiğini, davacı şirketin anlatılan süreçlerden sonra üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra kötüniyetli ve tazminatan kurtulmak amaçlı olarak eldeki davayı açtığını, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi ... ibaresine ayırdedici özellik kazandırmadığını, bu nedenle hükümsüzlük davası açamayacağını,
davacının asıl markasının '...' olup ... ibaresine kendileri için bir aidiyet ve ayırdedicilik kazandırmadıklarının açık olduğunu, basiretli bir tacir bir ibareyi marka olarak kullanmak amacında ise öncelikle bunu tescil etmesinin bir zorunluluk olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı birleşen dosya davacısı ...'nın davaya konu ibareyi tek başına bir marka olarak kullanmayıp ürün adı olarak kullanmakla birlikte ürün adını da kendi işletmesiyle bağlantı kuracak şekilde piyasaya sunduğu, davaya konu "..." ibaresinin tanınmış marka olmadığı, birleşen dosya davacısının marka tescili öncesi söz konusu ibareyi 2012 yılında pek çok kez markasal olarak kullandığı ve bu kullanımlar dikkate alındığında davalı adına '' ... + şekil '' ibare 2013/14460 sayı ile tescilli markanın.
20. sınıfta yer alan ''yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar.
Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları, tahta, mum, balmumu, plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları'' emtiaları ile 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişlli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ahşap veya sentetik malzemelerden mamul hırdavat (nalburiye) eşyası yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar, ahşap veya sentetik malzemeden mamul panolar, ahşap veya sentetik malzemeden mamul mobilya bağlantıları, açma kapama tertibatları, tahta, mum, balmumu,
plastik veya alçıdan mamul bu sınıfa dahil süs ve dekorasyon eşyaları mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamda katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilen ayrıntıları belirtilen hizmetler yönünden )'' mal ve hizmetler yönünden üstün hak sahipliğini sağlayacak yeterli yoğunluğa ulaştığı, markaya tecavüze dayalı asıl dava yönünden ise davalı kullanımlarının üstün hak sahibi olduğu ispatlanan mal ve hizmetler yönünden olduğu,
hükümsüzlüğe ilişkin birleşen davanın bu mallar yönünden kısmen kabul olunduğu ve hükümsüzlüğün baştan itibaren sonuç doğuracağı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, markanın yukarıda yazılı sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı-birleşen davada davalı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davacı her ne kadar, markanın tescilinden önce kullanımlarının bulunduğunu, bu kullanımların davalıya göre eskiye dayandığını, hükümsüzlükten önce markanın kullanım yoluyla ayırt edici hale getirildiğini ileri sürmüş ise de marka sahibinin hükümsüzlük davasında, önceye dayalı kullanımı bir savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, birleşen davada 01.12.2017 tarihli delil listesi ek 4'te ibraz edilen delillerin, önce UYAP sistemi üzerinden, daha sonra fiziki olarak dosyaya sunulduğu, sonradan delil sunulduğuna yönelik iddiaların yerinde olmadığı,
birleşen dava davacısının 2012 yılından itibaren ... ibaresini seramik ürünlerinde (banyo ürünleri) kullandığı, tescilli markanın ise “Yapıldıkları maddelere ve malzemelere bakılmaksızın mobilyalar” emtiası ağırlıklı olmak üzere markayı 20. ve 35. sınıfta tescil ettirildiği, gerek ... ... A.Ş.nin önceki kullanımları gerekse ...
A.Ş.ye yönelik tecavüz iddialarına konu ürünlerin, ... (ahşapstili) kelimesinin ifadesinden anlaşılacağı üzere gerçekte ahşap olmamakla birlikte ahşap görünüm veren seramik ürünleri olduğu, eş deyişle yine “ahşap” hammaddesine bir atıf yapıldığı ve tüketicinin bu sebeple bu ürüne yöneltilmek istendiği, ürünlerin görünümü tüketicinin uzaktan ahşap algılamasının dahi mümkün olduğunun bilirkişilerce tespit edildiği, tüketicinin sırf bu sebeple bu ibareli ürünleri tercih etmesi ihtimali bulunduğu,
diğer ifadeyle tüketicinin algısında uyanan husus “ahşap” (wood) olduğundan seramik ürünleri de olsa köken olarak ahşap malzemeleri algısı oluşturduğu için 20. sınıfla seramik ürünlerinin birbirlerini etkilediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı birleşen davada davalı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava marka hakkına tecavüzün tespiti ile men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat, birleşen dava ise; markanın hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6762, K. 2025/4776, 2 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama