KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/774 E., 2024/8893 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1702 Esas, 2023/1825 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- Sivas 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2021/505 E., 2023/379 K.
Karar Metni
981 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işletmesinde kullandığı "...
Termal Şekil" markasını 2012 yılında adına tescil ettirdiğini, daha sonra logoda değişiklikler yaparak da kullandığını, davalı şirketin tek ortağı dava dışı ...’nin aynı zamanda müvekkili şirketin küçük hisseli ortağı olduğunu ve müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi ve müdürü iken vekalet görevini kötüye kullanarak yine dava dışı ...’ya vekaletname vermek suretiyle müvekkili şirketin 2012/59186 sayılı markasını kendine ait davalı şirkete 250,00 TL gibi gerçek dışı bir bedelle muvazaalı şekilde devrettirdiğini, şirketin ana faaliyet kollarından birisi olan otelin marka hakkını devretmeye yetkisinin olmadığı gibi işlemin muvazaalı olduğunu,
yine davalının 2020/45581 sayılı markasının da 2012 markasıyla benzer olup fiilen de müvekkilinin kullandığı şekilde tescil ettirildiğini ileri sürerek, 03.03.2020 tarihli marka devir sözleşmesinin geçersizliği ile 2012/59186 tescil nolu marka devrinin iptaline ve sicilde düzeltilmesine, davalı adına tescilli 2020/45581 nolu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin 2010 yılında davalı müvekkili şirketin pay sahibi ... tarafından kurulduğunu ve uzun yıllar yönetildiğini, bir çok işletmede “...” markasını kullandığını, ...'nin 2012 yılında başlamış olduğu termal otel inşaatında da “...” markasını kullandığını ve bu markayı o tarihte tamamı kendisine ait olan davacı şirket adına tescil ettirdiğini, 2016 yılında ise davacı şirketteki hisselerini şimdiki ortağı ...’na satıp devrettiğini, bu satışta “...” markası hakkında ayrıca bir ücret konuşulmadığını ve markanın değerlemeye katılmadığını,
daha sonra ...'nin 2019 yılı Kasım ayında davacı şirketin %25 hissesini alarak yeniden ortak olduğunu, ortak olduktan sonra şirket yönetim kurulu başkanı ... ile yapmış olduğu değerlendirmede davacı şirketin bu markayı kullanmak istememesi üzerine davaya konu markanın ...’ye devri hususunda sözlü olarak mutabakata vardıklarını, bunun üzerine davacı şirket yönetim kurulu başkanın tam yetki ile donattığı ... tarafından markanın müvekkili şirkete satış yoluyla devredildiğini, kötü niyetli bir durum söz konusu olmadığını,
bedelin düşük olmasının sebebinin davacı şirket hisselerinin ... tarafından ...’na devri sırasında markaya değerleme yapılıp devir ücretinin hesabında markanın dikkate alınmayışı olduğunu, tamamıyla müvekkili şirket yetkilisinin soyadının daha fazla yıpranmaması adına yapılmış bir devrin söz konusu olduğunu, markanın ilk tescilini yaptıranın davacı şirketin de kurucusu ... olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 2020/45581 marka nolu 31.08.2020 tescil tarihli "...
TERMAL" markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş ise de söz konusu marka ile iltibas oluşturduğu iddia edilen dava konusu diğer marka olan 2012/59186 nolu markanın dava tarihi itibariyle davalı şirkete ait olduğu, dava tarihi itibariyle davacının eski tescil tarihli söz konusu markanın marka sahibi olmadığı bu yönüyle söz konusu talep yönüyle aktif husumetinin bulunmadığı; dava konu 2012/59186 nolu "...
Termal+Şekil" markasının devir tarihinde davacı şirketin yetkilisi dava dışı ...'nin davacı şirketi temsilen verdiği vekaletname ile 250,00 TL gibi çok cüzi ve kabul edilemeyecek bir ücret karşılığında yine ...’nin hissedarı olduğu davalı şirkete devredildiği,
söz konusu işlemin açıkça vekalet görevinin kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gibi davalı şirketin iyi niyetinden de söz edilemeyeceği, davalı şirketin bu işlemde açıkça kötü niyetli olduğu ve işlemin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi gereğince davacı şirketi bağlamayacağı değerlendirilmekle davaya konu devir işleminin iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 2012/59186 nolu 06.08.2013 tescil tarihli "...
Termal+Şekil" markasının Sivas 2. Noterliğinin 2 Mart 2020 tarih 5634 yevmiye sayılı işlemle yapılan marka devir sözleşmesinin geçersizliği ile 2012/59186 tescil nolu marka devrinin iptaline, markanın yeniden davacı adına tescili ile sicilde düzeltilmesine, davacının davalı şirket adına kayıtlı 31.08.2020 tarihli 2020/45581 tescil nolu "...
Termal" marka tescilinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebini aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davacı şirketin kurucu ortağı ... iken daha sonra ...'nin davalı şirketin tek ortağı durumuna geldiği, 12.11.2019 -25.06.2021 tarihleri arasında temsile yetkili olduğu sırada 02.03.2020 tarihinde noterde ...'nin "...
Termal+Şekil" markasını dilediği bedel ve şartta devretmeye Bedriye Ekinci'yi vekil tayin ettiği, aynı gün davacıyı temsilen Bedriye Ekinci'nin davalı şirketi temsilen ...'ye noterde 250,00 TL bedelle dava konusu markayı devrettiği, davacı şirket tarafından markanın devri konusunda alınan bir karar olmadan cüzi bir bedelle ve işlemin tarafları yönünden yapılan değerlendirme sonucunda Mahkemenin kanıtları taktirinde ve değerlendirmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı müdürünün bu görevinin kötüye kullanıp yetkilerini de aşarak davalıya ait markayı kendine ait davalı şirkete muvazaalı şekilde ve yetkilerini
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19 uncu maddesi.
3. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 25 nci maddesi.
4.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/774, K. 2024/8893, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama