KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1171 E., 2025/5018 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/810 Esas, 2025/65 Karar
- Hüküm
- Kabul
Karar Metni
443 kelime·2 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının temsilcilerine 15.10.2000 tarihli teslim-tesellüm belgesi adlı belge ile 55.200,00 DEM (Alman Markı) tutarında para verdiğini, bu paranın davalıdan istenildiğinde her an geri alınabileceği ve yüksek faiz kazancı vaatlerine karşılık verildiğini, davalının para toplama faaliyetlerinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 10. maddesi hükmünü, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (6362 sayılı Kanun) 7., 30., 31. maddesi hükümlerini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 20. maddesi hükmünü,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 28. maddesi hükmünü ihlal ettiğini ileri sürerek davacıdan tahsil edilen 28.223,31 euronun (55.200,00 DEM) tahsil tarihi itibarı ile 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/A maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığını, davacının hisse senetlerinin sahibi olmakla, davalı şirkette hissedar olduğunu, davacının hisse değerindeki ortaklığının halen devam ettiğini, davanın niteliğinin alacak davası değil, ortaklık ve ortaklık paylarına ilişkin bir dava olması gerektiğini, ancak kâr payı talebinde bulunulabilmesi için, şirketin öncelikle faaliyetlerinden kâr elde etmesi ve dağıtma kararının verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, dava konusu uyuşmazlığa uygulanan 7194 sayılı Kanun'un 41. maddesi Anayasa Mahkemesi'nin 18.05.2023 tarihli ve 2020/11 E. 2023/98 K. sayılı iptal kararı ile Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği, davalının davacıya karşı paranın yatırılış tarihine göre zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek zamanaşımı def'i ileri sürdüğü Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2013/ 10351 E., 2014/48 K. sayılı kararı da emsal alındığında, davalı vekilinin zamanaşımı def'inin reddine davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/4 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1171, K. 2025/5018, 9 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama