KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1264 E., 2025/2950 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/1085 Esas, 2024/1602 Karar
- Hüküm
- Ret
- Sayısı
- 2017/689 E., 2018/559 K.
Karar Metni
335 kelime·2 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine yeniden yargılama yapılarak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin yatırılan paraların istenildiği her an geri ödeneceği garantisi ile davalı tarafa 53.148,79 euro tutarında para yatırdığını ancak talep etmesine rağmen yatırdığı parayı geri alamadığını ileri sürerek paranın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde,davanın süresinde açılmadığını, davacı iddialarının yerinde olmadığını savunarak davanın usul ve esastan reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacının bireysel başvurusu sonucu Anayasa Mahkemesi kararı ile, etkili başvuru hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılarak zamanaşımı süresi dolduktan sonra dava açıldığı gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, Mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle davalının eylemlerinin haksız fiil mahiyetinde olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunduğu, davada uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 765 sayılı Kanun’un 102. maddesinin dördüncü fıkrası ve 104. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 5 yıl, uzamış zamanaşımı süresinin ise 7,5 yıl olduğu, davanın da davalı tarafa paranın yatırıldığı tarihten itibaren 7.5 yıldan sonra yani zamanaşımı süresinden sonra açılmış olmasına göre, davacının tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1264, K. 2025/2950, 29 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama