KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1340 E., 2025/6493 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1237 Esas, 2024/1546 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/218 E., 2022/319 K.
Karar Metni
970 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde trafo binası inşa edilmek suretiyle kamulaştırmasız el atma nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebi ile açılan tazminat davasının kabulü ile taşınmazların davalı adına tesciline karar verildiğini, kararın icra takibine konulması sonucu davacının ödeme yaptığını, düzelterek onama kararı gereğince bakiye harç tutarının davacı tarafından vergi dairesine ödendiğini, ödenen bedellerden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 506.416,00 TL'nin ödeme tarihi olan 05.02.2015,
76.446,28 TL'nin ödeme tarihi olan 21.05.2019, 29.957,58 TL'nin ödeme tarihi olan 04.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, işletme hakkı devir sözleşmesi, ihale şartnamesi ve hisse devir sözleşmesinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacağın davacı tarafından talep edilmesinin mümkün bulunmadığını, sorumluluğun davalıda olduğu varsayılsa dahi davalının icra masraf ve giderlerinden, harcın cezalı ödenen kısmından sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya dayanak olan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasına ilişkin uyuşmazlığın, mülkiyete ilişkin olduğu bu nedenle İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.2. maddesi gereğince davacı tarafından davanın davalıya bildirilmesi gerektiği, mahkeme kararı gereğince kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazların davalı adına tapuya kaydedilmiş olduğu, davacı tarafından üçüncü kişiye yapılan ödemeden davalının sorumlu bulunduğu,
davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının rücuya dayanak davada davanın davalıya ihbar edilmemiş olması nedeniyle mahkeme kararındaki miktar, karar tarihine kadar işlemiş faiz, harç ve yargılama giderleri ile ilam vekalet ücretinden ibaret olduğu, karar tarihinden sonra gerek asıl alacağa gerekse fer'ilere işlemiş faizlerin davalıdan talep edilemeyeceği, yapılan hesaplamada mahkeme kararındaki alacak miktarının 476.298,00 TL, yargılama giderinin 1.554,60 TL, ilam vekalet ücretinin 33.001,92 TL, harcın 24.351,52 TL olduğu,
dava tarihi olan 28.04.2014 tarihinden 26.03.2019 karar tarihine kadar asıl alacak olan 476.298,00 TL'ye yasal faiz oranı üzerinden işleyen faiz miktarının 213.500,58 TL olarak, ilk karar tarihine kadarki faiz miktarının ise 28.577,88 TL olarak hesaplandığı, dava dışı üçüncü kişi tarafından icra takip dosyasında ilk talepte faiz olarak 3.523,00 TL talep edildiği, icra dosyasındaki kapak hesabında ise toplam faiz miktarının 14.532,27 TL olarak (10.05.2019 hesap tarihi) gösterildiği,
ilk dava tarihinden ilk karar tarihi olan 24.12.2014 tarihine kadar işleyen faiz miktarının 28.577,88 TL olmasına rağmen davacı tarafından üçüncü kişiye ödenen faiz miktarının 14.532,27 TL olması nedeniyle faizin bu miktar olarak esas alındığı, davacının mahkeme kararındaki alacak miktarı 476.298,00 TL, yargılama gideri 1.554,60 TL, ilam vekalet ücreti 33.001,92 TL, harç 24.351,52 TL ve işlemiş faiz olarak 14.532,27 TL olmak üzere toplam 549.738,31 TL alacak miktarı kadar davalıya rücu edebileceği, davacı tarafından 05.02.2015 tarihinde 506.416,00 TL'nin ödendiği, harcın 04.06.2020 tarihinde ödendiği,
geri kalan ödemenin 21.05.2019 tarihinde yapıldığı dikkate alındığında tespit edilen davacının alacağına ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi işletilmesine karar verilmesi gerektiği kanısına varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, toplam 549.738,31 TL alacağın 506.416,00 TL yönünden 05.02.2015, 18.970,79 TL yönünden 21.05.20 19... .351,52 TL yönünden 04.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dayanak dava dosya içeriğinden davalının davanın ...'a ihbarı talep edilmesi, ilk bozma kararının husumetin ...'a yöneltilmesi gerektiğine ilişkin itirazı bulunmasına rağmen dayanak davanın yargılama boyunca ...'a ihbar edilmediği, bu durumda davacının İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden rücu edebileceği alacağın karar tarihindeki borç miktarıyla sınırlı olduğu,
sözleşmenin 7.2 maddesi kapsamına giren ve taşınmaz mülkiyetini ilgilendiren uyuşmazlıklarda davalıya ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının rücuya dayanak ilamda yer alan alacak, karar tarihine kadar işlemiş faiz, yargılama giderlerini ve vekâlet ücretini talep edebileceği, harcın geç ödenmesinden kaynaklanan fazla ödemenin davalıdan tahsilinin istenemeyeceği, davacı tarafından icra takibi nedeniyle yapılan ödeme ile dayanak ilam nedeniyle yapılan harç ödemesinin İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden kamulaştırmasız el atmaya dayandığı,
rücuya dayanak davada kamulaştırmasız el atmaya konu taşınmazın tapu kayıtlarının iptaliyle ... Genel Müdürlüğü adına tapuya tesciline karar verildiği hususlarının dikkate alındığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre reddedilen ve davacı vekilince temyize konu edilen toplam miktar 63.081,55 TL olup Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığından, davacı vekilinin temyiz talebinin miktar yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davalı vekilinin temyiz başvurusunun incelenmesi neticesinde yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1340, K. 2025/6493, 23 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama