KÜNYE
3. Hukuk Dairesi 2025/1342 E., 2025/5032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1979 E., 2025/76 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/560 E., 2023/423 K.
Karar Metni
1.487 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli, davalı vekili tarafından duruşmasız temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir Belli edilen günde gelen davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirketin EPDK'dan lisans alarak davalı Kurum ile sözleşme imzaladığını, ..-.. HES yapısını lisans süresinde inşa ettiğini, 10.07.2019 tarihinde geçici kabulün yapılarak işletmeye alındığını, .. HES yapısına 80... /saniye ortalama miktarda su gelmesi gerekirken, davalı Kurum tarafından bu taahhüde uyulmadığı gibi Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/13 D.İş sayılı tespit raporundan görüleceği üzere ..
HES yapısına gelmesi gereken suyun kaçak setler yapılarak engellendiğini, yapılan engellemenin ihtarnameye rağmen devam ettiğini, müvekkili şirketin fizibilite raporunu onaylayan, akabinde sözleşme yapan Kurumun ihtiyacı olan suyu kasıtlı ve kusurlu olarak sağlamadığını, davalı Kurumun, maruz kaldıkları müspet zararı kendi kusur ve kastı nedeniyle gidermek zorunda olduğunu ileri sürerek;
davalının sözleşmeye aykırı davranışı nedeniyle çıkardığı muarazanın önlenmesini, ödenen ve ödenecek bedellerin ayrı ayrı tespiti ile gerekli ödeme ve ödemeden yapılacak indirim hesaplarının yapılmasını, alınacak raporla zararın tespit edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, bedel artırım dilekçesi ile dava değerini 26.615.188,29 TL’ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı şirketin ..
HES’e gelen suyun yetersizliği sebebiyle açtığı davanın konusu, tarafları ve gerekçeleri idari yargıda görülen dava ile aynı olduğundan derdestlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, izinsiz su kullanımı ve kaçak yapıların kontrolünün Sulama Birliği ve diğer faydalananların sorumluluğunda olduğunu, davacı ile imzalanan Su Kullanım Hakkı Anlaşmalarında enerji üretimi için su ve üretilecek enerji miktarına ilişkin taahhüt bulunmadığını, söz konusu anlaşma ve fizibilite raporunda ortak tesislerde su kullanımında önceliğin tarımsal sulamaya ait olduğunu,
santrale az su gelmesi halinde üretim tesislerinin çalıştırılamaması veya öngörülenden az enerji üretilmesinden kaynaklanan tüm risk ve sorumluluğun şirkete ait olduğunu ve şirketin yatırım öncesi bu hususları incelediğini, Kurumun ise gelir amacı gütmeden kamu yararını gözeterek paydaşların haklarını dengelediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla. Çankırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 202113 D.İş sayılı tespit raporu ile .. .. HES yapısına gelmesi gereken suyun kaçak setler yapılarak engellenmiş olduğunun anlaşıldığı, davalının sözleşmesel yükümlülüklerini ve yetkilerini Sulama Birliğine devrettiğini belirtmesinin, onu sözleşmesel yükümlülüklerinden bağışık tutmadığı, tespit raporundaki değerlerden de görüleceği üzere mevcut durumunda ..
HES yapısına hiçbir zaman 80 m³/saniye ortalama miktarda su gelmediğinin anlaşıldığı, davalının özen yükümlülüğü ile ilgili kusur ve sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 26.615.188,29 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan sözleşmede davalı Kurum tarafından davacıya 80 m³/saniye su verileceği, bu miktarın altında su verildiği takdirde davalı Kurumun sorumlu olacağı yönünde herhangi bir taahhüdünün bulunmadığı, basiretli bir tacir olan davacının serbest iradesi ile imzaladığı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu,
hal böyle olunca, Mahkemece, sözleşme hükümlerine göre, çeşitli sebeplerle santrala az su gelmesi halinde, suyun az olduğu süre içerisinde üretim tesisinin çalıştırılamaması veya öngörülenden az enerji üretilmesi durumuna ait bütün risk ve sorumlulukların davacı şirkete ait olduğu, hidroelektrik enerji üretim tesislerinin fizibilite raporu kapsamında olabilecek yetersiz etüt ve değerlendirmelerden dolayı ilerideki safhalarda hidrolojik, jeolojik, teknik, çevresel, sosyal ve ekonomik yönden oluşabilecek her türlü olumsuz sonuçtan yalnız şirketin sorumlu olduğu,
davacı şirket tarafından kurulacak hidroelektrik enerji üretim tesislerinin yatırımında doğabilecek her türlü hidrolojik, jeolojik, teknik, çevresel, ekonomik ve mali riskler ile tabii afet riskinin yüklenildiği, dava konusu iddialar yönünden davalının sorumluluğunun bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; ..
Sulama Birliğinin DSİ'nin kontrolünde olduğunu, sözleşmeye göre 90 gün sulama mevsiminde önceliğin sulamaya verileceği, diğer zamanlarda ise en az 80 m³/sn suyun müvekkiline verileceğinin kararlaştırıldığını, davalının eyleminin haksız fiil niteliğinde olduğunu, sözleşmenin hükümleri bir bütün olup başlangıç maddelerinin de sözleşmeye dahil olduğunu, başlangıç hükümlerinde bu sözleşmenin ne için kurulduğunun, tarafların amacının ne olduğunun hüküm altına alındığını, sözleşmenin en azından tesisin kurulma maliyetlerini karşılayan ve makul bir kâr elde etmeyi amaçlayan,
böylelikle elektrik piyasasında arz güvenliğine hizmet edecek olan ticari bir sözleşme olduğunu, sözleşmede yer alan "çeşitli nedenler" gerekçesinin hiçbir somut ve objektif denetime tabi olmayan, tamamen DSİ tarafının keyfiyetine bırakılmış genel ve torba bir sorumsuzluk hükmü olarak yorumlanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili; 26.615.188,29 TL üzerinden müvekkili lehine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek, kararın düzeltilerek onanmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sözleşmeye aykırılık nedeniyle uğranılan zararın tahsili istemine ilişkindir.
Taraflar arasında 26.09.2007 tarihinde imzalanan .. Hidroelektrik Enerji Üretim Tesislerinin Su Kullanım Hakkı ve İşletme Esaslarına İlişkin Revize Anlaşma'nın 2. maddesinde; Ortak Tesisin; enerji üretimi yanında sulama suyu, içme ve kullanma suyu temini ve taşkın koruma gibi birden fazla maksada hizmet eden tesisi ifade edeceği belirtilmiş,
4. maddesinde; ''Hidroelektrik enerji üretim tesislerinin bulunduğu bölgenin havza gelişimine paralel olarak DSİ tarafından yürütülmekte olan çalışmalar çerçevesinde, havzadaki mevcut, inşa halinde ve mutasavver projeler (kesin proje, planlama, master plan, ön inceleme ve ilk etüt) kapsamında içme-kullanma, turizm ve endüstri suyu temini, sulama, taşkın koruma ve enerji maksatları ile bunların dışında olabilecek başka maksatlara yönelik olarak diğer kuruluşlara ve tüzel kişilere tahsis edilecek suların miktar ve zamanlamasını belirleyecek olan işletme planları DSİ tarafından yapılır ve şirkete bildirilir. Şirket bu planlara uymakla yükümlüdür...",
7. maddesinde; "DSİ tarafından inşa edilmiş projeler kapsamına Şirket tarafından hidroelektrik üretim tesisi ilave edilmesi durumunda, DSİ tarafından belirlenecek işletme planına göre ortak tesislerin işletmesi DSİ'ce yapılır ve DSİ ve Şirket buna uyar. Şirketin bu planlara aykırı işletme yapması halinde, bütün zararlardan Şirket sorumludur. ...",
11. maddesinde; "Çeşitli nedenlerle santrale az su gelmesi halinde suyun az olduğu süre içinde üretim tesisinin çalıştırılamaması veya öngörülenden az enerji üretilmesi durumuna ait bütün risk ve sorumluluklar Şirkete aittir. Şirketin yatırım öncesi bu konuları incelediği ve projesini buna göre geliştirdiği kabul edilecektir...",
38. maddesinde; "... Regülatörünün ortak tesis olması sebebiyle sulamaya verilecek su miktarında herhangi bir kısıtlama yapılamaz." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Ankara 6. İdare Mahkemesinin 2020/1256 E., 2021/40 K. sayılı kararının incelenmesinde; dosyamız davacısı şirket tarafından dosyamız davalısı DSİ aleyhine; '' ''... Hidroelektrik Santralini işleten davacı şirket tarafından, ...
Hidroelektrik Santralinin 2020 yılı sulama sezonu boyunca Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının ilgili hükümleri doğrultusunda en fazla tek türbin olarak çalıştırılması ve Kızılırmak Sulamasının ana kanallarına verilen tam kapasite su miktarında azalmaya neden olmayacak şekilde üretim yapılmasına dair 12.05.2020 tarihli ve E.266650 sayılı işlemin iptali'' istemiyle dava açıldığı, yargılama sonunda Mahkemece;
''taraflar arasında imzalanan Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, Hidroelektrik enerji üretim tesislerinin bulunduğu bölgede davalı idarenin yürüteceği çalışmalar çerçevesinde sulama maksatlı olarak üçüncü kişilere tahsis edilecek suların miktar ve zamanlamasını belirlemeye yönelik planların davalı idare tarafından yapılacağı, davacı şirketin bu planlara uyacağının açık olduğu, yine, davacı şirketin ortak tesisin işletilmesine ilişkin planlara aykırı işletme yapmaması gerektiği de tabi olup, elektrik üretimini bu planlara göre yapması gerektiği, ayrıca, ...
Regülatörünün ortak tesis olması nedeniyle sulamaya verilecek su miktarında kısıtlamaya gidilemeyeceğinin de Su Kullanım Hakkı Anlaşmasında düzenlenmiş olup, davacı şirketin ... HES'de elektrik üretimini nehrin sulama amaçlı kullanımını da gözeterek planlaması gerektiğinin tabi olduğu, davalı idarenin nehir suyunun miktar ve zamanlamasına belirlemeye yönelik planlar yapmaya yetkisi olduğu ve ilgililerin bu planlara uymaları gerektiği, bu durumda, ...
Hidroelektrik Santralinin 2020 yılı sulama sezonu boyunca Su Kullanım Hakkı Anlaşmasının ilgili hükümleri doğrultusunda en fazla tek türbin olarak çalıştırılması ve Kızılırmak Sulamasının ana kanallarına verilen tam kapasite su miktarında azalmaya neden olmayacak şekilde üretim yapılmasına yönelik dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, karara karşı süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 2021/765 E., 2022/301 K. sayılı kararıyla;
istinaf başvurusunun kesin olmak üzere reddine karar verildiği ve kararın 25.02.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Yapılan bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık incelendiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yukarıda yer verilen ilgili hükümleri ile İdare Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın gerekçesinde yer alan tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davalı Kurumun sözleşmeye aykırı bir hareketinin bulunmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 maddesine göre, maddi tazminat davalarının tümden reddi durumunda karşı taraf lehine maktu vekalet ücretine hükmedileceği anlaşılmakla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/1342, K. 2025/5032, 21 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama