KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1715 E., 2025/6649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1708 Esas, 2024/1933 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/306 E., 2022/151 K.
Karar Metni
835 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından 12. sınıfta tescil edilmek üzere 2020/51886 sayılı ve "... "
ibareli marka tescil başvurusunun yapıldığını, davalı şirket tarafından 2016/40120 sayılı “ ... ” ibareli marka tescili ile 2019/118408 sayılı “...”
ibareli marka başvurusu dayanak gösterilerek yapılan itiraz sonucunda Markalar Dairesi
Başkanlığı tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü kapsamında markaların benzer olduğu ve söz konusu
markaların aynı veya aynı türdeki ya da benzer malları/hizmetleri kapsadıkları belirtilerek işbu marka başvurusunun tescilinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'na (YİDK) itirazlarının da reddedildiğini, davacı şirketin "..." araçlarının Rusya’nın ticari araç tarihine damgasını vurduğunu ve otomotiv
endüstrisinin gelişiminde en büyük rollerden birini üstlendiğini, aktif ve aralıksız olarak ülkemizde ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü ve yüksek derecede bir tanınırlığa sahip olduğunu, "..." tanınmış markasının gerçek ve öncelikli hak
sahibi bulunduğunu, davalı şirketin itiraza dayanak markası ile müvekkiline
ait “... ” marka başvurusunun benzer olmadığını, davalı şirketin kötüniyetli hareket ettiğini, redde mesnet markanın hükümsüzlüğü için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek YİDK'in
2021-M-7660 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, söz konusu markanın gerçek ve öncelikli hak sahibinin müvekkili olduğunu, uzun yıllardan bu yana fiilen, yoğun veya yaygın biçimde markasını kullandığını, davacının önceye dayalı hak sahipliği ve tanınmışlığa yönelik iddialarının dikkate alınmasının ve değerlendirilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceği, eldeki davanın da YİDK kararının iptali istemini barındırdığından, YİDK karar tarihi olan 29.09.2021 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak YİDK kararının iptali isteminin değerlendirildiği, dava konusu 2020/51886 sayılı marka başvurusunun reddine mesnet gösterilen davalı şirkete ait markaların 2016/401 20... /118408 sayılı markalar olduğu,
davacı vekili, redde mesnet alınan 2016/40120 sayılı markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olarak dava açtıklarını, iş bu davada verilecek olası bir hükümsüzlük kararının eldeki YİDK kararının iptali davasını etkileyeceğini, bu nedenle hükümsüzlük davasının iş bu dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de bu talebine itibar edilmediği, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtia ile redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan 12. sınıftaki emtianın aynı, aynı tür olduğu,
markaları oluşturan esas unsurların müşterek olarak "..." ibaresinden oluştuğu, markalarda bulunan farklı yazım stili, renk ve figüratif unsurların markalar arasındaki benzerliği bertaraf etmeye yeter derecede ayırt ediciliklerinin bulunmadığı, bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında, ilgili tüketici kesimi nezdinde SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davaya konu marka başvurusunu uzun süreli olarak ve ayırt edici hale getirecek şekilde Türkiye'de kullandığını ispatlayamadığı, ibraz edilen bir kısım broşürün tarihsiz olduğu,
sadece bir kısım gazete haberinin davacının bu markayı ayırt edici hale getirecek şekilde kullandığı anlamına gelmeyeceği, davacının Türkiye'de bu marka ile yapmış olduğu ticaret hacmini gösterir satış faturalarına ilişkin herhangi bir belge ibraz etmediği, buna göre somut olayda, redde mesnet markalar ile birlikte dava konusu markanın da piyasada birlikte ve ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturmaksızın var oldukları hususunun ispatlanamadığı,
davacı vekili her ne kadar gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve davalı şirketin kötüniyetli olduğuna dayanmışsa da bu hususların, somut olayda davalı Kurumun SMK'nın 6/1 hükmü uyarınca tespit ettiği nispi tescil engelini bertaraf edecek kabiliyette olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1715, K. 2025/6649, 5 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama