KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1743 E., 2025/7581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1354 Esas, 2025/224 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
Karar Metni
1.640 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı-karşı davalı vekilince, duruşma istemi olmaksızın davalı-karşı davacı vekilince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davacının ortopedi uzmanı doktor olduğunu, 2010/... patent numaralı "..." olarak isimlendirilen ortopedi cerrahisinde kullanılacak “tel tutucusu” teknik terimi ile tabir edilen ürünü icat ettiğini, dünya çapında ödül aldığını, TÜBİTAK 2014 yılı en iyi buluş ödülüne layık görüldüğünü, davalı şirket ile "..." isimli ürünün patentlenmesi ve ticarileştirilmesi için 08.06.2014 tarihinde “Patentleme ve Patenti Ticarileştirme Sözleşmesi” akdedildiğini, TÜBİTAK tarafından buluş konusu ürünün imalatı,
tanıtımı ve projenin eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi için 423.803,44 TL tahsis edildiğini, davalı şirketin geçen üç yıl zarfında buluşa ilişkin projenin hayata geçirilebilmesi için gerekli çalışmaları başlattığını, müvekkilinin sözleşme konusu yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalının projeyi tamamlamadan sonlandırdığını, ürünün ticarileştirme çalışmalarına ilişkin olarak hiçbir
üretim ve çalışma gerçekleştirmediğini, davalıya 24.03.2017 tarihinde gönderilen ihtarname ile ihtar tarihinden itibaren sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmesi için bir (1) yıllık süre tanındığını, ancak verilen sürede sözleşme yükümlülüklerinin davalı tarafından yerine getirilmediğini ileri sürerek sözleşmenin 7.2 maddesinde belirtilen TÜBİTAK destekli proje tutarı olan 423.803,44 TL cezai şart ile müspet zararları için fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir.
2. Karşı davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı karşı davalı olduğunu, davalı şirketin sözleşmenin ifası için ciddi yatırımlar yaptığını, sözleşmenin davalı tarafından hukuka aykırı olarak fesh edildiğini ileri sürerek fazlaya ilişki hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin davacı/karşı davalıdan ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı karşı davalı olduğunu, davalı şirketin sözleşmenin ifası için ciddi yatırımlar yaptığını, dava konusu ürünlerin insan vücudunda kullanılacak olması sebebiyle biyomedikal uyumlarını gösterir sertifika olmadan ticarileştirilmesinde sakınca olduğunu, Alman firmasının testlerde kullanılan ürünün biyomedikal uyumunun bulunmayıp sertifika veremeyeceklerini bildirdiğini, davacıya her aşamada süreci özetleyen raporlar gönderildiğini, biyomedikal sertifikası olmayan bir ürünün insan sağlığını tehdit edeceğinin mailler ile davacıya bildirildiğini,
sözleşmenin 7.2. maddesinde yer alan cezai şart düzenlemesinin ifaya ekli cezai şart değil seçimlik cezai şart niteliği taşıdığını, davacının işlemlere onay vermemek suretiyle ... isimli ürünün ticarileştirilmesi sürecinin durmasına kendisinin sebep olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında proje amacında belirtilmiş olan implantların paslanmaz çelikten imal edileceği, bu implantların içerisindeki topların ise demir iyonu yüklü olarak üretileceği, bio uyumluluk için bu topların paslanmaz çelik kaplama ile kaplanacağı konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, davalının davacıya 21.07.2015 tarihli mail ile kürecik kaplama bilgilendirmesi,
07.10.2015 tarihli mail ile de bio uyumluluk testi bilgilendirmesi yaptığı, proje sorumlusu ...'in bio uyumluluk ile ilgili çalışma ve fiyat alma konusu hakkında Mart 2016 tarihli mail ile Ocak 2016 tarihli mailleri dava dışı firmalara gönderdiği, bilye tedarikçisi ... firmasınca bilyelerinin dışının bio uyumluluğu hususunda tespit çalışmaları yapıldığı fakat olumlu sonuçlar alınmadığı, yapılan görüşmeler sonucunda bio uyumluluğu sağlayan mekanizmanın temin edilmediği, bu durumda davalının sözleşmesel sorumluluğunu yerine getirmediğinin davacı tarafça kanıtlanamadığı,
davalının çalışmayı sürdürme gayesi ile davacı/karşı davalıyı bilgilendirip, çalışmalara devam için onay da istediği, detay parça (bilya) tedarik zorluğu sebebiyle sürecin tamamlanamadığı, sözleşmenin feshedilmediği de gözetildiğinde davalı şirketin bu kapsamdaki yükümlülüklerini yerine getirdiğinin 17.12.2020 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın ise; taraflara arasındaki 21.06.2016 tarihli mail yazışmasında.
“Hiçbir onayım yoktur. 24 haziran 2016 tarihine kadar sözleşmeyi karşılıklı fesh etmek isteyip istemediğinizi bildiriniz lütfen.
Aksi halde sözleşme iptali için hukuki süreci ben başlatacağım.” şeklindeki ifade ile sözleşme sonlandığı iddiası öne sürülmüş ise de, gönderilen mailin bir fesih beyanı olmadığı, sözleşmenin fesh edilmemiş olması nedeniyle cezai şart alacağının da doğmadığı, 08.06.2014 tarihli sözleşme ile ticarileştirilmesi gereken ürünün ticarileştirilemediği, bu konuda davacı/karşı davalıya yüklenebilecek bir kusurun da bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esas yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve karşı davalar cezai şart ve tazminat istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
MUHALEFET ŞERHİ
Çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık, sözleşme ile davalının üstlenmiş olduğu patentin ticarileştirilmesi ediminin objektif olarak imkansız olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre sözleşmenin sona erip ermediği, buradan da varılacak sonuca göre sözleşmenin sona ermesinde kusurun bulunup bulunmadığı ve dolayısıyla tarafların cezai şart ile tazminat talep haklarının doğup doğmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Somut olayda, buluş sahibi olan davacı-karşı davalı ile davalı-karşı davacı arasında 08.06.2024 tarihli “Patantleme ve Patenti Ticarileştirme” sözleşmesi yapılmış olup davalı-karşı davacı şirket, davacı-karşı davalının buluşunu patentlemeyi ve bio uyumluluk sertifikası alıp ticarileştirmeyi üstlenmiş, davalı-karşı davacının bu edimini yerine getirmediği iddiasıyla davacı noterden gönderdiği 24.03.2017 tarihli ihtarname ile edimin yerine getirmesi için bir yıl süre verip, verilen bu süreye uyulmaması halinde ise sözleşmenin feshi için dava açacağını ihtar etmiş, davalı-karşı davacı ise noterden cevabi ihtarname göndermiştir. Verilen bu ek sürede de davalı-karşı davacı edimini yerine getirememiş, TÜBİTAK destekli olan söz konusu patentin ticarileştirilmesi projesi de sonlandırılmıştır.
Asıl davada davacı vekili, özetle davacının sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen, davalının yükümlülüklerini yerine getirmeden TÜBİTAK nezdinde projeyi sonlandırdığını ve dolayısıyla gönderilen ihtara rağmen patenti ticarileştirmediğini, dolayısıyla sözleşmenin davalının yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı feshedildiğini ileri sürerek Sözleşmenin 7.2. maddesi ile belirlenen TÜBİTAK destekli proje tutarı olan 423.803,41 TL cezai şart ile fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL müsbet zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili ise, cevap ve karşı dava dilekçesinde, davalının sözleşmenin ifası için yatırım yaptığını, buluş insan vücudunda kullanılacağından biomedikal uyumları gösteren sertifika almadan ticarileştirilmesinin söz konusu olamayacağını, Alman şirketinin sertifika veremeyeceğine ilişkin cevabını davacıya bildirdiğini, davacının işlemlere onay vermeyerek patentin ticarileştirilmesine kendisinin engel olduğunu, dolayısıyla sözleşmeyi davacının ihlal ettiğini ileri sürerek asıl davanın reddini,
davacının hukuka aykırı olarak ve dolayısıyla haksız şekilde sözleşmeyi feshettiğini ileri sürerek Sözleşmenin 7.2. maddesinde öngörülen cezai şartın ve fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulması kaydıyla şimdilik uğranılan 10.000,00 TL müsbet zararın tahsilini karşı davada talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince (İDM) görevlendirilen bilirkişi kurulu kök raporunda özetle, buluş konusu ürün üretildiğinde ortopedik cerrahide kullanılacağını, detay parça tedariki ile bio imalat proses zorluğunun gecikmeye sebep olduğunu, uygun malzeme bulunamadığı için projeye devam edilemediğini, sonuç olarak davalı-karşı davacının üretimi gerçekleştiremediğini; itirazlar üzerine bilirkişi kurulu düzenlediği ek raporunda ise, davalının özen kapsamında hareket ettiğini belirtmiştir.
İDM’ce, Sözleşmenin sonlandırılmadığı, somut olayda tarafların kusurlarının da bulunmadığı ve dolayısıyla karşılıklı olarak birbirlerine karşı sorumlu olmadıkları gerekçesiyle hem asıl, hem de karşı davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Hukuk Dairesince (HD) de, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Somut olayda; davacı-karşı davalının noterden gönderdiği ihtarname ile verdiği atıfet mehilinde de davalı-karşı davacının edimini yerine getirmemesi nedeniyle davacının asıl davayı açmak suretiyle sözleşmeyi feshettiği hususunun taraflarında kabulünde olmasına rağmen, sözleşmenin sona ermediği yönündeki gerekçe yerinde olmamıştır. Yine sözleşmenin yerine getirilememesinde tarafların kusurunun bulunmadığı tespiti ifanın objektif imkansızlığı anlamına gelmektedir.
Ancak, bilindiği üzere bir buluşun patentlenebilmesi, buluşun yeni ve buluş basamağının bulunmasıyla birlikte sanayiye uygulanabilir olmasına bağlıdır. [6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) m. 82/1] Buluşa incelemeli patent verildiğine göre aksi ispat edilene ve dolayısıyla hükümsüzlüğü kesinleşinceye kadar (SMK m. 138 ve m. 139) sanayiye uygulanabilir olduğunun kabulü gerekmektedir.
Nitekim, bilirkişi kurulu buluş kapsamındaki ürünün üretilmesi halinde, ortopedik cerrahide kullanılabileceğini, ancak malzeme tedariki yapılamadığı için projeye devam edilemediğini belirtmiştir.
Ayrıca taraflarda ifanın imkansız olduğunu savunmayıp, davacı-karşı davalı taraf sözleşmenin feshine davalının sebep olduğunu, davalı- karşı davacı taraf ise, davalının işlemlere onay vermeyerek patantin ticarileştirilmesine engel olduğunu ve dolayısıyla sözleşmeyi haksız feshettiğini belirtmiş olması, patentin ticarileştirilmesinin imkansız olmadığını göstermektedir. Belirtmek gerekir ki, bu durum karşısında, patentin ticarileştirilebileceği tarafların da kabulündedir.
O nedenle ifanın imkansızlığına işaret eden, patentin ticarileştirilmesi ediminin yerine getirilememesinde tarafların kusurunun bulunmadığı yönündeki gerekçe de yerinde olmamıştır.
Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken, tarafların kabulünde olduğu üzere sözleşmenin feshedildiği dikkate alınarak, sözleşme kapsamındaki patentin ticarileştirilememesine buluş sahibi davacı-karşı davalının sertifikasyon işlemlerine onay vermemesinin mi, yoksa davalı-karşı davacı şirketin yetersiz yatırım ile kendi yetersizliğinin mi sebep olduğu, TÜBİTAK desteğiyle yürütülen projenin kim tarafından sonlandırıldığı TÜBİTAK’tan sorulup tespit edildikten sonra, davalı-karşı davacının edimini yerine getirmek için yaptığı yatırım ile girişimlerinin yeterli olup olmadığı, gerekli malzemenin tedarikinin mümkün olup olmadığı,
davacı-karşı davalının onay vermediği işlem olup olmadığı, varsa bunların sertifika alabilmeye menfi etkisinin bulunup bulunmadığı, geçirilen sürenin sertifika alabilmek için yeterli ve uygun olup olmadığı hususları gerektiğinde yeni bilirkişi kurulundan rapor alınıp tüm dosya kapsamına göre kusur durumu da belirlenip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve dosyaya uygun olmayan yanılgılı değerlendirme ile hem asıl, hem de karşı davanın İDM’ce reddine, BAM HD’ce de, tarafların istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatiyle BAM, HD’nin kararının kaldırılarak,
İDM kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun ONAMA yönündeki görüşüne katılmıyorum.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1743, K. 2025/7581, 16 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama