KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1833 E., 2025/6844 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1729 Esas, 2024/2041 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/132 E., 2022/58 K.
Karar Metni
684 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... tarafından 2019/99037 başvuru numaralı "mms micro ... subtle expressions" markası için 16... . sınıfta tescili talebinde bulunulduğunu, söz konusu markanın yayınına karşı müvekkili tarafından itiraz sunulduğunu, itirazın Yeniden Değerlendirme ve İnceleme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, taraf markalarının, ortalama tüketici nezdinde iltibasa neden olma ihtimalinin bulunduğunu, “...” ibaresinin esas unsur olduğunu ve müvekkiline ait markalarla aynı seriden olduğunun düşünüleceğini,
itiraz konusu marka başvurusunun tescilinin talep edildiği 16. ve 41. sınıflarda müvekkiline ait itiraza mesnet markaların da hali hazırda tescilli olarak koruma altında olduğunu, itiraza konu markanın, müvekkiline ait www.....com.tr ibareli alan adı ile benzer olduğunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6. maddesi anlamında da tescil engeli bulunduğunu, müvekkiline ait markaların tanınmış markalar olduğunu, söz konusu marka başvurusu sahibinin bu tanınmışlıktan haksız olarak yararlanacağını, itiraza konu marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2021-M-1947 sayılı kararının iptaline,
dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, bir bütün olarak başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığını, davaya konu markada bulunan “...” ibaresinin esas unsur olmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, "..." ibaresi Türkçe'de büyük, geniş anlamlarına geldiğinden ayırt ediciliği oldukça düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirileceği, taraf markaları arasında davaya konu mal ve hizmetlerin hitap ettiği tüketici kitlesi nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı,
davacı markalarında yer alan "..." ibarelerinin tek başlarına ayırt edicilikleri düşük zayıf ibareler oldukları, bir bütün halinde bu ibarenin davacıya ait markalardan iltibas tehlikesini bertaraf edecek derecede farklılaştığı, karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, “...” ibaresinin davacı adına tanınmış marka olarak tescil edildiği, bununla birlikte dava konusu marka başvurusu ile "..." markası arasında işaret benzerliği bulunmadığından somut olayda tanınmışlık iddiasından kaynaklı nispi tescil engeli/hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı,
davacıya ait alan adı ile dava konusu marka arasında işaret benzerliği bulunmadığından, dava konusu markaya ilişkin olarak davacı yanın alan adından kaynaklı üstün hakkının bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, davalı şahsın kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötüniyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1833, K. 2025/6844, 19 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama