KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2076 E., 2025/6705 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2002 E., 2025/120 K.
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/39 E., 2022/293 K.
Karar Metni
968 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "...", "... ...", "...", "..." ibareli tanınmış markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına yapılan itirazın kısmen kabul edildiğini, davalı şirketin bu karara itirazının diğer davalı ...
Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile kabul edilerek bu kez başvuru hakkındaki kısmi ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkili markalarına görsel, işitsel ve kavramsal olarak ciddi düzeyde benzediğini, bu haliyle markaların ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmesi ve karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalının başvuru markasının müvekkili şirket markaları ile benzer mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, emsal marka başvurularının davalı Kurum tarafından reddedildiğini,
başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2021-M-10728 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu 2020/25530 başvuru numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markalarında "..." kelimesini ya tek başına ya da kelimenin başında kullanıldığını, "..." kelimesinin Yunanca'da bitki anlamına geldiğini, davacı şirketin tekelinde tutmak istediği "..." kelimesinin geleneksel tıp uzmanlarının uyguladıkları bir tedavi çeşidinin tanımlayıcısı olduğunu, dava konusu markanın "..." markası altında toplanacak ürünlerin mahiyetini açıklamak ve tıp jargonunda oldukça iyi bilinen fitoterapi uygulamalarına dikkat çekebilmek amacıyla bilinçli ve amacına uygun olarak seçildiğini, "..." ve "..." ibarelerinin bir araya gelerek yeni bir anlam oluşturduğunu, müvekkili markasının bir bütün olarak ayırt edicilik taşıdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu mallar/hizmetler ile redde gerekçe markaların kapsamındaki mallar/hizmetler aynı/ aynı tür/ benzer olsa da, dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik olmadığı, davacıya ait markalar ile davalıya ait dava konusu markanın arasında özellikle ilaçlar bakımından uzman tüketici olan doktor ve eczacılar ile ortalama tüketiciler olan hastalar bakımından iltibas ihtimali bulunmadığı,
zira ilaçların farklı etken maddeleri içermesi ve farklı hastalıkların tedavisinde kullanılması durumunda iltibas oluşmayacağı, aynı etken maddeleri içermesi ve aynı hastalıkların tedavisinde kullanılması durumunda da doktor ve eczacılar gerek eğitim düzeyleri, gerekse sahip oldukları mesleki bilgiye bağlı olarak ilaç markaları yönünden ortalama tüketiciye nazaran çok daha yüksek bir algıya sahip oldukları, bu nedenle iki markayı karıştırmayacakları, ortalama tüketici açısından da ilaç seçiminin tüketicinin insiyatifinde olmadığı, doktorun reçeteye yazdığı ilacın eczaneden alındığı,
ilacın reçetesiz satılması durumunda da ortalama tüketicinin 05. sınıf emtia yönünden daha dikkatli olduğu, bu durumlarda eczacıya rahatsızlığını söyleyerek ilacı istediği ya da istediği ilacın kutusunu getirerek satın alındığı, bu durumda da araya uzman tüketici eczacı girdiği için iltibas ihtimali bulunmadığı, dava konusu 5. sınıfın 02... . alt gruplarında yer alan ürünlerin alıcılarının belli uzmanlık seviyesine sahip, bilinç düzeyi yüksek tüketicilerden oluşması,
35. sınıfta yer alan dava konusu hizmetlerin tüketici kitlesinin de belirli düzeyde özen göstermek suretiyle bu hizmetlere ulaştığı dolayısıyla benzer değerlendirmenin bu mallar/hizmetler bakımından da geçerli olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ve "..." ibareli markaları arasında görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, zira dava konusu markada "..." ibaresine eklenen "..." ibaresinin "canlı, hayat" anlamlarına geldiği ve ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle ayırt ediciliği sağlayacak mahiyette olmadığı,
nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.10.2024 tarih ve 2023/6143 E.-2024/7394 K. sayılı kararında "bio" ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği, dava konusu markada "..." ve "..." ibareleri birleşik olarak yazılmış ise de, bu ibarelerin birleşik yazılmak suretiyle yeni bir anlam kazandığının söylenemeyeceği ve başvuruyu oluşturan ibarelerin bağımsız anlamlarını korumaya devam ettikleri, yine "..." ibaresinin anlamının yaygın kullanımı bulunmaması nedeniyle bu kelimenin ortaklığının taraf markaları arasında iltibasa sebebiyet vereceği,
ilgili tüketicilerin dava konusu başvuruyu gördüklerinde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayamayacağı, bu hali ile emtia benzerliği gerçekleşen mal ve hizmetler yönünden, taraf markaları arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
davacının başvuru tarihinden önce "..." ibaresini tescilsiz kullanarak hak elde ettiğini, mesnet markalarının tanınmışlığı ile başvurunun tescili halinde SMK'nın 6/5 hükmündeki koşulların gerçekleşeceğini ve başvurunun kötüniyetle yapıldığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile kararda sayılan emtialar yönünden YİDK kararının iptaline, aynı emtialar yönünden davalı şirket markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2076, K. 2025/6705, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama