KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2079 E., 2025/6936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2192 Esas, 2025/224 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/10 E., 2022/230 K.
Karar Metni
791 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalının 2020/81049 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusuna müvekkilinin “...” ibareli markalarına dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile haksız olarak reddedildiğini, dava konusu markanın “...” ibaresi yanında tali unsur niteliğinde, ayırt edici katkı sunamayan ve tanınmış marka olan “...” markasının hakim konumunu değiştirmeyen eklemeler ile oluşturulduğunu, dava konusu işarette vurgunun “...” ibaresinde olduğunu,
müvekkili şirketin “...” markalarının tanınmış marka olması sebebiyle iltibas ihtimalinin arttığını, müvekkili markasının bütün sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsar bir şekilde korunması gerektiğini, “...” ibaresi ile “...” ibaresinin fonetik ve kavramsal olarak birbirine yakınlık içeren ibareler olduğunu, ortalama tüketicilerin markalar arasında bir ilişki kurabileceğini, dava konusu markanın müvekkili şirkete ait seri markaların içine sızabileceğini, müvekkili markalarının toplumda sağladığı güven ve tanınırlıktan haksız bir biçimde faydalanacağını,
davalının marka başvurusunda kötüniyetli olduğunu ileri sürerek TÜRKPATENT YİDK’in 2021-M-9162 sayılı kararının iptaline, 2020/81049 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin tüm ticari unvanlarında “...” ibaresinin asıl ve ayırt edici unsur olduğunu, ibarenin müvekkili ile özdeşleştiğini, "..." ürünününün ilk olarak 2009 yılında piyasaya sunulduğunu, borlu tarım ürünü olup gıda piyasasıyla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, markalar arasında işaret ve kapsam yönünden bir benzerliğinin söz konusu olmadığını, davacının gıda sektöründe faaliyet göstermesi sebebiyle de iltibas ihtimalinin bulunmadığını, müvekkili markasının hitap ettiği tüketici kitlesinin söz konusu emtia ya da ürünleri tanıyan, dikkat ve seçicilik özelliği bulunan kişiler olduğunu,
davacının kötüniyet iddialarını ispatlar nitelikte delil ileri sürülmediğini, davacının tanınmışlık iddiaları yönünden koşulların oluşmadığını, davacının başvuru sınıflarında hiç ticari faaliyet göstermediğini ve markalarını kullanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında bulunan mal ve hizmetler ile itiraza mesnet 2018/59334 sayılı marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusunun genel görünüm itibariyle esaslı unsurunun "..." ibaresi olduğu, "-67" ibaresinin aynı zamanda ... ilinin plaka kodu olması nedeniyle ilgili tüketici kesimi nezdinde markasal ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davacı markasının esaslı unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, "Şekil" unsurunun "..." sözcüğü ile aynı kavramsal çağrışımı oluşturduğu,
dava konusu marka başvurusunu gören ilgili tüketici kesiminin "...-" şeklinde değil, yazıldığı gibi "..." şeklinde ve bütüncül olarak markayı kavrayacağı, karşılaştırılan markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, hükümsüzlük davası yönünden kullanmama def'i öne sürülmüş olmakla birlikte, davacıya ait kullanmama def'ine tabi olmayan 2018/59934 sayılı marka ile dava konusu marka arasında SMK'nın 6/1. hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,
davacı yana ait “...” ibareli markanın “çikolata, gofret, bisküvi, kek, kraker” emtiaları bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış markası olan “...” ibaresi ile dava konusu "...” ibareli markanın birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, davacının markasını kullandığı “gıda” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan ve genel olarak “boyacılık sektörü”ne ait mal ve hizmetlerin birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu,
bu nedenle, davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden herhangi birinin mevcut olmadığı, bu nedenle tanınmışlık iddiasına dayalı hükümsüzlük isteminin yerinde olmadığı, davalının kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2079, K. 2025/6936, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama