KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2078 E., 2025/6703 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2136 Esas, 2025/338 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/157 E., 2022/111 K.
Karar Metni
726 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 2020/49983 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptığı itirazın diğer davalı ...
2021-M-2559 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu markanın müvekkilinin tanınmış "sanko" ibareli markalarına benzer olduğunu, müvekkilinin “...” şeklinde de tescilinin bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, dava konusu markanın tescilinin, bu prestijin davalı yana geçmesine neden olacağını, müvekkili markalarının tüm sınıflarda tescilli olduğunu, davalının “...” markası ile müvekkilinin “...” markası arasında yalnızca tek bir harf farkı bulunduğunu, bu durumun markaların farklılaşmasını sağlamadığını,
her ne kadar müvekkilinin markasında farklı bir şekli unsur kullanılsa da markaların benzerliklerinin devam ettiğini, taraf markalarının işitsel olarak da benzer olduklarını ileri sürerek 2021-M-2559 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararının iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, taraf markaları arasında bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili markasının bütün olarak ayırt edici nitelik taşıdığını, davacı markalarının esas unsurunun “sanko” ibaresi olduğunu, markalar arasında “..” harfleri dışında bir benzerlik bulunmadığını, tüketicilerin markaları unsurlarına ayırarak ya da hecelerine bölerek algılamayacaklarını, "sankopark" ibareli marka ile müvekkili markasının bütünsel olarak farklı olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile davacıya ait markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/ aynı tür veya benzer oldukları, tüketicilerin dava konusu markayı unsurlarına ayırarak değil bir bütün olarak algılayacağı, zira dava konusu marka içerisinde herhangi bir unsurun diğerine göre ön plana çıkartılarak vurgulanmadığı, davacı yanın markalarının esas unsurlarının genel olarak “...”, “...”, “...” şeklinde telaffuz edilirken 2008/01003 sayılı markasının ise “...” şeklinde telaffuz edildiği,
dava konusu markanın ise “...” şeklinde telaffuz edileceği, davacı markalarından “...”, “...”, “sankom” şeklindeki markaların hiçbirinin “s-a-n” harflerinin diziliminden kaynaklı harf dizilimsel bir benzerlik dışında, dava konusu marka ile ne görsel, ne harf dizilimsel, ne işitsel ne de kavramsal olarak herhangi bir benzerlik ilişkisi içerisinde olmadığı, benzer bir yorumun davacı yanın 2008/01003 sayılı “...” markası açısından yapılmasının da mümkün olduğu,
kaldı ki bu markada son sesi oluşturan “park” ibaresinin, her ne kadar ayırt edici vasfı yüksek bir sözcük değil ise de bağımsız ve somut bir anlam ihtiva eden bir sözcük olup tüketicinin bütünsel algısında doğrudan etki eden bir algıyı markaya yansıttığı, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldıklarında görsel, işitsel ve kavramsal unsurların hiçbiri açısından, tüketicinin, işaretler arasında yanılgı yaşayabileceği mahiyette bir benzer algı edinmeyecekleri, tüketicilerin markalar arasında yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmadığı,
dava konusu markanın davacı yana ait markalardan somut anlamda uzaklaştığı ve farklılaştığı bir durumda, dava konusu markanın tescilinin, davacı yan markalarının tanınmışlığı halinde dahi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/5 hükmü kapsamında düzenlenen herhangi bir koşulu ortaya çıkarmayacağı, dolayısı ile tanınmışlık temelli bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı, kötüniyete ilişkin somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2078, K. 2025/6703, 6 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama