KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/210 E., 2025/4707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1586 Esas, 2024/1738 Karar
- Hüküm
- Esastan ret; davanın reddi
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/5 E., 2022/218 K.
Karar Metni
621 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/18013 sayılı ve "... clinic esthetics" ibareli başvurusuna davalı şirketin "... ...", "... ...", "... ... im şekil", "medikana ... im şekil", "... şekil", "... şekil", "... international şekil", ".. n şekil", ".. c n şekil", "medıcanım şekil", ".. şekil", "..", vivamedicana şekil", ".. şekil", ".. şekil", "... anne& çocuk şekil", "... şekil", "...", "msg ... sağlık grubu", "... ..", "..." "... artı sağlık", "... sağlık grubu" ibareleri markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini,
müvekkilinin bu karara karşı yaptığı itirazının da dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddine karar verildiğini, oysa taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzemediğini, “medic” kelimesinin esasen “medical” ibaresinin kökü olarak “tıba ait, tıpla ilgili, iyileştiren, sağalatan” anlamlarını haiz olduğunu, bu anlamı itibariyle tıpla ilintili mal ve hizmetler açısından markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, nitekim davalı Kurum nezdinde tescilli “medic” ibareli bir çok markanın bulunduğunu, davacı markasının davalı şirketin markalarıyla karıştırılmayacağını,
davacının “...” ibareli tescilli markalarının bulunduğunu, anılan markaları nedeniyle müktesep hakkının olduğunu, müvekkilinin uzun yıllardır gerçekleştirdiği tanıtım faaliyetleri sayesinde dava konusu markanın ilgili sektörde tanındığını ve ayırt edicilik kazandığını, bu sebeple dahi başvurunun reddinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2021-M-9405 sayılı YİDK kararının iptale karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davalının 1992 yılında sağlık sektöründe hizmet vermeye başladığını, 2004 yılında hastanelerinin ismini “... ...
Çamlıca” olarak değiştirdiğini, bu tarihten itibaren “...” markasını sağlık sektöründe kesintisiz olarak kullandığını, markasının ayırt edicilik ve tanınmışlık kazandığını, davacının davalının sağlık hizmetlerinde kullanageldiği “...” markaları ile yakın benzer “...” markasını kendi adına tescil ettirmeye çalışarak davalının uzun yıllar içinde bu ibareye markasal hüviyette kazandırdığı ayırt edicilikten ve tanınmışlıktan faydalanmaya çalıştığını, halbuki taraf markalarının birbirlerine görsel, işitsel ve kavramsal açılardan çok yakın derecede benzediğini,
taraf markalarının kapsamına giren hizmetlerin aynı sektöre ve faaliyet alanına ilişkin olduğunu, bu yüzden de markaların karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının markasının reddedildiği tüm hizmetler açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, karşılaştırılan markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal açılardan benzerlik olduğu, davacının “önceki kullanımlardan doğan (gerçek) hak sahipliği” ve “önceki tarihlerde tescilli markalardan doğan kazanılmış hak” iddialarının davacının dava konusu edilen markasının tesciline bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/210, K. 2025/4707, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama