KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2193 E., 2025/7449 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 06.02.2025
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
829 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının bankadaki hesabından 12.06.2018-01.08.2018 tarihleri arasında 1.600.000,00 USD tutarındaki dövizin önce TL'ye çevrildiği sonra da 6.035.000,00 TL'sinin internet bankacılığı aracılığıyla 23 adedinin havale, 22 adedinin ise EFT olmak üzere toplam 45 adet işlemle izni ve rızası olmaksızın dava dışı ...'ın ... ve muhtelif banka hesaplarına aktarıldığını, bu hususun davalı bankanın teftiş kurulu raporunda da belirtildiğini, para transferleri için bir talimatının olmadığını, güven kuruluşu olan bankanın dolandırıcılığa seyirci kaldığını, davacının hiçbir kusurunun bulunmadığını,
5.885.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla ...
2. İcra Dairesi'nin 2018/26507 E. sayılı dosyasıyla yapılan takibe davalının haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek davalının icra takibine itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile davayı itirazın iptali yerine yabancı para üzerinden alacak davası olarak ıslah ettiklerini belirterek 1.345.600,99 USD'nin, 01.08.2018 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyen temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bankanın kusurunun bulunmadığını, hesabın açılmasından sonra davacının 18.04.2014 tarihinde internet bankacılığı şifresi oluşturduğunu, internet bankacılığı şifre parola bilgilerinin ve telefon bilgilerinin davacı tarafça yetkili olmayan kişilerle paylaşılması veya ortak kullanım alanlarında güvenlik zafiyetine açık donanıma girmesi haricinde, davacıya atfedilebilecek kusur olmadığı sürece bankanın internet şubesine yetkisiz kişilerin erişemeyeceğini, GSM hattının, sim kart değişikliği yapılması işleminde davacının ve GSM operatörünün kusurlu olup olmadığının incelenmesi gerektiğini,
davacının şahsi bilgileri ve şifresini üçüncü kişilerle paylaşmasından dolayı zararın ortaya çıktığını, çelişkili beyan ve tutumları nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, soruşturmanın devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı banka nezdindeki hattı için 07.06.2018 tarihinde davalı tarafından sim kart blokesi konulduğu, 08.06.2018 tarihinde 10:35-14:56 saatleri arasında toplam 7 kez olmak üzere sim blokesinin ... üzerinden kaldırılması için girişimde bulunulduğu, fakat bu aramalarda istenen ATM kartı numarası, kartın güvenlik kodu, kart şifresi gibi bilgilerin yanlış girilmesinden dolayı blokenin kaldırılmadığı, davalının müşteri yetkilisi tarafından ... üzerinden blokeyi kaldırmak isteyen kişilerin şubeye yönlendirildiği,
aynı gün içinde blokenin davalı banka şube görevlilerinin onayından geçerek kaldırıldığı ve şifre sıfırlama işleminin yapıldığı, akabinde internet ve mobil internet bankacılığı üzerinden kalıcı şifre belirlenebilmesi için gerekli olan geçici şifrenin yeni sim kart üzerinde tanımlı hatta gönderildiği, davaya konu EFT ve havale işlemlerinin ise bloke kaldırıldıktan sonra gerçekleştirildiği,
pasaport yurtdışı giriş-çıkış kayıtlarına göre, davacının 14.05.2018 tarihinde Türkiye'den çıkış, 19.07.2018 tarihinde Türkiye'ye giriş, 27.07.2018 tarihinde tekrar çıkış, dolayısıyla blokenin konulduğu ve kaldırıldığı tarihte (07.06.2018) davacının Türkiye'de bulunmadığı, sim kart değişikliğini kendisinin yapmadığının anlaşıldığı, internet şubesine giriş yaptıktan sonra davacının e-posta adresinin değiştirildiği, bu kapsamda yapılan EFT ve havale ile ilgili işlem bilgilerinin sistemde yeni tanımlanan e-posta adresine gönderildiğinin tespit edildiği,
buna göre davacının davalı bankada kayıtlı olan sim kartına konulan blokenin davacının rızası olmaksızın davacıyla ilgili olduğu ispatlanamayan dava dışı kişiler tarafından talep edilmesi ve davalı bankanın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmak suretiyle sim kart blokesini kaldırması neticesinde dava dışı kişiler tarafından yönlendirilen telefona SMS ve işlem bilgilerinin gitmesiyle davaya konu EFT ve havale işlemlerinin gerçekleştiği, davacı hesabından dava tarihi itibari ile 1.345.600,99 USD karşılığı toplamda 6.300.000,00 TL'nin çekilerek internet aracılığı ile dava dışı Murat Altundağ hesabına aktarıldığı,
davanın bu bedel üzerinden ıslah edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 1.345.600,99 USD’nin 01.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının USD ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek olan temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurularının esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının banka hesabında bulunan paranın, mobil ve telefon bankacılığı yoluyla rızası dışında üçüncü kişilerin hesabına havale edilmesi nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2193, K. 2025/7449, 10 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama