KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2195 E., 2025/7052 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/624 Esas, 2025/330 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/236 E., 2023/642 K.
Karar Metni
879 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduklarını ve aralarında adi ortaklık ilişkisi bulunduğunu, davalının oğlu ...'in iş kapsamında yıllar içinde davacının yerine çok kez imza attığı için davacının imzasını çok benzer şekilde atabildiğini, takibe konulan dava konusu senetlerdeki imzanın da bu şekilde atılmış olmasının mümkün olduğunu, senetler üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, aksi düşünülse bile davacının gözlerinin iyi görmediğini ve bu durumundan faydalanılarak davalıya olan inancının kötüye kullanılarak hileyle ve hataya düşürülerek imzalatılmış olabileceğini,
takip konusu bonoların verilmesini gerekli kılan bir borcun bulunmadığını ileri sürerek takibe konulan 20.08.2020 vadeli 2.500.000,00 TL bedelli ve 20.09.2020 vadeli 2.500.000,00 TL bedelli senetlerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yıllar içinde aldığı borçlar sebebiyle dava konusu senetlerin verildiğini, icra mahkemesi ve savcılık tarafından yapılan incelemede imzaların davacıya ait olduğunun belirlendiğini, senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davanın tanıkla ispat edilemeyeceğini, kambiyo senetlerine karşı açılacak menfi tespit davasında ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının hata ve hile iddialarının gerçek dışı olduğunu, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 39. maddesi gereğince hak düşürücü sürenin de geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 10.12.2020 tarihinde icra takibini ve dayanağı dava konusu senetleri öğrendiği, hata ve hile iddiaları yönünden TBK'nın 39. maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, senede karşı senetle ispat kuralları çerçevesinde yapılan incelemede; davacının yaşlı olması ya da görmesinde kısmi bozukluk olmasının hukuki ehliyetini ve imzasından sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, kaldı ki TBK'nın 15. maddesi uyarınca görme engelli kişilerin dahi tanık istemeksizin attığı imzalarının geçerli olduğunun düzenlendiği,
senetteki imza yönünden Sakarya 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/244 E. sayılı dosyasında inceleme yapılarak bilirkişi raporu alındığı ve dava konusu senetlerdeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, kararın kanun yollarından geçerek kesinleştiği, yine savcılık soruşturma dosyasında da imza incelemesi yapılarak senetlerdeki imzanın davacıya aidiyetinin tespit edildiği, bu dosyalar kapsamında alınan bilirkişi raporlarında senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olduğu açıkça tespit edildiğinden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmediği,
yakın akraba olan taraflar arasında düzenlenen senede karşı ileri sürülecek iddialar tanıkla ispat edilemeyeceğinden ve davalının muvafakati bulunmadığından kambiyo senedine karşı menfi tespit davası yönünden tanık dinletme talebinin reddedildiği, davacının teklif ettiği yeminin davalı tarafça usulüne uygun eda edildiği, davacının borçlu olmadığını usulünce ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının bonoları düzenleme yönünden fiil ehliyetinin olmadığına dair bir iddiasının olmadığı, davacının yaşlılığı ve görme sorunlarının bono düzenlemesine engel olmadığı, yanılma ve aldatma hukuksal nedenlerine ilişkin iddialar yönünden hak düşürücü sürenin geçirildiği, bonolardaki imzaların davacının eli ürünü olduğu, davacının bu miktarlarda bono düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğuna yönelik iddiasının dinlenme olanağının olmadığı, İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı vekili dava konusu bonolardaki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek sahtecilik iddiasında bulunmuş, İlk Derece Mahkemesince gerek İcra Hukuk Mahkemesinde Adli Tıp Uzmanı bilirkişiden rapor alındığı, gerekse Savcılık soruşturma dosyasında İstanbul Bölge Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünden alınan raporlarda imza incelemesi yapıldığı, bu nedenle tekrar imza incelemesi yapılmasına gerek görülmediği gerekçesiyle imza incelemesine yönelik bilirkişi incelemesi yaptırılmamış ve dava konusu bonolardaki imzaların davacıya ait olduğunun kabulüyle yargılamaya devam edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak davacı sahtecilik iddiasında bulunduğundan mahkemece bu iddianın HMK'nın 211. maddesine göre incelenmesi gerekir. Buna göre bilirkişi incelemesinden önce mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzaların ilgili yerlerden getirtileceği, bilirkişinin bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapacağı belirtilmiştir.
Bu durumda Mahkemece davaya konu bonolar üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden rapor alınıp hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde İcra Hukuk Mahkemesi ve Savcılık soruşturma dosyasında alınan ve itiraza uğrayan bilirkişi raporlarına itibar edilerek karar verilmiş olması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2195, K. 2025/7052, 26 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama