KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2314 E., 2025/7301 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/2250 Esas, 2024/1896 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
Karar Metni
1.241 kelime·6 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.12.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ve davalı vekilleri Avukat ..., Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 17.05.2017 tarihinde "Risk Paylaşım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme amacının tarafların müşterek olarak sabitledikleri fiyat ile piyasa fiyatı riskinin paylaşılması olduğunu, 18.05.2017 tarihli iki protokol ve 29.12.2017 tarihli bir adet protokol ile referans fiyatlarının belirlendiğini, taraflar arasındaki ticaret sorunsuz devam ederken davalının 06.09.2018 tarihinde sözleşme ve protokolleri fesh ettiğini, feshin taraflarınca kabul edilmemesi üzerine davalının fesih bildiriminin karşı tarafa ulaştığı andan itibaren hüküm ve sonuçlarını doğurduğunu,
sonuçlarına katlanmak suretiyle her zaman feshedilebileceğini, feshedilen iki adet protokole ilişkin hesaplanan 560.280,00 TL ve 561.150,00 TL'nin ödeneceğini bildirmelerine karşın anılı ödemeyi yapmadıklarını, yine kabul edilmeyen fesih sebebiyle Eylül ayına ait 30 günlük 1.411.599,08 TL ödeme talebinin fesih tarihi itibariyle yalnızca 6 günlük bedelden sorumlu olunduğu gerekçesiyle ödenmediğini, davalının sözleşmeye aykırılıkları sebebiyle 29.12.2017 tarihli protokolün de kendilerince feshedildiğini ve haklı fesih sebebiyle 500.940,00 TL'ye hak kazandıklarını, toplamda 2.182.754,00 TL alacağın tahsili için ... ...
8. İcra Müdürlüğünün 2018/... E. sayılı dosyasında başlatılan takibin itiraz üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ve %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; risk paylaşım sözleşmesinin yalnızca taraflar arasındaki nakdi uzlaşmaya dayalı bir anlaşma olduğunu, taraflar arasında alım-satım ilişkisi bulunmadığını, her bir protokolün birbirinden bağımsız olması nedeniyle ayrı ayrı alacak ve borç ilişkisi oluşturduğunu, anılı hususun anlaşmanın 12/1. maddesine derc edildiğini, Eylül ayına ait 30 günlük 1.411.599,08 TL tutarlı faturadan yalnızca fesih tarihi itibariyle 6 gününden sorumlu tutulabileceklerini, 18.05.2017 tarihli iki protokolün fesih sebebiyle fesih tazminatı adı altında alacak isteminde bulunamayacaklarını, 29.12.2017 tarihli protokolün haksız fesih sebebiyle 500.940,00 TL alacak istemininde yersiz olduğu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile risk paylaşım sözleşmesinin 11/8. maddesi uyarınca sözleşme ve protokollerin anlaşmanın bütününü oluşturduğu, davalı feshinin derhal ve haksız fesih olduğu, 18.05.2017 tarihli iki adet protokolün sonuçlarına katlanmak suretiyle feshedildiği,
bilirkişi heyetince taraflarca da itiraz edilmeyen hesaplama yöntemiyle 18.05.2017 tarihli birinci ve ikinci protokolün feshi sebebiyle fesih tazminatı (444.360,00 TL + 445.050,00 TL), fesih tazminatına kadar işleyen eylül ayı 7 günlük risk paylaşım bedeli (356.623,85 TL), protokoller bütünlük oluşturduğundan 29.12.2017 tarihli protokolün davacı yanca önceki tarihli iki protokolün haksız feshi sebebiyle haklı gerekçe ile feshedildiği kabul edilerek fesih tazminatı (500.940,00 TL) alacağa hak kazandığının hesaplandığı,
bu miktardan davalının 3. protokolün feshi sebebiyle alacaklı olduğu 619.246,54 TL'nin mahsubu suretiyle (444.360,00TL+ 445.050,00 TL +356.623,85 TL -619.246,54 TL) toplamda davacının 1.127.627,31 TL alacaklı olduğu, faiz talebinin şartlarının gerçekleşmediği, alacağın likit olan kısmı için icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının ... ... 8. İcra Müdürlüğünün 2018/...
E. sayılı dosyasına vaki itirazının kısmen iptali ile takibin 1.127.727,31 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağın 626.787,31 TL'lik kısmı likit olduğundan alacağın %20'si oranında 125.357,46 TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında risk paylaşım sözleşmesi, 18.05.2017 tarihli iki adet ve 29.12.2017 tarihli bir adet protokol imzalandığı, önceki tarihli iki adet protokolün 06.09.2018 tarihli bildirim ile davalı yanca feshedildiği, taraflar arasındaki yazışmalar ile davalının feshin sonuçlarına katlanmayı kabul ettiğinin uyuşmazlık konusu olmadığı, 18.05.2017 tarihli iki adet protokolün haksız nedenlerle feshedildiğinin davalı yanın kabulünde olduğu,
bu hususta tartışma olmamakla birlikte her bir protokolün birbirinden bağımsız fesih şartlarına tabi olduğu kabul edildiğine göre yalnızca önceki tarihli protokollerin feshedilmesinin davacıya 29.12.2017 tarihli protokolü haklı sebebe dayalı fesih hakkı vermediği, bu gerekçeyle düzenlenen 04.10.2018 tarih, 418 sayılı, 500.940,00 TL tutarındaki faturadan davalının sorumlu tutulamayacağı, haklı sebep olmaksızın feshedilen 18.05.2017 tarihli iki adet protokol yönünden Mahkemece anılı feshin, önelli fesih değil derhal ve haksız fesih niteliğinde olduğu,
fesih tazminatı ödenmesi gerektiği, ayrıca eylül ayı 30 günlük sözleşme bedelinin fesih tarihi itibariyle 7 günlük kısmından davalının sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiş ise de, taraflar arasındaki sözleşmenin "Sözleşmenin süresinden önce sona ermesi" hallerini düzenleyen 12. maddesi kapsamındaki sona erme hallerinden lisans iptali, konkordato, iflas, tasfiye ...vb herhangi birbiri olmaksızın feshedildiği,
o halde feshin, sözleşmenin "sözleşmenin feshi" başlıklı 13. maddesi kapsamında gerçekleştiği, bu halde dahi sözleşmenin "fesih tazminatı" başlıklı 14. maddesindeki ".... madde 13 uyarınca fesih halinde faturayı ödemeyen tarafın diğer tarafa ödemesi gereken ve sona erme / fesih tarihi ile protokol bitiş tarihi arasındaki her bir fatura dönemi için sözleşme hükümlerine bağlı olarak doğacak ve feshedilen her bir protokol için ayrı ayrı aşağıdaki formül uyarınca hesaplanacak mali kayıt bedellerinin toplamıdır." düzenlemesinin hesaplamaya esas alınması gerektiği, yani bu benimseme biçimine göre fesih tazminatının gündeme gelmeyeceği,
zira önele uyulmuş olsaydı fesih tazminatı ödenmeyeceği, buna karşılık feshin hükümlerini doğurduğu 07.10.2018 tarihine kadar olan fiyat farkının ödeneceği, hal böyle olunca 14. madde uyarınca fesih tazminatı yerine taraflar arasındaki ilişkinin önele uyulmuş olsaydı 07.10.2018 tarihine kadar yürürlükte kalacağı dikkate alınarak haksız feshedilen 18.05.2017 tarihli iki adet protokol için eylül ayı 1.411.599,08 TL, ekim ayı 7 günlük 313.427,35 TL alacak doğduğu,
davacının 29.12.2017 tarihli protokolü haksız fesih sebebiyle kendi ticari defter ve kayıtlarında davalıya borçlu olduğunu kabul ettiği 619.246,54 TL'nin mahsubu neticesinde davacının 1.105.779,89 TL alacağa hak kazandığı, Mahkemece, davalıya verilen mehilden önce başlatılan takip sebebiyle takip tarihine kadar işlemiş faiz istenemeyeceği şeklindeki kabulüne yönelik tarafların istinaf istemi bulunmadığından bu yönde bir inceleme yapılmadığı,
davalının fesih bildirim tarihinden itibaren (06.09.2018) 30 günlük fesih önel süresi eklenmesi suretiyle 07.09.2018 tarihine kadar işleyecek sürede doğan faturanın tahsil edilebileceği sözleşme hükümlerince sabit olduğu kabulü uyarınca 1.105.779,89 TL asıl alacak miktarının tamamı hesaplanabilir olduğundan anılı miktar üzerinden icra inkar tazminatına hükmetmek gerekli ise de, davacı yanca istinaf yasa yoluna başvurulmadığı,
davalı yönünden ise aleyhe bozma yasağına aykırı sonuç doğuracağından icra inkar tazminatı istemine yönelik hükmün aynen korunması yoluna gidildiği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile ... ... 8. İcra Müdürlüğünün 2018/...
E. sayılı dosyasına vaki itirazın kısmen iptali ile takibin 1.105.779,89 TL asıl alacak üzerinden devamına, takibe kadar işlemiş faizin iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın 626.787,35 TL'lik kısmı üzerinden %20 üzerinden 125.357,46 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, sözleşmeden doğan alacağın tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2314, K. 2025/7301, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama