KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/240 E., 2025/4907 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1118 Esas, 2024/1589 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/507 E., 2023/156 K.
Karar Metni
628 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, borçlusu davalı şirkete karşı başlattığı icra takibi sırasında borçlu şirketin malvarlıklarında herhangi bir aktife rastlanılmadığını, rastlanan aktifler üzerinde de başka hacizler işlendiğinden borcun tahsil edilemediğini, davalı şirketin kurucusu diğer davalı ...'un 31.10.2020'ye kadar yönetim kurulu üyesi ve başkanı olarak seçildiğini, davalı şirketin tek ortaklı olduğunu, davalı şirketin borcu ödememesi,
şirkete ulaşılamaması şeklindeki haksız ve hukuka aykırı davranışlarının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak şirket yetkilisi ve şirketin tek ortağı olan davalı ...'un da Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2019/5544 E. sayılı takip dosyasındaki borçtan birlikte sorumlu tutulmalarını, icra takibinin her iki davalı açısından devamını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu şirketin 2013 ila 2018 yılları arasında faaliyette bulunduğunu, müvekkili ...'un adı geçen şirketin işleri iyi gitmediğinde şirketi kapattığını, şirketin birden fazla borcu olmakla bir kısım alacaklıların şirket üzerine kayıtlı malvarlıklarını satarak icra kanalı ile alacaklarını tahsil edebildiklerini, müvekkilinin alacaklılardan mal kaçırmak gibi bir amacı olmadığını, bu sebeple tüzel kişilik perdesinin kaldırılması için gerekli şartların oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...’un mal varlığı değerlerinin tarafların ticari ilişkisinin başladığı 2014 yılından önceye ait olduğu, davalı şirketin mavarlığının azaldığı dönemlerde davalı ortağın malvarlığında bir artışın bulunmadığı, davalı şirketin taşınmaz ve taşınır malvarlığı değerlerinin davalıya devredilmediği, davalı ortağın davalı şirketten olağan dışı bir para aktarımı yapmadığı, davalı şirketin sermayesinin 2016 yılına kadar yeterli olduğu bu tarihten sonra yetersiz hale geldiği,
bunun sebeplerinin ise davalı şirketin pazarını koruyamamasından, üretimin talep görmemesinden vb. sebeplerden kaynaklandığı, yine davalının borçlardan kurtulmak için şirketin arkasına saklandığına dair bir tespitin de bulunmadığı, dolayısıyla tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmadığı, 2015 ve 2016 yıllarında şirketin iş avansı hesabında görünen ve 323.651,93 TL’nin muhtemelen davalı ortağa kullandırıldığı,
yine 2018 yılı kasa hesabında görünen 669.019,12 TL’nin de muhtemelen davalı ortakta olduğunun bilirkişi tarafından görüş olarak bildirilmiş ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2019/11-808 E., 2020/504 K. sayılı ilamında tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesinin dar yorumlanması gerektiği bildirildiğinden, anılan paraların davalı ortağa aktarıldığı da net bir şekilde tespit edilmediği gibi bu hususun tek başına da tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı şirketin tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak şirket yetkilisi ve şirketin tek ortağı olan diğer davalının da borçtan birlikte sorumlu olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/240, K. 2025/4907, 7 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama