KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2520 E., 2025/7030 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2130 Esas, 2025/248 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/236 E., 2022/256 K.
Karar Metni
581 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin 1961 yılından beri bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve benzeri ürünlerin üretimi, ithali ve ihracı ile ilgili faaliyetlerini sürdürdüğünü, tanınmış "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markalarını mesnet göstererek,
davalı şirketin 2019/90716 sayılı ve "..." ibareli marka başvuruna itiraz ettiklerini, itirazlarının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun müvekkili markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, sınıfsal benzerliğin de ayniyet boyutunda olduğunu, tüketicinin büyük kısmı çocuklar olduğundan, başvurunun iltibasa sebebiyet vereceğini, başvurunun kötüniyetle yapıldığını ileri sürerek dava konusu YİDK kararının iptalini ve davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin 1948 yılında kurulduğunu, şekerleme, dondurma, golf, otel yönetimi ve bu tür çeşitli sektörlerde faaliyet gösterdiğini, müvekkilin "..." markalı çikolatalı bisküvi, atıştırmalık ürünlerinin Japonya'da üretimine ve satışına 1994 yılında başlandığını, markalar arasında karıştırılma olasılığı bulunmadığını, Türk marka sicilinde "..." ibareli çok sayıda marka tescilinin bulunduğunu, davacı markasının tanınmış bir marka olmadığını, yayıma itiraz aşamasında öne sürülmeyen markaların dava aşamasında öne sürülemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "şekil+..." ibareli tescilli markalar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davalının "şekil+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "şekil+..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, taraf marka işaretleri benzemediğinden iltibasın bulunmadığı, tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2520, K. 2025/7030, 25 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama