KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2836 E., 2025/7788 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/153 Esas, 2025/460 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
Karar Metni
754 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilin "..." ve "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2020/... "..." ibareli marka başvurusuna itirazlarının TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, ancak dava konusu markada geçen "..." ibaresinin davacının tescilli ve tanınmış markalarıyla iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, taraf markalarının aynı/benzer/türdeş emtialarda kullanılacağını, davalının müvekkilinin markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzeri bir ibareyi marka olarak seçmesinin tesadüf olmadığını,
davalının kötüniyetini gösterdiğini ileri sürerek YİDK'in ... sayılı kararının iptaline, 2020/... "..." ibareli markanın müvekkilinin "..." ve "..." markalarından dolayı hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davacının itirazlarına mesnet markalar ile dava konusu marka arasında herhangi bir benzerlik veya çağrışım bulunmadığını, müvekkili markası “...” şeklinde okunurken davacı markalarının “kiliks” şeklinde okunduğunu, taraf markalarının dikkatli ve seçici bir tüketici kitlesine hitap ettiğini, müvekkili adına TÜRKPATENT nezdinde önceki tarihlerden beri tescilli “...” ibareli markaların bulunduğunu, müvekkilinin seri marka başvurusunun kötüniyetli değerlendirilemeyeceğini, davacının davasına mesnet gösterdiği 2011/... sayılı markasını tescilli olduğu emtialarda kullandığını ispat etmesi gerektiğini, davacı markalarının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının 2017/... "..." ibareli tescilli markası arasında dava konusu başvuru markasının kapsamında yer alan 3. sınıfa giren tüm emtialar ile 5. sınıftaki -kararda sayılı- emtialar yönünden görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, ortalama alıcı kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimali olduğu,
davacının diğer, itiraz mesnedi olarak ileri sürdüğü 2011/... "...+şekil" ibareli markası açısından kullanım ispatı yerine getirilmediğinden 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 19/2 hükmü göndermesi ile SMK'nın 6/1 hükmündeki koşulun gerçekleşmediği, "..." ibareli başvuru üzerinde davacı tarafın SMK'nın 6/3 hükmü anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliğinin ispatlanmadığı, SMK'nın 6/5 hükmündeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı,
dava konusu marka açısından başvurunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının da ispatlanmadığı gerekçesi ile emtia sınıfında ayıklama yapmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun "..." ibaresinden oluştuğu, davacının itiraza ve hükümsüzlük talebine mesnet markalarının "..." ve "..." esas unsurlu olduğu, taraf markalarında ayırt edici nitelikte başkaca bir unsur bulunmadığı, markalar arasında, ortalama alıcı nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesi bulunmadığı,
her ne kadar "..." ve "..." ibarelerinin ilk iki ve son iki harfleri aynı dizilimle yer almakta ise de, davacı şirketin dört harfli markasında yer almayan "A" ve "R" harflerinin başvuru markasını davacı markasından yeterince uzaklaştırdığı,
zira bu harflerin hem görsel, hem de işitsel olarak baskın oldukları, davacının "..." ibareli markası açısından ise farklılıkların daha da öne çıktığı, taraf markaları arasındaki harf farklılıklarının iltibası önlemeye yeteceği, dava konusu markayı gören tüketicilerin bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta anlayabileceği ve markalar arasında iltibas yaşamayacağı, SMK'nın 6/1 hükmündeki işaret benzerliği şartının somut olayda gerçekleşmediği, İlk Derece Mahkemesinin aksi yöndeki kabulünün yerinde görülmediği, taraf marka işaretleri benzer bulunmadığından,
emtia benzerliği şartı ve kullanım ispatı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmediği, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulünün doğru olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ile hükümsüzlük taleplerine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Bölge Adliye Mahkemesince, SMK'nın 6/1 hükmü anlamında, tescil engeli olarak aranan şartlardan işaret benzerliği şartı gerçekleşmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, dava konusu "..." ibareli marka ile itiraza mesnet "..." "..." ibareli markalar bir araya geldiğinde, kapsadığı emtia sınıfı da dikkate alındığında, ibareler arasındaki yakın çağrışımdan dolayı dava konusu markanın davacı markalarının serisi algısı yaratacağı, İlk Derece Mahkemesince isabetle değerlendirildiği üzere taraf markaları arasında aynı/benzer/ilişkili emtiadan dolayı görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2836, K. 2025/7788, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama