KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2855 E., 2025/7827 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/11 Esas, 2025/278 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.060 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketçe “...” ibareli markanın tescili için ... nezdinde ... uluslararası tescil numarası ile başvuru yapıldığını, markanın yayımına müvekkili şirketin “...” ibareli markalarına dayalı itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabulüne karar verildiğini, aradan geçen uzunca zamanın ardından Markalar Dairesi tarafından hukuka aykırı olarak itirazın reddedildiğine ilişkin 31.03.2021 tarihli kararın tebliğ edildiğini, anılan karara müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini,
itiraz üzerine haksız ve hukuka aykırı dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının verildiğini, müvekkili şirketin markaları ile davalı şirket markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili şirketin eskiye dayalı kullanım nedeniyle öncelik hakkına dayalı gerçek hak sahibi olduğunu, davalı markasının müvekkili markasında yer alan “...” ifadesini aynen içerdiğini, davalı markasında yer alan ve çocuklar anlanıma gelen “...” kelimesinin ayırt ediciliğinin bulunmadığını,
davalı markasının tescili halinde aynı sektörde faaliyet gösteren iki firmanın markalarının tüketiciler tarafından karıştırılacağını, müvekkili şirket markasının yüksek tanınırlığa eriştiğini, davalı şirketin müvekkilinin markasını kullanarak haksız kazanç sağlama gayesiyle kötüniyetle marka başvurusu yaptığını, “...” markasının aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanı ve internet alan adı olduğunu, ibarenin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/6 hükmüne göre de korunması gerektiğini, davalı başvurusunun yayımı üzerine müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini,
davalının sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin savunmalarının kabul edilemeyeceğini ileri sürerek YİDK kararının iptaline, 2018/... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; “...” markasının müvekkili tarafından ilk defa 2011 yılında oluşturulduğunu, müvekkilinin bu marka altında bebek ürünlerini piyasaya sunduğunu, müvekkili başvurusu ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını, davacının itirazına mesnet ... sayılı markaların müddet markalar olduğunu, taraf markalarında yer alan "..." ibaresinin, "el işi, el ile,
ustalıkla yapmak, zanaat işleri için kullanılan" anlamlarına geldiğini, bu anlamı itibariyle herkesin kullanımına açık olduğunu, müvekkili markasına eklenen “...” ve “...” ibarelerinin markayı son derece ayırt edici hale getirdiğini, markalar arasında görsel, işitsel ve bütünsel anlamda hiçbir benzerlik bulunmadığını, taraf markalarının farklı mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili şirketin uzun yıllardır tescilli bir şekilde dünya çapında kullandığı “...” markası üzerinde gerçek ve kazanılmış hak sahibi olduğunu, taraf markalarının 10 yılı aşkın süredir aynı piyasada birlikte varlığını sürdürdüğünü,
davacının müvekkilinin tescil ve kullanımlarına karşı sessiz kaldığını, davacı tarafça tanınmışlık iddiasına dayalı bir delil sunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2018/... sayılı marka kapsamında yer alan ve davaya konu olan mal ve hizmetlerin tamamının, davacıya ait ...sayılı markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusunun esas unsuru “kinderkraft” kelimesinden oluşur iken, davacıya ait markaların esas unsurunun “...” kelimesinden oluştuğu, davacıya ait markaların esas unsurunun, dava konusu marka başvurusunda aynen yer aldığı,
“kinderkraft” markasında yer alan “...” kelimesinin, markalarda birebir aynı şekilde yer alan “...” ibaresinin yaratmış olduğu benzerliği ortadan kaldıracak güçte ve nitelikte bir ibare olmadığı, zira “...” ibaresinin, Almanca “çocuklar” anlamına geldiği, bu ibarenin anlamının potansiyel tüketiciler tarafından bilinebileceği, taraf markalarında yer alan mal ve hizmetlerin, özellikle “çocuk-bebek” kategorisinde yer alan emtialar olduğu gözetildiğinde, “...” ibaresinin ayırt edici gücünün yüksek bir ibare olmadığı,
dava konusu markanın tüm emtiaları yönünden taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, YİDK kararının iptali davası bakımından davacı şirketin, TÜRKPATENT nezdindeki itiraz aşamasında “tanınmışlık” iddiasının ispatlanamadığı, markanın hükümsüzlüğü istemi bakımından ise "...” markasının, özellikle bebek araçları, mobilyaları, tekstil ürünleri başta olmak üzere bebek ürünleri sektöründe tanınmış marka olduğunun kanıtlandığı, dava konusu marka kapsamında yer alan ürünlerin genel olarak bebek-çocuk kategorisinde yer alan ürünler ile sınırlandırıldığı,
dava konusu markanın kapsamının, davacının tanınmış olduğu sektöre ilişkin bulunduğu, davalıya ait dava konusu markanın tescili halinde, davalı başvuru sahibinin davacıya ait markanın tanınmışlığından haksız yere istifade edeceği ve davacı markasının itibarının ve ayırt etme gücünün zarar göreceği, davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsurun ise “...” ibaresi olduğu, bu anlamda, taraflara ait marka ve ticaret unvanının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer bulunduğu,
davacının faaliyet alanı ile dava konusu markanın kapsamında yer alan mal ve hizmetler bakımından aralarında ilişkilendirilme ihtimali olduğu, davalı şirketin kötüniyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu bulunmadığı, davacı markalarının tanınmış olmasının tek başına davalı şirketin kötüniyetli olduğunu göstermeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile, YİDK kararının iptaline, dava konusu 2018/... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında, başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler yönünden 6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı,
başvuruda farklı olarak yer verilen diğer unsurların, başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, marka hükümsüzlüğü davası yönünden davacı markalarının tanınmışlığının ispat edildiği ve buna bağlı olarak SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının gerçekleştiği, davacının ticaret unvanının da çekirdek kısmını "..." ibaresinin oluşturduğu, davacının fiili faaliyet alanı ile dava konusu başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler arasında da benzerlik bulunduğu, bu itibarla SMK'nın 6/6 hükmü şartlarının da gerçekleştiği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2855, K. 2025/7827, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama