KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2885 E., 2025/7321 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/484 Esas, 2025/698 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
1.174 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İrlanda’nın önde gelen kahve/kafe zincirlerinden biri olduğunu, Birleşik Krallıkta da kahve dükkanları açtığını, müvekkili markasının sektöründe tanınmış bir marka olduğunu ve ‘...’ markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin müvekkili şirketin tanınmış markasını bilmediğini iddia edemeyeceğini, kötüniyetli olduğunu, her iki markanın da aynı fontta, aynı karakterlerle ve aynı tertip tarzı ile hazırlandığını, davalı şirketin sosyal medya hesaplarında “...’da güzel” şeklinde bir slogan kullandığını,
tecavüz ve haksız rekabet oluşturacak şekilde müvekkilinin ana faaliyet alanı olan kahve ve kahve servisi hakkında tanıtımlar yaptığını, müvekkilinin, davalı şirketin marka başvurusuna itirazlarının davalı Kurum tarafından haksız reddedildiğini ileri sürerek TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun (YİDK) ... sayılı kararının iptali ile tescili halinde 2018/... sayılı “...” markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davacı yanın Kurum nezdinde tescilli ve Türkiye’de marka korumasından yararlanan bir marka hakkının bulunmadığını, Avrupa Birliği ülkelerinin veya Amerika’da tescilli olan bir markanın Türkiye’de de korumadan yararlanmasının marka hukukunda ülkesellik ilkesi gereği mümkün olmadığını, kötüniyet iddiasının ispatı için yeterli derecede somut ve inandırıcı delil sunulmadığını, Türkiye’de tescilli olmayan markanın tanınmışlık müessesesinden yararlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, bir marka veya amblemin kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanabilmesi için ülkesellik ilkesi gereği Türkiye’de marka olarak algılanır hale gelmiş olduğunun ispatlanması gerektiğini, yurt dışında kazanılmış ayırt edici niteliğin Türkiye’de tescil için yeterli olmadığını, davaya konu markanın gerek Türkiye’de gerekse dünyada “tanınmış marka” niteliğini taşımadığını, müvekkilinin herhangi bir kötüniyetinin veya haksız rekabet oluşturma amacının bulunmadığını, huzurdaki davaya konu “...” kelimesinin “uyuyamama sendromu”, “uykusuzluk hastalığı” anlamlarına geldiğini, kahve ile ilgili hizmetlerde, hizmetin niteliği gereği seçilme ihtimalinin oldukça yüksek bir ibare olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2018/... sayılı "..." ibareli davalı ... başvurusunun yapıldığı tarihte, söz konusu ibarenin Türkiye’de davacı adına tescilli olmadığı, söz konusu markanın İrlanda ve Birleşik Krallık başta olmak üzere pek çok ülkede tescilli ve yoğun kullanıma konu bir marka olmakla birlikte davacı delilleri arasında "..." markasının ülkemizde davacı tarafından kullanıldığını tevsik eden herhangi bir belge bulunmadığı,
dosya kapsamında, davacının "..." markası üzerinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/3 hükmü kapsamında üstün hak sahibi olduğunu ispatlayan herhangi bir belge sunulmadığı, bu madde kapsamında bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, davacının "..." markasının İrlanda ve Birleşik Krallıkta oldukça iyi bilindiği, ancak söz konusu markanın ülkemizde maruf hale gelmediği, Paris Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi bağlamında tanınmış marka olduğunu ispatlayan herhangi bir delil bulunmadığı, açıklanan nedenlerle SMK’nın 6/4 hükmü kapsamında bir tescil engelinin doğmadığı,
"..." markasının dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarihte ülkemizde tescilli ve/veya tescil için başvurusu yapılmış tanınmış bir marka olmadığı, bu nedenle SMK’nın 6/5 hükmü anlamında tescil engeli görülmediği, davacı şirketin “Cafe hizmetleri”ne ilişkin faaliyet gösterdiği,
bu kapsamda davalının “...” markasını 43. sınıftaki "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” üzerinde tescil ettirmesinin, davacının ticaret unvanı karşısında, SMK’nın 6/6 hükmüne aykırılık teşkil edeceği, "..." markasının, davacı şirket tarafından, 1997 yılından bu yana İrlanda ve Birleşik Krallık başta olmak üzere, pek çok ülkede 29, 30, 43. sınıflardaki mal ve hizmetler üzerinde tescil edilip “kahve zinciri/kafe” markası olarak yoğun ve yaygın şekilde kullanıldığı,
söz konusu markanın ülkemizde bir kullanımı olmamakla birlikte, kahve dükkanı açma konusunda yatırım yapacak basiretli bir tacir tarafından basit bir araştırmayla dahi kolaylıkla bilinebileceği, Insomnia ibaresinin tıbbi bir terim olduğu ve bir hastalığı tanımladığı, bu ibarenin, söz konusu mal ve hizmetler bakımından herhangi bir tanımlayıcılığı bulunmadığı gibi, yaygın kullanıma konu sıradanlaşmış bir işaret de olmadığı, davacının söz konusu ibarenin “uykusuzluk” durumuna ilişkin telmih edici etkisinden yararlanarak 1997 yılında bu markayı yarattığı ve menşe ülkede tescil ettirerek kullandığının dosya kapsamı ile sabit olduğu,
bu anlamda markanın 29, 30... . sınıftaki mal ve hizmetler için orijinal ve ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliği taşıdığı, davacı ile aynı sektörde faaliyet gösteren, davacı markasının neredeyse aynısını taklit ederek tescil ettirmeye çalışan davalının, “kahve zinciri, kafe” sektöründe yurt dışında bilinen "..." markasının itibarından yararlanarak faaliyette bulunmak maksadıyla dava konusu markayı tescil ettirdiği,
özellikle yurt dışında tescilli markaların, kopya-taklit düzeyindeki benzerlerinin kötüniyetli tescil olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira, kimi tacirlerin dünyaca ünlü markaları benzer ya da farklı sektörlerde tescil ettirerek kullandıkları ve olumlu imaj transferi yolu ile haksız kazanç elde ettiklerinin bilindiği,
marka korumasının amacına aykırı, kötüniyetli tescilin, engelleme, spekülasyon markası şeklinde olabileceği gibi, dünyaca ünlü ve/veya çok sayıda ülkede tescilli maruf markanın sulandırılması ve haksız yarar sağlama amacı güdülerek tescil edilmesi suretiyle de gerçekleşebileceği, bu şekilde tescil edilen markanın, taklit edilen tanınmış markanın ilgili sınıfta tesciline de engel teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabuulü ile YİDK'in ... sayılı kararın iptaline, davalıya ait 2018/... kod no.lu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/2725 E., 2021/445 K. sayılı kararında, markanın ticaret yapmak için değil, başkalarına şantaj yapmak ve para koparmak, başkalarının ticaretine engel olmak veya kendisine duyulan güveni kötüye kullanarak ya da sözleşme hükmüne aykırı olarak markayı adına tescil ettirmek gibi hususların genel kötüniyet sebepleri olarak görüldüğü,
yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 E., 2013/6621 K. sayılı kararında da, ayırt ediciliği bulunan bir ibarenin, tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediğinin, aynı sektörde bulunan bir kimsenin bu markadan haberdar olmamasının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığının, markanın hangi saik ile seçilerek tescil ettirildiği konusunda ikna edici bir açıklamada bulunulmasının gerektiğinin belirlendiği,
bu kapsamda yurt dışında birçok ülkede davacı adına tescilli bulunan ve kafe hizmetlerinde kullanıldığı anlaşılan "..." ibareli markanın aynısının üstelik yazım stili dahi kopyalanarak davalı şirket tarafından aynı sınıfta marka başvurusuna konu edilmesinin kötüniyetli olduğu, zira başvuru sahibinin aynı sektörde faaliyet gösteren firmadan ve işbu firmaya ait “...” ibareli yurtdışında tescilli markanın varlığından haberdar olmadığının kabul edilemeyeceği, davalının bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda da ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı,
kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, ..., Eylül 2018, s.953), kötüniyet başvurunun kapsadığı tüm sınıflar bakımından sonuç doğurduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2885, K. 2025/7321, 4 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama