KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2900 E., 2025/7781 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2057 Esas, 2025/376 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davada karar verilmesine yer olmadığı, birleşen davada davanın kısmen kabulü
Karar Metni
1.184 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 09.04.2019 tarihinde davalı ve dava dışı ...tarafından % 50'şer paylı ortaklık yapısı ile kurulduğunu, davalının şirket yetkilisi olarak belirlendiğini, 08.05.2019 tarihinde ... numarası ile "..." markasının tescili için yaptığı başvuru sonucunda, markanın 12.09.2019 tarihinde müvekkili şirket adına tescil edildiğini, pandemi sırasındaki ekonomik sorunlar nedeniyle şirket ortaklarının hisse devri hususunda aralarında bir anlaşmaya vardığını,
anılan anlaşmanın 8. maddesinde marka hakkının ... il sınırları içinde müvekkiline ve bu sınırlar dışında davalıya kalmasının karar altına alındığını, hisse devir işlemlerinden sonra davalı ...'nın şirketi temsile yetkili olduğu dönemde müvekkiline ait markayı kendi adına devrettiğinin anlaşıldığını, davalının çözüme yanaşmadığı gibi müvekkilinden markanın kullanımına son verilmesini talep ettiğini,
davalının hisse devri sözleşmesine aykırı olarak markayı kendi adına tescil ettirmesi ve sözleşmenin 8. maddesi uyarınca markanın ... ilindeki kullanım hakkı müvekkiline bırakılmış olmasına rağmen marka hakkına tecavüz edildiği iddiası ile müvekkilinin markayı kullanmasına son verilmesini istemesinin dürüstlük kuralına açıkça aykırı olduğunu ileri sürerek müvekkili ile davalı arasında lisans ilişkisinin var olduğunun ve müvekkilinin markayı kullanmasının tecavüz teşkil etmediğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'nın şirketin ortağı ve temsile yetkili müdürü sıfatını haiz iken 09.11.2020 tarihli devir sözleşmesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki yükümlülüklere aykırı olarak ve kötüniyetle ve muvazaalı olarak markanın kendi adına devrini gerçekleştirdiğini, devir sözleşmesinde marka bedeli olarak 2.000,00 TL gibi cüzi bir bedel gösterilmiş ise de bu meblağın dahi şirket hesaplarına geçmediğini,
yapılan marka devrinin aynı zamanda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı TBK) 504. maddesindeki vekalet hükümlerine de aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek marka devir sözleşmesinin batıl olduğunun tespiti ile devrin iptaline ve 2019/46063 başvuru numaralı "..." markasının müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dayanmış olduğu sözleşmenin 8. maddesinin “Devir eden, ... restoranının isim hakkı ...'da kalmak üzere, halihazırda devir alan tarafında kullanılmaya devam edecektir. Devir eden ... ... restoran isim hakkını ... ili sınırları dışında kullanacak ancak ... il sınırları içinde kullanım hakkı .... Tic. Ltd.
Şti. ve devir alana ait olacaktır.” hükmünü içerdiğini, sözleşmenin akdedildiği tarihte müvekkilinin dava konusu “... + Şekil” ibareli marka üzerinde hak sahibi olmadığından geçerli bir lisans sözleşmesinin kurulduğundan söz edilemeyeceğini, iki tarafa da borç yükleyen bir sözleşme olarak lisans sözleşmesine rengini veren edimin markayı kullanma hakkının sağlanması ve bu hakka karşılık markayı kullananın lisans bedelinin ödenmesi olduğunu, somut olayda lisans bedeli olarak müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, hisse devri yapılmış olmasının lisans hakkının devrini gerektirmediğini,
davacıya geçerli bir lisans hakkı verilmiş olsa dahi 1 yıllık sürenin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; marka tescil süreçlerine ilişkin yetkinin münhasıran Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) ait olduğunu, mahkeme kararı ile davacı adına tescilinin fonksiyon gasbı niteliği taşıyacağını, asıl davanın kabulü halinde lisansın kullanımı hususunda talep ettiği korumayı elde edecek davacının ayrıca markanın devri sözleşmesinin iptali davası açmasında hukuki yararının bulunmadığını, müvekkilinin şirket temsilcisi olarak yapmış olduğu marka devrinin bağlılık yükümlülüğü ya da rekabet yasağına aykırı olmadığını,
müvekkilinin dava konusu markanın devrini halen şirketin ortakları olan ... ve ...'un bilgisi dahilinde gerçekleştirdiğini, taraflar arasındaki pay devir sözleşmesinde markanın müvekkiline devredildiği hususunun açıkça anlaşıldığını, markanın müvekkiline devredilmesindeki amacın taraflar arasındaki pay devrinden sonra hak ve menfaat dengesini sağlamak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; marka devir sözleşmesinde her ne kadar 2.000,00 TL bedel karşılığında markanın devredildiği belirtilmişse de şirket kayıtlarında devir bedeline ilişkin herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalının devir bedelini ödemediği halde devir bedeli ödenmiş gibi göstererek işlem yapmasının şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırılık taşıdığı,
davaya konu 2019/... sayılı markayı davacı şirketten bedelsiz, bağış yolu ile almak istediği halde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK)148/4 hükmü uyarınca geçerlilik şekli olarak noter onaylı şekilde yapılan devrin bağış yerine satış olarak yapılmış olmasının 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi kapsamında muvazaalı işlem mahiyeti taşıdığı,
davacı şirketin sonraki ortakları ... ve ...'ın davalının eyleminden haberdar oldukları savunmasına işlemin muvazaalı olması nedeniyle hukuki bir değer verilemeyeceği gerekçesiyle 09.11.2020 tarihli "Marka Devir Sözleşmesi"nin batıl olduğunun tespitine, 2019/... sayılı markanın devir işleminin iptali ile TÜRKPATENT nezdinde birleşen davacı adına tesciline ve asıl dava konusuz kaldığından esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Mahkemece davalının devir bedelini ödemediği halde bedeli karşılığında markanın kendisine devrine yönelik işlemiin şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırı olduğu ve aynı zamanda 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi uyarınca muvazaa teşkil ettiği gerekçesi ile birleşen davada devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile 2019/... sayılı markanın devir işleminin iptaline, asıl davada da bu nedenle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı,
ancak Mahkemece marka devir sözleşmesinin iptali ile birlikte 2019/46063 sayılı markanın TÜRKPATENT nezdinde davacı adına tesciline de karar verildiği, oysa 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) hükümlerine göre marka başvurusunun idari bir kurum olan TÜRKPATENT'e yapılan başvuru ile başlayan ve Kurum'un idari nitelikli bir kararı ile sona eren bir süreç olduğu, gerek SMK gerekse de 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/C maddesi hükmüne göre TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun nihai kararlarına karşı ...
Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde iptal davası açılabileceği, buna karşılık mahkemelere hukuka ve usule aykırı görülen kurum kararlarının iptali dışında markanın hükmen tescili yetkisi veren bir kanun hükmü bulunmadığı, bu durumda Mahkemece marka devir sözleşmesinin iptali ile yetinmek gerekli iken, ayrıca TÜRKPATENT nezdinde tescili yönünde karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle istinaf talebinin kabulü ile asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, lisans ilişkisinin varlığı ile markanın kullanımının tecavüz teşkil etmediğinin tespiti, birleşen dava ise marka devir sözleşmesinin batıl olduğunun tespiti ile devrin iptali ve markanın tescili talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2900, K. 2025/7781, 24 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama