KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/2977 E., 2025/7804 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/443 Esas, 2025/460 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
785 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...Tic. Ltd. Şti. ile dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş. arasında ayrı ayrı ticari kredi sözleşmeleri imzalandığını, davalının sözleşmeleri kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini ancak borcun ödenmediğini, kredi sözleşmelerinden doğan alacakların taraf bankalarca müvekkili şirkete devir ve temlik edildiğini, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesine rağmen yapılan icra takibine haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiklerini, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, davaya ve takibe konu edilen genel kredi sözleşmelerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin hiçbir şekilde kredi sözleşmelerinin tarafı olmadığını ve davacıya bir borcu bulunmadığını savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine konu edilen alacağın, dava dışı ...Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. ve ...
A.Ş. arasında, 17.06.2008 tarihinde ve 23.11.2009 tarihinde akdedilen genel kredi sözleşmesine dayalı olduğu, bu sözleşmelerin davalı ... ve dava dışı... tarafından kefil sıfatı ile imzalandığı ve bankalar tarafından alacağın davacı şirkete temlik edildiği, takibin, genel kredi sözleşmelerine dayalı olarak yapıldığı, takip borçlusu davalının genel kredi sözleşmelerinin kefili olması nedeniyle hakkında icra takibi yapıldığı, dayanak kefalet sözleşmelerinin 17.06.20 08... .11.2009 tarihli olduğu, davaya konu takip tarihinin ise 14.06.2024 olduğu,
takip tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3 hükmüne göre gerçek kişi tarafından verilmiş olan her türlü kefaletin, buna ilişkin sözleşmenin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesiyle kendiliğinden ortadan kalkacağı, söz konusu maddede öngörülen süre hak düşürücü süre olup mahkemece resen gözetilmesi gerektiği, kefalet sözleşmeleri 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) yürürlükte olduğu dönemde yapılmış olsa da.
6101 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre kefalet sözleşmesinin sona ermesine ilişkin TBK hükümlerinin uygulanacağı, kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan BK'da kefaletin süresine ilişkin bir sınırlama hükmü bulunmamakta ise de.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK'nın 598/3 maddesinde gerçek kişiler tarafından verilen her türlü kefaletlerde 10 yıllık geçerlilik süresi düzenlendiği, maddede belirtildiği üzere kefalet sözleşmesinin kurulmasından başlayarak 10 yıl geçmesi ile kefaletin kendiliğinden ortadan kalkacağı, kefalete konu borcun muacceliyeti maddede öngörülen hak düşürücü sürenin başlamasına etkili olmadığı, kefalet tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kefil hakkında borçtan dolayı takip başlatılmaması halinde kefalet sözleşmesi kendiliğinden sona ereceğinden kefalete dayalı olarak takip yapılmasına olanak bulunmadığı,
ayrıca davaya konu takipte alacaklı davacının kötüniyetli olduğunun davalı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle davanın reddine, davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kefalet borcunun sona ermesiyle ilgili olarak TBK hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davalının müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmelerinin ...Tic. Ltd. Şti. ile ... A.Ş. ve ...
A.Ş. arasında, 17.06.2008 tarihinde ve 23.11.2009 tarihinde akdedilen genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı olduğu, kefalet tarihlerinden itibaren 10 yıllık sürenin dolduğu, icra takip tarihi olan 14.06.2024 tarihinden çok önce kefaletin kendiliğinden ortadan kalktığı, müteselsil kefil olan davalının sorumluluğunun sona erdiği, başvuru süresi olarak öngörülen 10 yıllık süre hak düşürücü süre olduğundan, zamanaşımı süresi gibi kesilmesinin sözkonusu olmadığı,
dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince bu süre re'sen nazara alınarak davanın süre aşımından reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefil hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/2977, K. 2025/7804, 25 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama