KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4005 E., 2026/860 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2026
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/143 Esas, 2025/679 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1180 E., 2020/415 K.
Karar Metni
893 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka çalışanlarının talebi ile müvekkilinin özel bankacılık hizmetinden yararlanmak üzere Akbank ...
Şubesinde 2007-2008 yıllarında hesaplar açtığını, ancak hesapların müvekkilinin bilgisi ve talimatı dışında başka şubelere aktarıldığını, müvekkilinin sadece hesap açılımına ilişkin sözleşme kartonlarını imzaladığını ve açılan hesaplar ile sadece faiz geliri elde edilmesinin amaçlandığını, hisse senedi işlemleri, opsiyonlu döviz işlemleri ve buna benzer herhangi bir sözleşme imzalamadığını, buna rağmen sahte imzalarla bu işlemlerin yapıldığını, müvekkilinin hesabında bulunan 713.489,54 TL'den Ağustos 2013 tarihi itibariyle 72,49 TL kaldığını, toplamda 713.417,05 TL zarar oluştuğunu,
müvekkilinin vadeli hesap dışında işlem yapmak istememesine rağmen banka çalışanınca 21.03.2011 tarihinde genel kredi taahhütnamesi gönderildiğini, gönderilen sözleşmenin müvekkilince imzalanmadığını ve bu durumun da sözleşme kapsamında yapılacak işlemlere rıza göstermediğini gösterdiğini, müvekkilinin opsiyonlu döviz işlemi yapmak istemediğini bildirmesi ve sözleşmeyi imzalamamasına rağmen 2012 yılında banka görevlisinin kendisini arayarak opsiyonlu döviz işlemi yaptıklarını ve belgelerin imzalanması gerektiğini bildirdiğini, müvekkilinin bu durumu kabul etmediğini ve belgeleri imzalamadığını,
bundan sonra gönderilen hesap ekstrelerinde faizlerin işletildiğinin ve hesabın korunduğunun belirlendiğini, 30.06.2013 tarihli ekstreye göre hesaplarda toplam 713.489,54 TL para bulunduğunu, 15.07.2013 tarihi itibariyle brüt faizli bakiyenin 717.115,92 TL olduğunu, 17.07.2013 tarihinde gönderilen ekstrede ise bakiyenin 256.561 TL'ye düştüğünün görüldüğünü, müvekkilinin talimatı olmaksızın hesabındaki 713.489,54 TL'den 72,49 TL kaldığını, sonradan yapılan araştırmada 21.03.2011 tarihinde gönderilen genel kredi taahhüdünün ertesi gün müvekkilinin imzası taklit edilerek imzalandığı,
ayrıca aynı şekilde opsiyonlu döviz mevduat işlem sonuç formu imzalatıldığının öğrenildiğini, formdaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin ısrarlar karşısında rehin sözlemesi imzalandığını, bu sözleşmenin sahte olarak düzenlenen opsiyon sözleşmesini meşrulaştırmak için imzalatıldığını, opsiyon kapatma ve yeni opsiyon açılmasına ilişkin talimattaki imzanın müvekkiline ait olmadığını, zararın tazmini için keşide edilen ihtarnameye cevap verilmediğini ve ödemede yapılmadığını, müvekkiline imzalatılan 30.11.2012 tarihli rehin sözleşmesinin içeriğinde her hangi bir talimat izin ya da icazet bulunmadığını,
davalı banka yetkililerinin müvekkilinin imzasını taklit ederek bir takım işlemler yaptıklarını ve bu işlemlerle müvekkilinin zarara uğratıldığını ileri sürerek bankanın ... ... Şubesinde açılan hesaba yatırılan, ancak bankanın dolanlı ve sahte imzalarla yaptığı işlemlerle yok edilen 713.417,00 TL mevduatın 15.07.2003 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 13.05.1998 tarihinden beri bankanın müşterisi olduğunu, davacının 09.11.2006-16.10.2008 tarihlerinde 24 opsiyon satıcısı, 1 adet opsiyon alıcısı olduğu 25 adet türev işlem gerçekleştirdiğini, davacının şikayetleri üzerine Banka Teftiş Kurulu tarafından inceleme yapıldığını, itirazların aksine imzanın davacıya ait olduğunun çıplak gözle anlaşıldığını, davacının 2006 yılından beri yatırım işlemleri konusunda deneyimli olduğunu, dava konusu opsiyon işlemlerinde müvekkili bankanın esasen yurt dışı banka ile davacı müşteri arasında aracılık yaptığını,
cüzi bir işlem komisyonu için yıllardır çalıştığı mevduat müşterisi olan davacıyı riske sokmasının düşünülemeyeceğini, teftiş sonucunda bankanın bilgilendirme eksikliği veya hatasının tespit edilemediğini, tüm sözleşmelerin eksiksiz imzalandığını, bilgi ve belge akışının mevzuata uygun olduğunu, belgelerin eksiksiz düzenlendiğini, müşteri ile yapılan görüşmelerin açık olduğunu, imza inkarının yerinde olmadığı gibi, yapılan işlemlerden haberdar olunmadığı savunmasının dayanaksız olduğunu, müşterinin talimatı ve işlemleri ile oluşan zararın bankaya yüklenmeye çalışıldığını,
davacının yaptığı işlemler sonucu müvekkilinin opsiyonu kapatarak parayı karşı tarafa aktarmak zorunda kaldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişilerce 05.03.2018 tarihli hazırlanan raporda dosya içinde bulunan evrak asıllarında ...'a atfen atılmış imzalarının tümünün ... elinden çıktığının kabulü gerektiği hususlarında görüş ve kanaatlerini bildirdikleri, davalı banka tarafından yapılan opsiyonlu döviz işlemleri nedeni ile davacının uğradığı iddia edilen 713.417,05 TL tutarındaki zarar konusu olan 02.05.20 12... .11.2012 işlem tarihli 1.900.000,00 USD tutarlı opsiyon sözleşmeleri incelendiğinde,
02.05.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin talimat yazısı (imzalı-faks) ve 02.05.2012 tarihli Rehin Sözleşmesi'nden (imzalı-faks) oluştuğu, 30.11.2012 tarihli opsiyon işlemine ilişkin imzalı talimat yazısı ve 30.11.2012 tarihli Rehin Sözleşmesi'nden (imzalı-faks) oluştuğu, davacının bilgisi dışında herhangi bir emir talimatı olmadan yapılmış al veya sat konumundan opsiyon işlemi bulunmadığı anlaşılmış olup 02.05.20 12... .11.2012 işlem tarihli opsiyon sözleşmelerine ilişkin gerekli talimatların alındığı ve işlemlerin davacının bilgisi dahilinde gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm,
davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesaplarında usulsüz ve sahte işlemlere vadeli döviz opsiyon işlemleri yapılarak davacının zarara uğratıldığı iddialarına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4005, K. 2026/860, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama