KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4013 E., 2026/938 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/657 Esas, 2025/798 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/27 E., 2022/315 K.
Karar Metni
1.088 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “... Sigortası” ibareli markanın tescili için ...sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin 2020/35902 sayılı “b ... SİGORTA” ve 2018/28234 sayılı “... ... SİGORTA” ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz üzerine müvekkilinin başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin 2005/13749, 2005/26262, 2005/26256, 2005/26257, 2009/341 18... /06651 sayılı “...” ibareli tescilli markalarından kaynaklanan müktesep hakkının bulunduğunu, taraf markalarının benzer olmadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, aynı/benzer mal ve hizmetlerde kullanılacağını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davacının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğunu, markalarda esas unsurun “...” ibaresinden oluştuğunu, davacının markasında geçen diğer kelime unsurlarının markaya ayırt edicilik katmadığını, davacının “...” ibareli markalarının tescil tarihlerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen kullanılmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetin aynı olduğu, çekişme konusu olan 36. sınıftaki “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.
Gümrük müşavirliği hizmetleri.”'nin tüketicilerin bir kısmının özen ve dikkat göstererek satın aldıkları hizmetler olduğu ancak bu hizmetlerin tüketicilerinin toplumun her kesiminden kişilerden oluştuğu, dolayısıyla eğitim, kültür, sosyo ekonomik durum farkı olmaksızın pek çok kişinin bu hizmetlerin kullanıcısı/tüketicisi durumunda bulunduğu, işbu hizmetler yönünden iltibas eşiğinin orta düzeyde olduğu, davaya konu markanın düz yazı ile “...
SİGORTASI” ibaresinden oluştuğu, söz konusu markanın başında yer alan "ACİL" ibaresinin nitelik bildiren bir kelime olduğu, "PLUS" ibaresinin artı, fazla, pozitif anlamlarına geldiği, "SİGORTA" ibaresinin ise tescil edilmek istenilen bir dizi hizmetin kendisini ifade etmesi nedeniyle markada tali unsur niteliğinde bulunduğu, markanın esaslı unsurunun ... ibaresinden oluştuğu, davaya ve redde mesnet gösterilen markaların bazılarının şekil ve kelime unsurundan oluşan karma marka olduğu, üstte özel tasarlanan B harfi ile bu harfin altında ise ... ve ...
SİGORTA ibaresinden, bazılarının ise düz yazı ile ... TEKAFÜL, ... NOKTASI, ... ... ve ... ... SİGORTA ibaresinden oluştuğu, taraf markalarında ortak ve esas unsurun “...” ibaresi olduğu, “...
Sigortası” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davalının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği, başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markanın genel izlenim yönünden benzer olduğu, aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığı olacağı, “...” kelimesinin herkesin kullanımına açık bir ibare olmadığı, davalının tescilli “...” esas unsurlu/ibareli markaları hükümsüz kılınmadıkça, bu ibarenin aynı mallar üzerinde üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının mümkün olmadığı,
davacı markasında “...” ibaresinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/5 hükmü anlamında açıklayıcı bir unsur olarak da kullanılmadığı, dava konusu marka başvurusunda yer alan 36. sınıftaki tüm hizmetler yönünden mal/hizmet listelerinin aynı/aynı türden olduğu, davacının önceki tarihli markalarından dolayı müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibarıyla özgün niteliği bulunan “... Sigortası” ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet gösterdiği, "b ... SİGORTA" ve "... ...
SİGORTA" esas unsurlu markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibarıyla görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markalarda ortak olarak bulunan "..." ibaresinin, sigorta hizmetlerinin amacına vurgu yaptığı, bu itibarla ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen ibarelerin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı,
markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibas bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığını, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu,
işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varıldığı,
dava konusu başvuru ile davalının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 hükmü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava; YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
6769 sayılı SMK'nın 6/1 hükmünde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği düzenlenmiştir. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde, her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
Somut uyuşmazlıkta davacının marka başvurusu "... Sigortası" şeklinde iken davalı şirketin itiraza mesnet markaları "b ... SİGORTA”, “... ... SİGORTA” ibarelerinden oluşmaktadır.
Davacının marka başvurusunda yer alan "Acil" ibaresinin nitelik bildiren bir kelime olduğu, PLUS ibaresinin İngilizce "artı, fazla, pozitif" gibi anlamlar ifade ettiği, "Sigorta" ibaresinin ise tescil edilmek istenilen bir kısım hizmeti ifade etmesi nedeniyle tali unsur niteliğinde bulunduğu, davalı Şirketin redde mesnet markalarında yer alan "..., Sigorta" kelimelerinin de tali nitelikte olduğu görülmektedir.
Buna göre tarafların markalarının esas unsurunu “...” ibaresi oluşturmaktadır. Davacının başvuru markası ile davalı Şirketin mesnet markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4013, K. 2026/938, 12 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama