KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/410 E., 2025/5419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/54 Esas, 2024/1938 Karar
- Hüküm
- Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/311 E., 2021/676 K.
Karar Metni
1.900 kelime·10 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 13.11.2015 tarihinde düzenlenen "Finansal Kiralama Sözleşmesi" kapsamında, sözleşme konusu makinelerin 60 ay boyunca müvekkili şirketin kiralama/satın alma yolu ile kullanımına tahsis edildiğini, diğer müvekkillerinin ise sözleşmeye kefil olarak imza attığını, müvekkili şirket ve davalı arasındaki sözleşme kapsamında taksit ödemelerinde aksamalar olmuş ise de müvekkilinin sözü geçen makinelerin yarıya yakın oranında borç ödemesini gerçekleştirdiğini,
piyasalardaki bozulmalar neticesinde sıkıntısını davalıya bildirdiğini ve yeniden yapılandırma talebinde bulunduğunu ancak davalının buna yanaşmadığını ve makinelerin rızaen kendilerine verilmesini talep ettiğini, yapılan görüşmeler neticesinde davalı şirketçe yaptırılan ekspertiz sonucu makinelerin değeri 650.000,00 USD olarak bildirildiğini, yapılan görüşmelerin makinelerin ekspertiz değeri üzerinden davalı şirkete iadesi mutabakatı ile sonuçlandığını,
müvekkil şirket yetkilisi ... ile davalı şirketin bu konuda yetkilendirdiği müşteri temsilcisi ... arasında makinelerin teslim edildiği tarihlerde yapılan ve kayda alınan telefon görüşmesinde davalı şirket yetkilisi ...'ın makinelerin teslim tarihi itibariyle ekspertizlerini yaptırdıklarını ve 650.000,00 USD + KDV olarak ekspertiz raporu verildiğini, kendilerinin 740.000,00 USD üzerinden satışa çıkardıklarını ancak müşteri çıkmadığını, fiyatı 650.000,00 USD + KDV olarak revize edip bu değer üzerinden satacaklarını bizzat ifade ettiğini, "makinelerin ekspertiz değerinin altında satılmaması kaydı ile satışa çıkarılacağı,
satış öncesinde müvekkiline gelen tekliflerin yazılı bildiriminin yapılacağı, bu süreçte ve tüm makinelerin satışı yapılana kadar da, müvekkilleri hakkında hiçbir adli ve icrai takipte bulunmayacakları, müvekkilinin kira yükümlülüklerinin teslim tarihi itibariyle sona ereceği" hususlarının bizzat davalı şirket temsilcisi ve müdiresi tarafından taahhüt edildiğini, davalı şirket yetkililerinin isteği ve verdikleri taahhütler üzerine,
sözleşmeye konu makinelerin tamamının 03.06.2018 tarihli mutabakat kapsamında ve 06.06.2018 tarihli teslim tutanağı ile davalı şirkete eksiksiz ve çalışır vaziyette teslim edildiğini, iade ile birlikte müvekkilin şirket elindeki tüm müşterilerini kaybettiğini, işçilerin işine son verdiğini, üretim yapamadığı için de iş, gelir, piyasa güveni ve ihracat geliri kaybına uğradığını, ekspertiz tarihi itibariyle müvekkilinin muaccel hale gelmiş kira borcunun ise 23.000,00 USD olup ekspertiz değeri sonrası bakiye kira borcu olarak 23.000,00 USD üzerinde anlaşma sağlandığını, her ne kadar davalı şirketin,
müvekkillerine 28.08.2018 tarihli ihtarnameyi keşide ederek fesih bildiriminde bulunmuş ayrıca kira alacağı talep etmiş ise de müvekkilerince davalı şirkete gönderilen ihtarname ile taleplerin reddedildiğini, makinelerin davalıya teslim edildiği tarih itibariyle borcun 23.000,00 USD'sinin kabul edildiğini, hal böyle olmasına karşın davalı şirketin, makineleri teslim almadan önce müvekkiline verdiği taahhütleri tutmayarak icra takibi başlatmak suretiyle, sözleşmenin teminatı olarak verilen ipoteklerin paraya çevrilmesi yoluna gittiğini, söz konusu icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu,
davalı şirketin makineleri teslim aldığı halde ileriye dönük ve müvekkilinin kullanmadığı döneme ait kira bedelini tahsil etmek istediğini, müvekkilinin makineleri iade ettiği tarih itibariyle herhangi bir kira sorumluluğu kalmadığını, kiralama sözleşmesinin genel işlem koşulu niteliğinde hükümler içerdiğinden bağlayıcılık taşımadığını, faiz istenmesinin haksızlık içerdiğini, davacı asillerin sözleşmedeki kefaletlerinin geçersiz olduğunu, zira bilgilendirme yapılmadığı gibi kendi elleri ile yazılmadığını, eş rızasının da alınmadığını, ...'ın eşinin okuma yazma bilmediğini,
eşinin kefaletinden haberi olmadığını ileri sürerek sözleşme ve icra takibi sebebiyle müvekkilleri şirket ve kefillerin, davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitine, icra takibinin iptaline, yargılama esnasında ipoteklerin paraya çevrilmesi ihtimalinde, tahsil ettiği ipotek bedelinin davalıdan ticari faizi ile birlikte istirdadına, icra takibinde haksız ve kötüniyetli olunduğundan, karşı tarafın talep ettiği alacak aslının %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı gerçek kişilerin hem kefil hem de aval veren olduğunu, aynı zamanda ipotek verildiğini, davacıların süresinde kira borçlarını ödememesi nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, malların da iade alındığını, bu konuda davacıların beyan ve ibraname verdiğini, 6 adet kiranın geciktirildiğini, kiralanan makinelerin 13 tane olup sadece dördünün satıldığını ve borca mahsup edildiğini, takipten sonra diğerlerinin de satıldığını, tüm satış bedellerinin borca mahsup edildiğini, icra müdürlüğüne de bildirilip harçlarının ödendiğini, müvekkili şirket çalışanı ile davacıların konuşmasının müvekkilini bağlamadığını,
ipoteğin paraya çevrilmesine ilişkin takibin iptali için dava açıldığını, kefil olan davacıların şirket ortağı sıfatını taşıdıklarını ve kefaletlerinin geçerli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı, davalı şirket çalışanı ile yaptığı anlaşmada ekspertiz bedeli olan 650.000,00 USD üstünde kalan 23.000,00 USD kadar borç kaldığına dair mutabakat sağlandığını iddia etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme ve kanun hükmü nazara alındığında bu iddiaya itibar edilemeyeceği, bu konuda davalı şirket yetkililerinin verdiği bir delil de olmadığı, davacı ... kefalet tarihinde bekar ve diğer kefil davacılar ise asıl borçlu şirketin ortak ve yetkilileri olduğundan davacıların kefalete ilişkin itirazlarının yerinde görülmediği,
davacıların genel işlem koşulu içerdiği yönünde sözleşmenin geçersizliğine ilişkin iddialarının da, sözleşmenin içeriği, üzerinden geçen süre, tarafların tacir olması ve basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümlülüğü olması nazara alınarak haklı bulunmadığı, bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere davacıların asıl ve kefili olduğu finansal kiralamaya konu malların kira bedelinin ödenmesinde gecikme yaşandığı, yapılan görüşmeler üzerine davacıların makinelerini rızaen davalıya teslim ettiği ancak bakiye dönem ve geçmiş ödenmemiş kiraları ödemediği,
bu durumda 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca, iade edilen malın üçüncü kişilere satılması hâlinde sözleşmede aksi bir değer kararlaştırılmadıkça satış bedelinin, vadesi gelmemiş finansal kiralama bedelleri ile varsa kiralayanın bunu aşan zararı toplamından düşük olması durumunda aradaki farkın kiracı tarafından kiralayana ödenmesi gerektiği, davalının da bu nedenle makineleri sattığı, satış bedellerini borca mahsup ettiği, takip tarihi itibarıyla 534.447,91 USD asıl alacağının olduğunun anlaşıldığı,
taraflar arasındaki sözleşme feshedildiği ve tasfiyeye gidildiği için artık ipotek senedindeki faiz oranı üzerinden faiz işletilemeyeceği, fesih ile birlikte oluşan alacağa 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4/a maddesi uyarınca faiz işletilmesi gerektiği, bunun da bilirkişi tarafından 35.322,74 USD olarak tespit edildiği, bu miktarın yerinde olduğu, bilirkişi tarafından KDV hesabı da yapılmış ise de, icra takip talebinde KDV istenmediği için bu hususun değerlendirmeye alınmadığı, davalı tarafça yapılan satış gelirlerinin takipten sonra da borca mahsup edildiği, bu durumda yapılan işlemin kanuna uygun olduğu,
sadece takip talebinde işlemiş faiz yönünden davanın haklı olduğu, davalı taraf sigorta primleri yönünden de bakiye alacak için takip talebinde bulunmuş ise de makinelerin tesliminden sonraki sigorta primlerinden davacıların sorumlu olmayacağı, sözleşmenin feshi tarihi itibarıyla davacıların bu yükümlülüğünün sona erdiği,
fesih tarihinde prim borcu bakiyesi 15.727,61 TL iken davacıların daha fazlasını ödediği ve bu borcun sona erdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3276 E. sayılı takip dosyasına konu alacağın takip tarihi itibariyle asıl alacak 534.447,91 USD olduğundan, bu kısma ilişkin menfi tespit talebinin reddine ancak takip sonrası yapılan tahsilatların mahsubu ile bakiye asıl alacağın 258.150,50 USD kaldığının tespitine, davanın işlemiş faiz yönünden kısmen kabulü ile,
takip tarihi itibariyle hesaplanan 35.332,74 USD işlemiş faiz bulunduğunun ve takipten sonra yapılan ödemeler sonrası bakiye faizin 11.587,00 USD olduğunun tespitine, geri kalan işlemiş faize yönelik davanın kabulü ile, kabul edilen kısım yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin bu kısım yönünden iptaline, takibe konu sigorta primi olan 9.221,81 TL yönünden davanın kabulüne ve davacının bu miktar yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, bu kısma ilişkin takibin iptaline,
davalının takibinde kötüniyeti sabit olmadığından ve davacı tarafça da herhangi bir tedbir uygulanmadığından icra tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacı tarafça İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3276 E. sayılı icra dosyasında talep edilen alacak miktarınca dava değeri gösterilerek harç yatırıldığı, mahkemece takip yönünden hüküm kurulduğu ancak davacılardan ...'ın takip borçlusu olmadığı anlaşılmakla, bu davacı yönünden takibe yönelik menfi tespit davasının husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı,
İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün 2019/3276 E. sayılı icra dosyasında düzenlenen icra emrinde kira alacağına işlemiş temerrüt faizinin 22.234,98 USD'lik kısmının iptali ile 197.190,36 USD olarak düzeltilmesine, yine aynı icra emrindeki 9.221,81 TL sigorta prim alacağını ve bu alacak yönünden talep edilen işlemiş faiz ve ferilerinin iptali ile belirtilen hususların nazara alınarak yeniden icra emri düzenlenmesine karar verildiği,
bu karar üzerine davalı alacaklı vekilinin 04.02.2021 tarihinde talepte bulunarak davacı borçlulara 534.447,91 USD kira alacağı, 197.190,36 USD işlemiş yıllık %25 faiz alacağı üzerinden icra emri düzenleterek borçlulara tebliğ edildiği anlaşıldığı,
davaya konu faiz alacağının 22.234,98 USD' lik kısmı (dava tarihindeki kur olan 1 USD=6.8530 TL karşılığı 152.376,32 TL) ile takibe konu 9.221,81 TL sigorta prim alacağı faizine ilişkin kısmın konusuz kaldığı ve toplam 161.598,13 TL'lik kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu hususun dikkate alınmamasının yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına,
davacı ...'ın takibe konu borçtan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti talebi yönünden davacı sıfatı bulunmadığından bu talebin husumet yokluğundan reddine, davacılar ..., ... ve ... Tekstil San. Tur. İç ve Dış Ticaret Ltd.
Şti.'nin menfi tespit davasının kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3276 E. sayılı takip dosyasına konu faiz alacağının 22.234,98 USD'lik kısmı (dava tarihindeki kur olan 1 USD=6.8530 TL karşılığı 152.376,32 TL) ile takibe konu 9.221,81 TL sigorta prim alacağı faizine ilişkin kısmı iptal edildiğinden,
konusuz kaldığı anlaşılmakla bu kısma yönelik menfi tespit talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2019/3276 E. sayılı takip dosyasına konu alacağın dava tarihi itibariyle 276.297.41 USD asıl alacak ile takibe konu 107.909,36 USD işlemiş faiz (TL karşılığı 2.632.969,00 TL) yönünden davalı alacaklıya borçlu bulunmadığının tespitine, 1.594.281,33 TL yönünden davanın reddine, davalının takibinde kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından ve davacı tarafça da herhangi bir tedbir uygulanmadığından,
davacılar ve davalı yönünden tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibi nedeni ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin açılan davada Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak sureti ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmesi yerinde ise de hükmün İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin bölümünün 4/b ve 4/c bendlerinde davacı ve davalı sıfatları karıştırılmış, yapılan bu maddi hata sonucu hükümde karışıklık meydana gelmiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/410, K. 2025/5419, 17 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama