KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/4299 E., 2026/1053 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Şubat 2026
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/946 Esas, 2025/533 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2020/568 E., 2022/132 K.
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına kayıtlı araçlardan bazılarının kiralık olarak başkaca kişilere verildiğini, kiralayan şahısların kullandığı ve müvekkiline ait araçların ülkenin farklı yerlerinde aldıkları yükleri taşıyıp gelir elde ettiklerini, davacının lojistik sektöründe büyük bir itibara sahip olduğunu, şirket yetkililerinden ...'un şirket adına daha öncesinde bastırılmış olan 00510 63...
64 seri numaralı çekleri tek başına imzalayarak alacaklı görünen davalıya teslim ettiğini, davalının da Osmaniye 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/48 Değişik İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alarak davacı müvekkili aleyhine dava konusu çek ile yasal işlemlere başladığını, takibe geçilen bir diğer çekin alacaklı görünene tesliminden, keşide edilmesinden, tutarından diğer şirket yetkilisi olan ...'un haberdar olmadığı gibi imzasının da bulunmadığını, müvekkili firmanın diğer yetkilisi ...'un diğer şirket yetkilisi ...'dan habersiz olarak yine şirkete 80... , 01... ,
80... plakalı araçları alacaklı görünen şirket yetkilisi olan Mehmet Buğra Uluğ'a sattığını, davalı tarafından icra dosyası tahsilatı yapılması durumunda davalının sebepsiz zenginleşeceğini ileri sürerek Osmaniye 1. İcra Müdürlüğünün 2020/3935 E. sayılı dosyası ve Osmaniye 2. İcra Müdürlüğünün 2020/3963 E. sayılı dosyasından yana müvekkili şirketin davalı alacaklı görünene herhangi bir borcu olmadığının tespitine, dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, takibe konu çeklerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların defterlerindeki kayıtlar karşılıklı olarak birbirini doğrulamadığından delil olarak kabul edilemeyeceği, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesinden BA-BS formlarının celbedildiği, davalı şirket tarafından 29.07.2020 tarihli 1.496.820,00 TL bedelli ve 29.07.2020 tarihli 253.180,00 TL bedelli faturaların vergi dairesine BS formu olarak bildirildiği ancak davacı şirket tarafından BA bildirim kaydı bulunmadığı, davalı tarafça malın teslimine ilişkin dört adet veresiye teslimat fişinin sunulduğu,
veresiye teslimat fişi altında imzası bulunan şahısların tanık olarak dinlenildiği, tanık ...'ın davalı şirket çalışanı olduğu ve veresiye teslim fişleri altındaki imzayı kabul ettiği, teslim fişine konu malların kendisi tarafından teslim edildiğini beyan ettiği, tanık ...'un ise davacı şirket yetkilisi olduğu ve teslim fişi altındaki imzayı kabul ettiği, malların kendisi tarafından teslim alındığını beyan ettiği,
her ne kadar davacı tarafın şirket yetkilisi ...'un şirketi zarara uğratmak amacıyla hareket ettiği iddia edildiğinden tanığın beyanları objektif beyan olarak değerlendirilemeyecek ise de tanık ... tarafından da malın teslim edildiği beyan edildiğinden davalının malın teslim edildiği iddiasını ispatladığı yönünde kanaat edinildiği, taraf şirketler arasında önceye dayalı devam eden ticari ilişki bulunduğu,
şirketin diğer yetkilisi ... tarafından da davalı şirketle bir takım araç alım satım işlerinin yapıldığı dikkate alındığında şirket yetkilisi ... ile davalı şirket yetkilisi... arasındaki akrabalık ilişkisinden dolayı davalı tarafın kötüniyetli ve davacı şirket yetkilisi ... ile işbirliği içerisinde olduğu iddiasının ispatlanamadığı ve bu hususun davalı şirkete karşı ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çekten kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/4299, K. 2026/1053, 24 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama