KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/642 E., 2025/5379 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1587 Esas, 2024/1829 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/14 E.- 2022/224 K.
Karar Metni
656 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Kurum nezdinde 2019/131116 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun yayımı sonrası davalı şirketin 2013/06290 sayılı ve "... ..." ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabul edildiğini, bu karara karşı müvekkilinin yeniden inceleme talebinin ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2021-M-9357 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkili başvurusu ile davalı markası arasında bir benzerlik bulunmadığını, davalı markasında “...” ibaresinin ön planda olduğunu,
redde gerekçe markadaki “yo” hecesinin “yoğurt” kelimesinin kısaltması olup, “...” ibaresinin ise “sağlık” anlamına geldiğini, bu haliyle davalı markasının “... sağlıklı yoğurt” anlamına geldiğini, müvekkili markasının ise “...” şeklinde ve "doğal, vitaminli, taze" ibarelerin ilk hecelerinin birleşimi ile oluşturulduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı yan markasının sadece yoğurt ürününde kullanıldığını, müvekkili markası kapsamındaki emtialar ile davalı markasındaki emtiaların örtüşmediğini ileri sürerek 2021-M-9357 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin çok sayıda markasının bulunduğunu, “...” ve “...” markaları ile oluşturulan seri markalarının mevcut olduğunu, davacı yanın “...” ibareli markası ile müvekkili markalarının benzediğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, başvurunun müvekkilinin markaları kapsamıyla aynı sınıflarda tescilinin talep edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf markalarının 29, 30, 31, 32 ve 43. sınıflarda aynı/aynı tür ve benzer mal ve hizmetleri kapsadığı; taraf markalarında “...” harflerinin birebir aynı dizilimle yer aldığı,
markaların yalnızca başlangıç sesleri itibariyle farklılaştığı, bu çerçevede taraf markalarının her ne kadar başlangıç sesleri tek bir harf itibariyle farklılaşmış ise de kalan harflerin birebir aynı dizilimdeki sesli ve sessiz harflerinden oluşmasından kaynaklı olarak işaretler arasında yüksek düzeyli bir işitsel benzerlik bulunduğu gibi yine görsel anlamda da harf dizilimsel bir benzerliğin mevcut olduğu,
tüketicilerin taraf markaları ile farklı zamanlarda karşı karşıya kaldığında, duyduğunda ya da markaları algıladığında veyahut markalar ile aynı zamanda, aynı tür ürünler üzerinde, mevcut marka görselleri ile karşı karşıya kaldıklarında, satın almak isteyecekleri markanın hangisi olduğu konusunda tereddüt yaşayabilecekleri gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu başvurunun esas unsurunun "...", davalının itiraza mesnet 2013/06290 sayılı markasının esas unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, "..." harf dizilimini ortak olarak içeren taraf markalarının sadece baş harflerinin farklı olduğu, markaların ayırt edici nitelik katacak görsel bir unsur da içermediği,
aralarında görsel benzerlik bulunan dava konusu markaların "..." ibarelerinin işitsel ve telaffuz açısından da benzer oldukları, bu durumda, dava konusu başvurunun aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasının ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/642, K. 2025/5379, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama